Sokakların polisin özgürce işkence yapabileceği merkezlere dönüştürüldüğü bu koşullarda Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş’ın imzasıyla bu işkenceciliği daha da kışkırtacak bir genelge yayınlandı. Genelgede görevli polislerin ve sivillerin ses ve görüntü kayıtlarının sosyal medyada paylaşılmasının, “özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği”, ses ve görüntü almanın da görevi yapmayı engellediği ifade ediliyordu. Yasal bir dayanağı olmayan bu genelge 1 Mayıs’ta fiilen uygulanırken emniyetin tepesindeki Süleyman Soylu da katıldığı bir TV programında genelgenin Anayasa’ya aykırı olmadığını söyleyerek basını kapsamadığını iddia etti!
Asıl dertlerinin herhangi bir vatandaşın polis şiddetini görüntülemesi, toplumda yaygınlaşan bu bilincin kırılması olsa da, basının bu kapsam dışında olmadığı da apaçık ortada. Sayısız olayın basının objektifleriyle açığa çıktığı bir ülke olan Türkiye’de bu elbette düşünülemez. Nitekim polisin 1 Mayıs gününde şiddetini belgelemeye çalışan gazetecileri engellemesi, bu engelini açıkça genelgeye dayandırması bunun özetidir.
Anayasa’nın 27. Maddesi’ne uygunmuş!
CNN Türk canlı yayınında polis saldırısı sırasında görüntü ve ses kaydı alınmasının yasaklanmasını içeren genelge hakkında da konuşan Soylu, ‘anayasaya aykırı bir durum yok’ diyerek her zamanki pişkinliğiyle şunları söyledi:
“Kişisel Verileri Koruma Kurulu var. Bu kuruldan değerlendirme almadan adım atmayız. Anayasa’nın 27. maddesi kişi hakkındaki özel hayatın gizliliğini ortaya koyar. Kesinlikle Anayasa’ya aykırılık söz konusu değil. Genelge Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesidir.
Basın özgürlüğünü engeller mi? Engellemez. Orada basın özgürlüğü ile ilgili herhangi bir durum söz konusu değildir. Basın çekebilme hakkına sahiptir. Kişinin rızası olmadan bırakın polis memurunu, normal bir vatandaşın da telefonla kameraya kayda alamazsınız.”
Kararname-genelge devri!
Genelge, 1 Mayıs öncesinde gerek işçi direnişlerine gerekse 1 Mayıs için yapılan eylem ve etkinliklere dönük gerçekleşen polis şiddetinin hemen akabinde ve 1 Mayıs’ın arifesinde, 30 Nisan’da çıkarıldı. Özellikle 29 Nisan’da İzmir’de yapılan 1 Mayıs etkinliği sırasında polis, yere düşürdüğü bir kişinin boynuna ABD polisinin George Floyd’a yaptığına benzer şekilde diziyle bastırmış ve bu görüntü sosyal medyada hızla yayılarak büyük bir tepkiye eden olmuştu.
Polis 1 Mayıs’ta yasal bir nitelik kazanmadan bu genelgeyi öne sürerek basını engelledi. Yol TV muhabiri Özge Uyanık’a yapılanlar ve polisin söylemleri bu açıdan çarpıcı oldu. Polis, genelgeyi gerekçe göstererek “çekim yapmıyorsunuz” diye engelledi Uyanık’ı. Telefonunu yere atarak görüntülerini sildi.
Bu tutumuyla bu ülkede burjuva devlet işleyişinin biçimsel gereklerinin bile tasfiye edilerek yerine, rejimin bekası kaygısı taşıdığı sürece her mülki amirin, her müdür ve devlet yetkilisinin keyfine göre genelgeler çıkarabileceğini, kararlar alabileceğini bir kez daha göstermiş oldu. Soylu’nun TV ekranlarında bu genelgenin Anayasa’ya uygun olduğunu ilan etmesiyle de iş tamamlanmış oldu.
Belirttiğimiz gibi her şeyin tek adamın denetiminde olduğu fakat aynı zamanda o tek adam rejiminin çıkarları için küçük bir memurun bile aklına göre “kanun” koyabildiği hatta yaranmak için işi uç noktasına kara vardırabildiği bir kuralsızlıklar rejimidir sözkonusu olan.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!