William Golding
Alegoriyi sevenler için tam bir başucu kitabı “Sineklerin Tanrısı. Eğer kitap üzerine düşünmek istiyorsanız bunu son sözü okumadan yapın, zira Mina Urgan şahane bir son söz yazmış ve değerlendirme yapabilecek kimseye söz bırakmamış. Yine de kitabı edinmemiş ve edinebilecekler için birkaç kelam edelim.
Nobel ödüllü William Golding’in ıssız bir adaya düşen çocukların serüvenlerini anlattığı, kahramanları çocuk olsa da aslında insan doğasının vahşiliğinin kendisini henüz çocuk dünyasında ortaya çıkardığını konu edindiği bu sürükleyici ve edebi olarak çarpıcı kitabı herkese tavsiye ederim.
Olay modern çağda geçiyor olsa da aslında bunun pek de önemi yoktur zira her şeyden uzak adanın dış dünyayla bağlantısı bulunmamaktadır. Kitapta üzerinde durulacak birçok husus var, ancak bunlardan belki de en önemlisi adadaki çocukların tamamının erkek olmasıdır. Jack, Ralph, Domuzcuk karakterleri üzerinden insanların doğuştan getirdiği liderliği ele geçirmek için gruplaşma, dost edinme, gerekirse öldürme içgüdülerini ortaya koyan, olay örgüsünü ve karakterleri müthiş bir teknikle kaleme alan yazarı kutlamak gerekiyor.
Barındırdığı imgeleri fark edebilmek için dikkatlice ve defalarca okunması gerekiyor, diye düşünüyorum:
“Beyaz dişleri gördü, donuk gözleri gördü, kanı gördü. Simon’ın gözleri, o çok eski, o yadsınmaz bilgiyi kabul etti. Simon’ın sağ şakağında bir damar, beynini dövercesine zonklamaya başladı.”
Bir kitap, demokrasinin ve faşizmin karşı karşıya gelişini ancak bu kadar güzel anlatabilir, üstelik bu kavramları kullanmadan anlatması harikulade olmuş.
Keyifli okumalar…
Gürbüz Deniz
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!