Salı, 30 Haziran 2026

OHAL’den Pandemi’ye Hapishanelerde Saldırı Saldırı Saldırı!..



Pandeminin ülkede yayılmasının üzerinden iki yıla yakın zaman geçti. Bu sürede hapishanelerdeki hak ihlalleri en üst boyuta çıkarıldı. Tutsakların dışarıyla olan her tür iletişim kanalı pandemi bahanesiyle kısıtlandı, tutsaklar üzerindeki tecrit hiç olmadığı kadar derinleştirildi. Son dönemde “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle infaz yakma saldırıları da üst boyuta taşınırken, tutsakların tahliye şartları da hapishane yönetimlerinin keyfi kararlarına bırakıldı.


Pandeminin ülkede yayılmasının üzerinden iki yıla yakın zaman geçti. Bu sürede hapishanelerdeki hak ihlalleri en üst boyuta çıkarıldı.

Zaten darbe girişiminin ardından hız kazanan bu saldırılar pandeminin ilk aylarından itibaren tutsakların açık görüş haklarına yönelerek tümden ortadan kaldırılmaya çalışıldı. Kapalı görüşler ise sürekli değişen periyotlarla düzensiz bir biçimde hayata geçirilirken, kapalı görüş ve telefon görüşmesi sayısı artsa da bu göstermelik uygulamaların arka planında tutsaklara daha ağır bir tablo dayatıldı. Birçok hapishanede mektuplar ya kaybedildi, aylar sonra verildi ya da tutsakların yazınsal çalışmaları yok edildi. Yanı sıra dilekçe ve hukuki başvuruları işleme alınmadı, kantinden hijyen ve beslenmeyle ilgili ihtiyaçlarını yeterince gideremediler ve sık sık kalabalık gardiyan gruplarıyla yapılan baskın aramalara maruz kaldılar. Spor alanı dahil tüm sosyal alan kullanımları yasaklandı, iki ayda bir sadece bir koli açma dayatmasıyla karşılaştılar ve özellikle muhalif dergi ve gazetelere erişimleri de engellendi. Kitap kısıtlamaları artırıldı ve daha saymakla bitmeyecek irili ufaklı hak gaspıyla karşılaşıldı.

Tecriti derinleştiren devlet bir yandan da tutsakların şartlı tahliye hakkını gasp etti. Tretman politikalarının uygulayıcısı “gözlem kurulları” aracılığıyla tutsaklara “pişmanlık” dayatıldı. Görüştüğü, mektuplaştığı kişiler, okuduğu kitaplar, yazdığı dilekçeler, keyfi olarak verilen disiplin cezaları ve “bağımsızlar koğuşu”na geçip geçmeme dahi tutsağın “iyi halli” olmadığının kanıtı olarak sunulup tahliyeler engellendi. Hapishanelerde her türlü baskı, tecrit, işkence ve kötü muamele uygulamalarını artıran devlet, infaz yakma politikası ile açık ki içeri girenin dışarı çıkamadığı, hukukun hiçbir biçimde işlemediği bir düzeni hâkim kılınmaya çalışılıyor.

Saldırılar ve ihlaller “görünmez” ve “sorgulanamaz” oldu

Bu süreçte hasta tutsakların durumu daha da ağırlaştı. Hasta tutsaklar hastane sevklerini yaptıramadı, ilaçlarını alamadı ve çoğu kez hapishane revirinde doktor dahi bulamadılar. Onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlü, sağlık heyetlerinden “hapishanede kalamaz” raporları çıkmadığı için ölüme terk edildi ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Hapishaneden bir sebeple dışarı götürülüp getirilen tutsaklar “karantina hücresi” uygulamasıyla 14 gün, bazen ise bir-iki ay daha ağır bir tecrite maruz bırakıldılar. Gerekli tedbirler alınmadığı için hapishanelerde yüzlerce tutsağa Covid-19 bulaştı, bu süreçte hayatını kaybedenler de oldu.

Politik tutsakları içerden hedef alan bu saldırıların çapı, şiddeti ve zamanla genişleyen zemini hak ihlallerini artırmış, pandemi bahanesiyle yoğunlaşan saldırılar sadece tutsaklara da değil yakınlarına ve ailelerine de yönelmiş durumdadır. Pandemi, tutsaklara karşı bir saldırı fırsatına dönüştürüldü. Devam eden ve çeşitli nedenlerle zamana yayılan birçok baskı ve yasak pandemi fırsatıyla hayata geçirildi. Tedbir adı altında derinleştirilen tecrit ve tretman saldırısı, öncekinden katbekat daha fazla olsa da pandemi aracılığıyla “görünmez” ve “sorgulanamaz” kılındı.

Pandemi, sağlık ve beslenme hakkına erişimin engeli haline getirildi

Devlet, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve hapishane idareleri bu dönemde her yasak ve saldırıyı pandemi bahanesiyle gerçekleştirirken tutsakların sadece ideolojik kimliğini ve ruhsal sağlığını değil beden sağlıklarını da hedef alıyor. Pandemi nedeniyle tutsakların hijyen malzemelerine erişiminin kolaylaştırılması, birçok malzemenin ücretsiz karşılanması gerekirken bu yapılmıyor, tersine zorlaştırılıyor. Birçok hapishanede soğuk ve sıcak suya kota getirildiği gibi kimi hapishanelerde sular çamurlu akıyor Özellikle tutsakların günlük/haftalık su kullanımının çok altında belirlenen kotalarla tutsakların mutfak, banyo ve tuvalet gibi en temel ihtiyaçlarını giderirken dahi sağlıklarını riske atan hijyensiz koşullar ortaya çıkarıldı.

