Siirt’teki Cumhuriyet Polis Karakolu ile 3. Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı Doğu Kışlası’na yönelik 14 Temmuz 2016’da gerçekleşen saldırıdan sorumlu tutularak yargılanan, aralarında çocukların da olduğu çok sayıda kişiye ceza yağdı. Siirt 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yirmi sekiz sanık hakkında görülen davada, “örgüt üyeliği” ile “devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçlamasında bulunulan beşi çocuk on sekiz sanık hakkında, açık tanık beyanlarına dayandırılarak ağırlaştırılmış müebbete varan cezalar verildi.
MA’dan Fethi Balaman’ın haberine göre, 70 sayfadan oluşan gerekçeli kararında, tanıkların mahkeme heyeti huzurunda işkence altında alındığını beyan ettikleri Emniyet ifadeleri esas alındı. Avukatlarının itirazı kentte üst mahkeme bulunmaması nedeniyle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’nce değerlendirilecek. Sanık avukatlarından Cihan Toprak, hukuksuz bir şekilde alındığını dile getirdiği mahkeme kararlarına dair konuştu.
Ağır çelişkilerle dolu dosya
Dava konusu olan olayın, 15 Temmuz’daki devlet içi çatışmanın bir gün öncesinde gerçekleştiğini hatırlatan Av. Toprak, oluşan olağanüstü durum kullanılarak 16 Temmuz’da kentin farklı noktalarında ikamet eden yirmi kadar gencin saldırıların faili olarak gözaltına alınıp tutuklandığını ve haklarında iddianame düzenlendiğini belirtti. Dosyadaki delillere baktıklarında üç tanık beyanı ile karşılaştıklarını söyleyen Av. Toprak, bu tanıklardan birinin aynı zamanda dosya sanıkları arasında yer aldığını ifade etti. Bu şahsın diğer yirmi yedi sanık hakkında beyanları bulunduğunu dile getiren Toprak, şunları paylaştı: “Dosya ağır çelişkilerle dolu. İddianamede, saldırılara dair sokakların çok dar olduğu, polis kuvvetlerinin bu nedenle olay yerine gidemediği, takviye kuvvetlerinin beklendiği yönünde bilgiler var. Buna rağmen bu şahsın gecenin karanlığında yirmi yedi kişiyi teşhis ettiği ifade ediliyor. Yargılama sürecinde bu şahıs hem Emniyet hem de savcılık sorgusunda bu şekilde bir beyanın olmadığı, yirmi yedi kişiyi teşhis etme şansının olmadığını ifade etti. Dosya arasında bu şahsa ait olduğu iddia edilen iki teşhis tutanağı vardı. Teşhis tutanaklarından ilki imzalıydı. Tutanağı düzenleyen Cumhuriyet Savcısı ve polisler tarafından imzalanmıştı ve şahsa ait olduğu iddia edilen çizgi şeklinde bir karartı vardı. Söz konusu kişi, bu imzanın kendisine ait olmadığını ifade etmiştir. Dosya arasında unutulan bir diğer tutanak da farklı sicil numaralı memurlar tarafından düzenlenmiş, ancak bu şahsın imzasının olmadığı tutanaktı. Bu durum bile tek başına bu şahsın mahkemedeki beyanlarının doğruluğunu güçlendiren bir etkiye sahipti.”
Beyanlar tam kopya
Dosyadaki üç tanık beyanının noktasından virgülüne aynı olduğunu söyleyen Toprak, buna rağmen bu beyanlar esas alınarak ağır cezalar verildiğini ifade etti. Toprak, yargılamada karşılaştıkları hukuksuzluğunun bir diğer göstergesinin dosya sanıkları arasında yer alan Emrah Özdemir’in olay yaşandığında askerde olduğunun ortaya çıkması olduğuna dikkat çekti. Olay günü elinde ağır silahlar ile nöbet tuttuğu söylenen Özdemir’in, o gün askerde olduğuna dönük komutanların imzasının da olduğu kağıtları mahkemeye sunması üzerine dosya ayrılsa da yargılamanın halen devam edildiğini kaydetti.
Önceden hazırlanmış fezleke
Dosya sanıklarından bazılarının o gün sebze halinde çalıştıkları, birisinin o tarihte Ahlat’ta bulunduğuna dair görüntüleri mahkemeye sunmalarına rağmen bunların dikkate alınmadığını belirten Toprak, kendi müvekkillerinden biri için de aynı durumun söz konusu olduğunu söyledi. Toprak, şunları ekledi:
Bir müvekkilime ilişkin bir tanığın ‘Saat 9 gibi elinde silah ile bizi tehdit etti’ şeklinde beyanı yer alıyordu. Ancak o kişinin sabah 9 gibi polis kontrol noktasından geçtiği ortaya çıktı. Bu Emniyet’e yazılan yazıya verilen cevapla doğrulandı. Ancak mahkeme bunu da görmedi ve bu kişiye ceza verdi. Ceza alanlarının neredeyse hepsinin hikayesi bu şekilde. Önceden hazırlanmış bir polis fezlekesi ile yargılandılar ve ağır cezalar verildi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!