Pazar, 11 Ekim 2026

Üretim vahşileştikçe çocuk işçilik ve cinayetler de tırmanıyor!



İSİG Meclisi, Birleşmiş Milletler tarafından Çocuk İşçilikle Mücadele Günü ilan edilen 12 Haziran vesilesiyle yayınladığı raporda son sekiz yılda en az 513 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Çocuk İşçilikle Mücadele Günü vesilesiyle hazırladığı raporda son sekiz yılda en az 513 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini tespit etti. Rapor, pandemi sürecinde yaratılan emek rejimine işaret ederek başladı. Derinleşen krizin ve kapanan okulların çocuk işçiliğin yaygınlaşmasını tetiklediği kaydedilen raporda, son 4 yıldır çocuk işçilikte gözle görülür bir artış olduğu rakamlarla gösterilerek, bu artışın pandemiyle birlikte tırmandığına vurgu yapıldı.

“Salgın aracılığıyla, işçileri zaman ve mekân yönünden boydan boya kesen yoğun bir sömürü momenti inşa edildi” diye vurgulananraporda, “Hane halklarının gelirinin azalması, patronların bu dönemlerde ucuz işgücü tercihinin artması, hanedeki yetişkinlerin işgücünden dışlanması da çocuk işçiliğin artmasına sebep oldu” diye belirtildi.

Bu yıl ILO’nun dünyada çocuk işçiliğine son vermeye yönelik yasama ve uygulama eylemlerini teşvik etmek amacıyla “Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Yılı”nı başlattığına işaret edilen raporda, “ILO ve UNICEF, geçtiğimiz yıl, son 20 yılda kaydedilen ilerlemenin ardından Covid-19 salgını nedeniyle milyonlarca çocuğun çocuk işçiliğine itilebileceği ve çocuk işçiliğinde ilk kez artış görülebileceği belirtmişti” hatırlatması yapıldı.

Okulların kapanması önemli faktör

Çocuk işçiliğin yaygınlaşması ve derinleşmesinde en önemli faktörlerden birinin okulların kapanması olduğuna vurgu yapılan raporda, okulların geçici olarak kapanmasının 130’u aşkın ülkede 1 milyarın üzerinde öğrenciyi etkilediği kaydedilerek şunlar tespit edildi:

Salgınla birlikte artan işsizlik, yoksullaşma ve yoksunlaşma göz önüne alındığında, okullar tekrar açılsa bile bazı aileler maddi sorunlar nedeniyle çocuklarını okula gönderemeyecek, çocuklar haneye katkı için çalışmaya devam edecektir. Araştırmalar belirli ülkelerdeki yoksulluk oranlarında yüzde 1’lik artışın, çocuk işçiliğinde en az yüzde 0,7’lik bir artışa yol açtığını gösterdi. Salgında ekonomik gelir sağlamak amacıyla çocuk işçilerin çoğunluğu tehlikeli işlere girmeye mecbur kaldı. Kız çocuklarının tarım sektöründe ve ev işlerinde sömürüye karşı daha savunmasız olmasıyla, toplumsal cinsiyet eşitsizliği daha da derin bir hal aldı. Dünyadaki 160 milyon çocuk işçiden 97 milyonunu erkek çocuklar oluşturmasına rağmen, kız çocukların haftada en az 21 saatlik ev içi emeği hesaba katıldığında çocuk emeğindeki cinsiyetler arası fark belirgin biçimde azalıyor.

16 yılda çocuk işçilikte gerileme kaydedilirken son 4 yılda yükselişe geçti

2000 yılında dünya genelinde 246 milyon olan çocuk işçi sayısının 2016 yılında 152 milyona düştüğü hatırlatılan raporda, “Ancak geçen 4 yıl içinde çocuk işçi sayısı yeniden yükselişe geçti ve 8 milyon artarak 160 milyona ulaştı. Önlem alınmazsa çalışan çocuk sayısı büyük bir hızla yükselecektir” kaygısı dile getirildi.

Dünyada çocuk işçilerin yüzde 7’i tehlikeli işlerde çalışıyor

Dünyada çocuk işçilerin yüzde 70’inin tehlikeli sayılan işler dahil, ticari tarım ve hayvancılıkta çalıştığı belirtilen raporda, “Madencilik ve haftada 43 saatten fazla süreli tehlikeli ve ağır işlerde çalışan 5-17 yaş arası çocukların sayısı 2016-2020 arasında 6,5 milyon artarak 79 milyona yükseldi. Salgında çocuk işçiler daha uzun saatler ve daha ağır koşullarda çalışmaya zorlandı” denildi.

