Savaş ve ekonomik nedenlerden dolayı ülkesinde kalamayıp göç yollarına düşen insanların ağır insani dramları onların tarihi oluyor. Öyle ki binbir tehlikeyi göze alıp yollara koyulmak zorunda kalıyorlar. Birçoğunun acı dolu yol hikayeleri, mülteci olduğunda da daha farklı sorunlar, sıkıntılar, dışlanma, aşağılanma…
Türkiye coğrafi konumundan dolayı, Ortadoğu’dan, Afrika’ya, Asya’dan Orta Asya’ya kadar göç alıyor ve Avrupa’ya geçiş bölgesi olarak bakılıyor. Sadece İran, Irak ve Suriye değil, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Kongo, Ruanda ve Nijerya’dan Türkiye’ye giriş yapıp oradan da Avrupa’ya geçiliyor. Bu geçişler tehlikeli, üstelik ölümlerle ve katmerli acılarla da sonuçlanıyor. Bu acılardan kadınlar ve çocuklar iki kat daha fazla etkileniyor.
Geçiş sırasında devletin eline düşmemişse… Yolda donarak ölmekten tutalım da hayvanlar tarafından parçalanmış bedenler, tecavüze uğramış kadınlar… hepsi birbirinden acı hikayeler. Bütün tehlikeleri atlatıp ulaşmışsa bir yerlere, ayrı ızdırap yaşatan mültecilik süreçleri…
Van gölü mültecilerin ölüm rotası…
Mülteciler kışa, covid-19 salgınına rağmen yollara dökülüyorlar. İran sınırında Van üzerinden geçişler yapılıyor. Birçok habere konu olan Van’dan Tatvan’a küçük balıkçı tekneleriyle geçiş yapılıyor. Alabileceğinden fazla sayıda mültecinin tıkıştırıldığı teknelerden suya gömülenler oluyor. Birçok defa, insanların daha güzel gelecek hayaliyle bindiği tekne batmış ve Van Gölü hayallerinin mezar olmuştur. Ulaşılan cesetler ailelerine bile teslim edilmeyip Van’da kimsesizler mezarlığına defnedilmiştir.
Kadınları ve çocukları bekleyen tehlike
Savaş’tan kaçıp insanca yaşam hayalleriyle yola çıkan her insanın farklı yaşanmışlıkları varken kadınlar ve çocuklar daha fazla insanlık dışı olaylarla karşılaşıyor. Kaçakçı simsarların eline düşünce hele de tek başına bir kadın olunca daha rahat ezme ve kullanmayı kendinde hak gören zavallıların cesaretlenmesine neden olur. Sınırı geçiş bölgesinde kaçakçının ”sizin güvenli geçebilmenizi beklememiz lazım” deyip günlerce aylarca oyalayabiliyorlar. Sınırdan geçirilmediği hallerde ise kadın konakladığı evin erkeğinin eşi oluyor…
Kadın ve çocukları göç yollarında, sınır geçişleri ve sonrasında bekleyen en büyük tehlike şiddet, cinsel saldırı ve istismar. Şiddet ve istismar, henüz bulundukları ülkedeki çatışmalar sırasında başlıyor. Kaçış ve göç yolunda, sığınılan ülkede artarak devam ediyor. Van’da da mülteci kadın ve çocuklar cinsel saldırı ve istismar tehdidi ile karşı karşıya.
İranlı sığınmacı Z.N.’nin Van Geri Gönderme Merkezi’nde görevli iki kişinin tecavüzüne uğradığı geçtiğimiz günlerde basına yansıdı.
Uzun süre tecavüze uğradığı yerde kalmış Z.N. ilk fırsatta tercüman aracılığıyla başına gelenleri anlatınca şikayet, mahkeme, DNA sonuçları derken Z.N. haklı bulunmuş fakat şimdi kayıp! Avukatları ilgili makamlara sorduklarında ”Z.N. adlı kişi muhtemelen geri dönmüştür,” cevabı alınmış! Mahkeme sonuçlanmadan olayın üstünü kapatma çabaları söz konusu.
Ruandalı bir kadın İran sınırından geçip Türkiye’ye girerken üç göçmen kaçakçının tecavüzüne uğruyor. Yargıya intikal eden olayda bir kaçakçı tutuklanıyor diğerleri ise firari. Van Barosu, yetkili kurumlardan Ruandalı kadının kimlik bilgilerinin yanı sıra bulunduğu yerin bilgisini istiyor. Resmi talebe verilen yanıtta “Bu isimde bir kişiye ulaşılamadı” deniliyor. Van Barosu Göç ve İltica Komisyon Üyesi Avukat Mahmut Kaçan, Ruandalı göçmen kadına dair bilgilere ulaşılamamasına ilişkin “kuvvetle muhtemel sınırdışı edildiğini düşünüyoruz” yorumunda bulunuyor…
Bunlar sadece birkaç örnek. Acılarla, şiddet ve tecavüzlerle dolu daha bir yığın yaşanmışlık var geride…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!