Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
Öğrenci / İzmir: Merhaba, Birleşik Mücadele Güçleri (BMG)’nin kuruluş sürecine fikirsel ve pratik düzeyde katkı sunan herkesi selamlıyor ve sevgilerimi iletiyorum. Haziran Ayaklanması’nın yenilgiyle sonuçlanmasının ardından toplumsal muhalefetin “geri çekildiğine” şahit olduk. Bu “geri çekilme” durumu ile eş zamanlı olarak devletin saldırgan tutumu da arttı.
Devletin Kürdistan’daki saldırıları yoğunlaştı ve HDP’li belediyelere kayyum atandı. Barış Akademisyenleri ihraç edildi. Üniversitelerdeki faşist çeteleşme ve ÖGB saldırıları arttı.
Kadına yönelik şiddet arttı ve failler ‘erkek adalet’ aracılığıyla çoğunlukla serbest bırakıldı.
İşçi grevleri ve eylemleri çoğunlukla yasaklandı. Sol oldukça parçalı bir yapıya sahip olmasının ve varolan pasifizmin de etkisiyle devletin saldırılarına güçlü bir karşılık veremedi, diğer bir ifadeyle direnemedi.
Birleşik Mücadele Güçleri’ni hem sosyalist soldaki parçalı durumu hem de var olan pasifliği yok edebilecek bir deneyim olarak değerlendiriyorum. Bunun yanısıra BMG “farklılıklarına rağmen sosyalistler neden birleşmiyor?” sorusuna da cevap veren bir deneyim. Bu yönüyle bana hem heyecan hem de umut veriyor. Herkes bir kıvılcımın bozkırı tutuşturmasını bekliyor ya da arzuluyor.
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğuna boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?
Öğrenci / İzmir: Türkiye’de var olan siyasal, ekonomik ve sosyal krizlerin pandemi süreciyle birlikte derinleşmesi ve yeni krizlerin oluşması sınıflar mücadelesini keskinleştirmekte. Bu krizler burjuvazinin işçi sınıfına, emekçilere ve gençliğe açlıktan, sefaletten, geleceksizlikten başka bir şey sunmadığını bir kez daha gösteriyor. Özellikle de pandemi döneminde artan intiharlar bu durumun bir göstergesi.
Yanı sıra örgütlülüğün adeta lanetlendiği -Boğaziçi direnişinde de görüldüğü üzere-, devletin ve sendikal bürokrasinin saldırıları ile işçi sınıfının kazanımlarının ve öz mücadelesinin yok edilmeye çalışıldığı, Kürtlere yönelik saldırıların arttığı, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin günden güne daha fazla hedef alındığı ve çeşitli saldırılara uğradığı bir dönemde ezilenlerin sorunlarına kulak veren, bu sorunlara yönelik çözümleri programında barındıran ve anti-faşist perspektife sahip olan birleşik mücadelenin inşa edilmesi bu dönemin acil ihtiyaçlarından biridir.
Birleşik Mücadele Güçleri’nin kuruluşu bu boşluğun doldurulmasına yönelik bir adım. Dilerim ki uzun soluklu ve başarılı bir deneyim olur. Şimdi karanlıkların üstüne yürüme ve faşizmi yok etme zamanı!
***
Alınteri: Geçtiğimiz günlerde 7 devrimci yapı (Alınteri, Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Mücadele Birliği Platformu, Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu) birleşerek BMG’ni kurdu. Herkesin “birleşmiyorsunuz, dağınıksınız, parça parçasınız” diye eleştirdiği bu yapıların oluşturduğu Birleşik Mücadele Güçleri’nden beklentiniz nedir? Sizce bu güçler ilk olarak neye el atmalı, ne yapmalı?
STK çalışanı / İzmir: Beklentim dağılmamaları. Egosantrik yaklaşımlarla kolektif hareketin ruhu kaybedilmez umarım. Vallahi her alana sinmiş bir cezasızlık geleneği var. Topyekûn bunun üzerine gitmek, gidilmesini sağlamak, bunun değişmesi için politika üretmek öncelikli geliyor. (Keşke böyle yazdığım gibi/kadar kolay olsa)
Alınteri: Her türlü zoru ve zorbalığı kullandığı halde rejim toplumun büyük bir çoğunluğun boyun eğdiremedi. Kürtler, kadınlar, gençler, doğasına sahip çıkan köylüler direniyor. Siz de bu dinamiklerin bir parçasısınız, bu dinamikleri bir kanalda birleştirebilmek için somut olarak herkes kendi çapında neler yapabilir, neler yapmalı?
STK Çalışanı / İzmir: Konuşabilir. Güvendiği ya da göze aldığı ortamlarda (malum muhbirlik âdet olmuş) itirazlarını dile getirebilir, adaletsizliği gördüğü yerde adını koyup reddedebilir. Söz düzleminde bile yapsa güç ve cesaret verici olur, eyleme geçmek için başlatıcı olur.
Alınteri’nin notu: Bu iki soru doğrultusunda görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız ortak mücadelemize katkıda bulunmuş olursunuz:
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!