Türkiye’de çocuk işçilik

Türkiye’nin, ILO’nun 138 sayılı İstihdama Kabulde Asgari Yaş Sözleşmesi’ni 1998 yılında, 182 sayılı En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi’ni ise 2001 yılında onayladığı hatırlatılarak başlayan bu bölümde, “Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, 2017–2023 dönemini kapsayacak şekilde güncellenmiş Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı (2017-2023) hazırlandı. Ne var ki, siyasi iktidar çocuk işçiliği engellemek yerine, halkla ilişkiler stratejisinin bir parçası olarak meşrulaştırma yolunu tercih etmektedir” diye kaydedildi.

Türkiye’de çocuk işçilik üretimi ayakta tutan bir olgu olarak görülüyor!

Türkiye’de çocuk işçiliğin, üretimi ayakta tutan bir olgu olarak varlığını koruduğu vurgulanan raporda, TÜİK verilerine göre yüzde 70,6’sı erkek ve yüzde 29,4’ü kız çocuğu olmak üzere 720 bin çocuk işçinin bulunduğu, Türkiye’deki çocuk işçiliğin boyutlarının ise çok daha yüksek olduğu, bu verilein gerçeği perdelemekte kullanıldığı ifade edildi.

Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçi var

Çocuk işçiliğin azaldığına dayanak gösterilen istatistiklerde başta göçmen çocuklar ve sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrenci olmak üzere çocuk işçiliğin ana gövdelerinin eksik olduğu kaydedilen raporda, ayrıca anketlerin mevsimsel olarak çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim-Aralık aylarında yapıldığına dikkat çekildi. Bu kayıtlarla birlikte Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçinin olduğu söylendi.

Çalışan çocuklarda okula gitmeme oranı artıyor

Çalışan çocukların sadece yüzde 65,7’sinin eğitimine devam edebildiği kaydedilen raporda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okulda olması gerekirken çalıştığını tespit ettiği ancak “ulaşamadığı” çocuk sayısının yaklaşık 440 bin olarak açıkladığı hatırlatıldı. Salgın döneminde çocuk işçilerin çoğunluğunun ücretsiz internet, gerekli ekipman ve donanımın olmaması nedeniyle uzaktan eğitimine devam edemediği belirtilen raporda, “Çocuk işçiliği besleyen politikalar sonucu Covid-19 salgını sürecinde çocuk işçilik daha da arttı. Bu süreçte bir yandan çocuk işçi sayısı artarken, çocuk emeği sömürüsü daha da derinleşti, kuralsızlaştı” tespiti yapıldı.

Çocuk işçilik tehlikeli işlere kayıyor

“Çocuk işçilik azalmak yerine giderek daha çok ağır ve tehlikeli işlere doğru kayıyor” denilen raporda, Türkiye’de çocuk işçilerin yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi, yüzde 45,5’i ise hizmet sektöründe çalıştığı belirtildi. Çocuk emeğinin, çocuk işçiliğin en kötü biçimleri arasında kabul edilen sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, aile işleri dışında, ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışma alanlarında yoğunlaştığının altı çizildi.

Çocuk iş cinayetleri en fazla tarım işkolunda yaşanıyor

“Çocuk işçiliğin en kötü biçimleri arasında sayılan tarım, Türkiye’de ücretli ve ücretsiz aile işçisi çocuk işçiliğin en yoğun olduğu işkolu ve çocuk işçilik bakımından başlıca sektör” tespiti yapılan raporda, çocuk iş cinayetlerinin de çocuk istihdamının en fazla olduğu ve kötü çalışma koşullarının yoğunlaştığı tarımda görüldüğü vurgulandı.

Tarım işçisi çocukların yüzde 64’ünün 5–14 yaş arasındaki çocuklardan oluştuğu ifade edilen raporda, “Mevsimlik tarım işçilerinin çocukları ekonomik ve sosyal nedenlerden ötürü, 4–7 ay süreyle seyahat eden ebeveynlerine katılıyor, ailelerinin geçimlerine katkıda bulunmak için yaşlarına uygun olmayan işlerde çalıştırılıyor” denildi.