Yine salgına karşı tutsakların bağışıklık sistemini güçlendirmesi için yemeklerin ve kantin alışverişinin buna uygun düzenlenmesi, sağlıklı ve ucuz gıdaya erişimlerinin sağlanması gerekirken tam tersi politikalar uygulanıyor. Tutsaklar dış kantin aracılığıyla doğru düzgün gıdaya, sebze ve meyveye ulaşamıyor ya da ekonomik olarak altından kalkamadıkları fiyatlarla karşı karşıya kalıyor. İç kantinde ise daha önce bulunan ürünleri dahi bulamıyor, bazen kalem ihtiyaçlarını bile karşılayamadıkları oluyor. Sağlık sorunları veya başka nedenlerle diyet yemek ve gıdalara, özel beslenme ürünlerine ihtiyaç duyan tutsaklar bu dönemde kendilerine dayatılan yemekleri ve gıdaları tüketmek zorunda bırakıldılar ya da doğru düzgün beslenemediler. Yine bu süreçte sosyal alanların kullanımının yasaklanmasıyla birlikte tutsakların spor yapmaları engellendi ve her türlü hareket kabiliyeti de en aza indirilmiş oldu. Neredeyse hiç hücre dışına çıkarılmayan tutsaklar, biriken sağlık sorunlarına rağmen aylarca hastanelere de gidemediler.

Hasta tutsakların sağlık durumu bu dönemde daha da ağırlaşırken birçok tutsak pandemi bahanesiyle oluşturulan bu ağır koşullarda yeni sağlık sorunlarıyla karşılaşmaya başladı. Pandemi döneminde hapishane içindeki revir daha işlevli hale getirilmesi gerekirken tutsaklar birçok kere doktor bulamadı, ilaç yazdıramadı ya da sağlık sorunları için küçük müdahalelerden dahi mahrum bırakıldılar. Pandemide özellikle hastanelerin risk barındırması nedeniyle aylarca hastane sevklerini erteleyen ya da yaptıramayan tutsaklar, aylar sonra gittikleri hastanelerde ise kelepçeli muayene dayatmalarına maruz kaldılar, tedavi olamadılar. Hem hastanelerdeki yoğunluk hem de hastaneye gidip gelmenin yarattığı dezavantajlar tutsaklar üzerinde onları hasta halleriyle hücreye kapatmaya dönüştü. Hastaneye gidip gelen bir tutsağın 14 gün boyunca, yeterince havalandırmaya sahip olmayan ve hareket olanağı kısıtlı karantina hücresinde tutulduğu, bazen bu hücrelerde bilinçli bir biçimde Covid-19 hastası tutsaklarla bir arada tutulduğu, hastaneden başka tutsakların gelmesiyle 14 günlük karantinanın ayları bulduğu birçok örnek ortaya çıktı. Hatta bazı hapishanelerde tutsakların birbirine virüs bulaştırması için özellikle yan yana koyma politikaları uygulandığı ortaya çıktı. Pandemi döneminde yüzlerce, binlerce tutsağın sağlık sorunu daha da kötüye giderken birçok hasta ve yaşlı tutsak ise gerekli tedaviyi göremediği ve tahliye edilmediği için hayatını kaybetti. Pandemi hapishanelerde, ileri derecede hastalıkları bulunan özellikle devrimci ve yurtsever tutsakların ölümüne göz yumma politikasına, bir cinayete dönüştü.

Pandemi, tutsaklara yönelik fiziki saldırıların önünü açtı

Tutsakların her bir hakkı pandemi bahanesiyle engellenirken hücrelerde kalabalık gardiyan gruplarıyla baskın aramalar ise hız kesmedi. Özellikle son dönemde neredeyse bütün hapishanelerden salgın durumuna, hijyen ve mesafe kurallarına dikkat edilmeksizin aramalar gerçekleştirildiği, hücrelerin dağıtıldığı haberleri gelmektedir. Bu da apaçık göstermektedir ki hapishanelerde uygulanan yasaklar pandemi fırsatçılığıyla tutsaklar üzerinde baskıyı, tecrit ve tretmanı koyulaştırmak amacıyla hayata geçirilmektedir.

Pandemi döneminde işkence ve kötü muameleler de artarak devam etti. Küfür, hakaret, tehdit, ajanlık dayatması, ayakta askeri sayım dayatması, disiplin cezalarının bir tehdit aracı olarak kullanılması, hücre cezaları, çıplak arama gibi saldırılar bunlardan belli başlılarıydı. Bu dönemde özellikle tahliye tarihi gelen tutsakların disiplin cezaları ve “iyi hal” bahanesiyle tahliyelerinin engellenmesi artış gösterdi. Pandemi yasak ve baskılarından cesaret alan devlet, yeterli gündem yapılıp mücadele edilemediği koşullarda bugüne kadar tutsaklara saldırı kapsamında ne varsa hepsini daha yoğun bir biçimde devreye sokmaya ve tutsakların iradesini teslim almaya çalıştı.

(*) Karikatür tutsak Ayhan Bozkaya’nın kaleminden çıkmadır.