ABD’nin 20 yıl önce işgal ettiği ve gelinen noktada gerek getiri-götürü hesapları gerekse yeni stratejik hedefler nedeniyle tası tarağı toplayarak çıktığı Afganistan’da Pakistan menşeli Taliban, mayıs ayından bu yana tırmandırdığı saldırılarıyla tüm sınır kapılarını, önemli kent merkezlerini ele geçirdi, son olarak da başkent Kabil’e girdi. Ülkede, yönetimin Taliban’a devri için müzakerelere başlanacak.
300 bin kişilik devşirme Afganistan ordusu, sayısı 75 binle telaffuz edilen Taliban karşısında adeta teslim bayrağı çekerek, emperyalizmle işbirliği ve çıkar ilişkileri içinden şekillenen Afganistan resmi devletinin nasıl bir kofluğu temsil ettiğini de açıkça gösterdi.
Reuters haber ajansı, iktidarın Taliban’a devredilmesiyle kurulacak geçiş hükümetine Afganistan’da bir dönem İçişleri Bakanlığı görevinde bulunan Ali Ahmed Celali’nin başkanlık edeceğini duyurdu. Ajans, haberini Taliban militanları başkent Kabil’de toplanırken üç ayrı diplomatik kaynağa dayandırdı.
ABD Taliban’la Şubat 2020’de Doha’da Afgan hükümetinin dahil olmadığı ikili bir anlaşma yapmış, bu anlaşmayla 20 yıldır savaştığı Taliban’ı resmen tanıdığı gibi, iktidara gelmesinin de önünü açmıştı. Nitekim Taliban’ın ilerleyişine karşı birkaç göstermelik bombardıman dışında tutum almamış, Kabil’e dayandığındaysa ABD elçiliğindeki vatandaşlarının tahliyesine müdahale etmediği koşullarda Kabil’e tek bir kurşun sıkmadan girebileceği taahhüdünde bulunmuştu.
Bu arada ABD’ye yaranmak ve stratejik olarak halen önemli bir yere sahip olduğu gibi, sınır kapıları ve maden kaynaklarıyla cazip bir yağma alanı olan Afganistan’a demir atmak hayaliyle Kabil Havaalanı’nın güvenliğine talip olan Türkiye’nin hesaplarının nereye evrileceği de meçhulleşti. Taliban sözcülerinin yaptıkları ilk açıklamalarda dışardan gelecek her gücü işgalci olarak göreceklerini vurgulayarak saldıkları mesajların ilk hedefinin Türkiye olduğuysa besbelli.
Yanısıra ABD, elçilikteki vatandaşlarını tahliye için kendi özel birliklerinden 3 bin askeri Kabil Havaalanı’na sevketmeye başladı. Taliban’la el altından anlaştığıysa yoruma gerek olmayacak şekilde açık.
Afganistan’da kaynayan kazanının daha da kızışacağı bu koşullarda kendisine, “Göçü yükselttiğimiz sınır duvarlarıyla engelleyeceğiz” demek kaldı. Bu arada ABD Başkanı Biden’le yapılan “özel” görüşmede ABD ordusu için çalışan yüzbinlerce kişinin Türkiye’ye gelişini kabul ettiği haberleri düşünülecek olursa, o duvarların nasıl bir manası olduğunu anlamak da güç değil.
Taliban karşıtı cephede Türkiye’ye yakınlıklarıyla tanınan iki savaş ağasının -Taciklerin grubu Cemiyet-i İslami’nin lideri Ata Muhammed Nur ve Özbek komutan Raşid Dostum- Mezar-ı Şerif’ten kaçışlarının ardından ortaya çıkan görüntüler, debdebe ve şatafatın sadece “itibardan tasarruf olmaz” diyen AKP’li elite mahsus olmadığını, işbirliği içindeki savaş ağalarının da bu kültürün parçası ve uzantısı olduklarını ortaya koydu.
Afganistan halkının oldukça kanlı ve kaotik yeni bir sürece girdiğiyse tartışmasız bir gerçek. Tüm emperyalist güçler ve bölge gericiliklerinin şu ya da bu şekilde olur verdiği, el altından anlaşmalar imzaladı, kendi gelecekteki hesap ve planlarına yatırım yapmayı esas aldığı, buna uygun teminatlarla konumunu sağlama almaya çalıştığı bu koşullarda Taliban ve çeteleşmiş sayısız benzerinin halka kan ağlatacağı apaçık. Daha işgal ettiği yerlere girer girmez kadın fotoğraflarının üzerini kapatması bile bunun ilk işaretlerindendir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!