Göçmen ve mülteci çocukların durumu

Dünyayı ve Türkiye’yi ilgilendiren önemli başlıklardan birisinin de göçmen ve mülteci çocukların durumu olduğu söylenen raporda, “Çatışmalar, iklim-çevre sorunları ve ekonomik nedenlerle yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan 31 milyon çocuk var. Bu çocukların 17 milyondan fazlası kendi ülkesi içinde yerinden edilmiş, 12,7 milyonu mülteci konumunda ve 1,1 milyonu da sığınmacı statüsünde bulunuyor. Türkiye’de yaşayan Suriyeli ve Afganistanlı mülteci sayısının, kaydı bulunmayan göçmen ve mültecilerle birlikte 6 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Göçmen ve mülteci aileler ile çocukları, tarım, inşaat, ticaret gibi işkollarında günübirlik ve güvencesiz şekilde işgücü piyasasına dâhil oluyor. Bu da patronlar açısından, ücret pazarlığı imkânı olmayan, ücret ödemelerini eksik yatırabileceği ya da geciktirebileceği, hakkını aradığında şiddet uygulayabileceği, zorla çalıştırabileceği bir işçi ordusu anlamına geliyor” verileriyle tablo ortaya konuldu.

Malumun ilanı: Çocuk iş cinayetleri artıyor

“Çocuk işçiliğin artmasına göz yuman ve zemin hazırlayan emek politikaları ve düzenlemeler, çocuk işçiliğin tehlikeli işlere ve sektörlere kayması ve işgücünün kayıt dışı ve güvencesizliğin pandemi koşullarında katmerlenmesinin bir sonucu olarak çocuk iş cinayetleri artmaya devam ediyor” denilen raporda 2013’ten 2021’e kadar yaşanan çocuk işçi cinayetleri yıllara göre şöyle sıralandı:

 2013’te 59 çocuk,

2014’te 54 çocuk,

2015’te 63 çocuk,

2016’da 56 çocuk,

2017’de 60 çocuk,

2018’de 67 çocuk,

2019’da 67 çocuk,

2020’de 68 çocuk,

2021’in ilk beş ayında 19 çocuk; yani 2013 ve 2021 (ilk beş ay) yılları arasında en az 513 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.

Çocuk işçi cinayetlerinin ayrıntıları şöyle ifade edildi:

-Ölen çocukların 58’i ise göçmen çocuk işçilerdi.

-Bu yıllar arasında, tarım-orman işkolunda 294 ölüm, inşaat işkolunda 50 ölüm, metal işkolunda 37 ölüm, konaklama işkolunda 23 ölüm, ticaret işkolunda 21 ölüm meydana geldi.

-Çocuk iş cinayetlerinde 14 yaş ve altında ölüm 169 iken, 15-17 yaş arası ölüm sayısı 344 oldu.

-Çocuk iş cinayetlerinde genel olarak her yıl mayıs ayından itibaren ciddi bir artış görülüyor. Okulların tatil olduğu aylarda çalışan çocuk sayısındaki artış, tarım istihdamının mevsimsel artışı, stajyerliğin artması gibi nedenlerle bu dönemlerde çocuk iş cinayetlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Temmuz-Ağustos ayları en fazla çocuk işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği aylar oluyor.

Çocuk işçiliğinin ve çocuk iş cinayetlerinin önlenememesinin bir nedeni de bu alanda görülen cezasızlıktır. Cezasızlık; faillerin cezalandırılmaması, ihlale maruz kalanların zararlarının giderilmemesi ve benzer olayların/ihlallerin bir daha yaşanmaması için herhangi bir önlemin alınmaması olarak tanımlanır. Cezasızlık devletlerin yönetme biçimidir ve benzer olayların/ihlallerin yeniden yaşanmasına yol açan bir kısır döngüdür. Çocukların çalıştırılması ve özellikle yaşanan iş kazası/cinayetlerinde de cezasızlık oldukça yaygın görülmektedir.

Talepler

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak, çocuk işçiliğin getirildiği durumu ve çocuk iş cinayetlerinin bir “çocuk emek sömürüsü” politikası olduğunu vurguluyoruz:

-Ucuz çocuk işgücünü teşvik eden ve bunun altyapısını oluşturan eğitim sistemi ve eğitim politikalarına son verilmelidir.

-Çocuk emeğiyle ilgili veriler bilimsel, güvenilir ve düzenli bir şekilde yayınlanmalıdır.

-Kayıt-dışı çocuk işçi çalıştırılan kişi ve kurumlara göz yumulmamalı, caydırıcı cezalar verilmelidir.

-Yasadışı çocuk işçi çalıştırmayı önlemeye yönelik tedbirler alınmalı, denetimler etkin ve sıkı bir şekilde yapılmalı, ilgili mevzuatlar yürürlüğe koyulmalıdır.

-Tüm çocuklar ücretsiz ve detaylı sağlık taramasından geçirilmelidir. Yeterli, sağlıklı ve dengeli beslenme imkânı sağlanmalı, bağışıklık sistemleri kuvvetlendirilmelidir.

-Çocuk işçilik yasaklanmalıdır.