Sol Gözüm
Yakın tarihimizde -özellikle de 80’li-90’lı yıllarda- öyle sloganlar ortaya çıkmıştır ki, halkın her kesimi üzerinde kalıcı etkiler bırakmış, bilinçlerde yaşam biçimlerinde değişikliklere neden olmuştur. Bunlardan birkaçını aktarırsak ne demek istediğimiz daha kolay anlaşılır herhalde:
“İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek!”, “Direnmek Yaşamaktır!”, “Haklıyız Kazanacağız!”, “Susma, Sustukça Sıra Sana Gelecek!”, “İstiyoruz, Vermezseniz Alacağız!”, “Unutmadık, Unutturmayacağız!”
Bugün de bu sloganlar direncimizi, kinimizi-öfkemizi, umut ve hayallerimizi-hedeflerimizi en özlü biçimde ortaya koymaya devam ediyor.
Bu sloganların hemen hepsi -yukarıda da belirttiğimiz gibi- ’80’li-90’lı yıllara damgasını vuran sloganlardır ve bugün de taşıdıkları mesajlarla, dile getirdikleri taleplerle güncelliklerini korumaktadır… Bu anlamıyla güncelin ötesinde, tarihsel-evrensel bir anlam ve boyut kazanmışlardır.
‘Bu sloganlar nasıl ve hangi koşullarda ortaya çıkmıştır’ diye sorulursa, dönüp ’80’li-90’lı yıllara yakından bakmamız gerekir.
’90’lı yıllar, katliamların, yargısız infazların, insanlık dışı işkencelerin belirlediği bir süreçtir. Ama bu süreç aynı zamanda dişe diş sürdürülen bir mücadele ve direniş sürecidir de.
Kan ve acıyla yoğrulan böyle bir süreçte, kanı dökülenlerin, acı çekenlerin dirençlerini-umutlarını haykırışlarıdır bu sloganlar.
Bu sloganlar, işkencede acı çekenlerin-direnenlerin; pusularda katledilen-kaybedilen ama teslim olmayanların mirası ve kalanların umudu olarak haykırılmaya devam etmiştir.
Bu sloganlar öfkenin, kararlılığın, pes etmeyen iradenin ve solmayan hayallerin-umutların haykırışıdır. Hepsinin ayrı, önemli dersler içeren hikayeleri vardır. Biz bugün bunlardan “Unutmadık Unutturmayacağız!” sloganını ele alıp “hikaye”sini özetlemeye çalışacağız.
Hiçbir Şeyi ve Hiç Kimseyi Unutmadık ve Unutturmayacağız, Hep Hatırlatacağız!
Dev-Genç içinde akademik-demokratik mücadelesini sürdüren Birtan Altunbaş, 9 Ocak 1991 tarihinde birçok öğrenci arkadaşıyla birlikte gözaltına alınır. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Ankara’da da Siyasi polisin (DAL -Derin Araştırma Laboratuarı) tek silahı işkencedir. 15 Ocak’ta Birtan’ın vücudu, gördüğü yoğun işkencelere dayanamaz ve o gün Birtan işkence tezgahında can verir. Cinayet 2-3 gün sonra ortaya çıkar. İşkenceci katiller, Ankara Numune Hastanesi’nde göstermelik bir otopsi yaptırdıktan sonra Birtan’ın cenazesini memleketine götürüp ailesine teslim etmişlerdir.
Cenaze töreninin bile yapılamadığı koşullarda, devrimci arkadaşları Birtan için gazetelere ilan vermek isterler. Ancak bu hiç de kolay değildir, salt bir ilanı kabul ettirmek için günlerce uğraşmak gerekir.
İlan’ı kabul eden tek gazete Cumhuriyet’tir, diğerleri konunun konuşulmasına dahi yanaşmazlar. Cumhuriyet ilanın yayınlanmasına evet demiştir görünüşte ama…
Cumhuriyet’in sansürü vardır bu kez Birtan’ın devrimci arkadaşlarının karşısında. Yayın ilkelerimiz adı altında devrimcilere sansür uygulanmakta, içinde herhangi bir örgütlenme ismini kabul etmediği gibi “Mücadele”, “Direniş”, “Hesap”, “İşkence”, “Faşizm” vb. türünden kelimelerin de ilan metninde yer almasını kabul etmemektedir.
Birtan gibi bir değerin kaybı ve ona karşı son görevlerin yapılamamasının üzerine gelen bu sansürün yarattığı öfkeyi bugün dahi tanımlamak zordur. Ancak o öfke, kendini tarihsel bir biçimde dile getirmiş, “Unutmadık Unutturmayacağız!” sloganını ortaya çıkarmıştır.
29 Ocak günü verilen ilanın yine yayınlanmaması ve gerekçe olarak yine “sakıncalı” bir kelimenin gösterilmesi üzerine işkenceci katillerin yanı sıra, ikiyüzlülüğe, korkunun esaretine ve teslimiyete olan öfkenin ifadesi olarak, bir resim ve “Unutmadık Unutturmayacağız” yazısıyla tekrar gönderilmiş ve ertesi gün (30.01.1991) nihayet yayınlanmıştır.
Bu slogan o günden bugüne haykırılıyor ve her haykırıldığında işkencecilere, katillere ve efendilerine korku salmaya devam ediyor.
Acaba birilerini de utandırıyor mu?
Unutmadık, Unutturmayacağız!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!