Yaşam sevinci, tutkusu, mücadeleyle kurduğu adanmış ilişki, geleceği bugünden yaşama çabasıyla kendisi bir kitap olan Lale Çolak yoldaşın mektupları, ona yazılan mektuplar, tanıyan yoldaşlarının-siper yoldaşlarının anlatımları ve 19 Aralık-ölüm orucu sürecine dair somut bilgilerden oluşan “Bir ölüm orucu Direnişinin Güncesi/ÇİTLERİN OLMADIĞI” kitabının tanıtım etkinliği yapıldı.
Yaykoop Kadıköy Kitabevi’nde gerçekleştirilen etkinlik Lale’nin ismiyle örgütlediği kalabalık bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğin amacının anlatıldığı kısa bir giriş sunumunun ardından kitabı yayına hazırlayan Lale yoldaşın ablası Dilek Çolak ve yayın ekibinden Sakine Yalçın yaptıkları konuşmalarla kitabın hazırlanma sürecini, onunla esas olarak neyin murat edildiğini, hangi duygu ve düşüncelerle ortaya çıktığını anlattılar. Daha sonra Lale’nin yoldaşları-dostları söz aldı. Kitabın imzalanmasıyla devam eden etkinlik, son olarak müzik dinletisiyle noktalandı.
Lale yoldaşın ablası Dilek Çolak kitabın hikayesini şu sözlerle dile getirdi:
Uzun zamandan beri -en azından benim şahit olmadığım- ilk defa böyle güzel bir nedenle bir araya geldik. Kitap Lale’nin mektuplarından oluşuyor. Fikir olarak nasıl ortaya çıktığını hatırlamıyorum. Sadece çok hızlı bir şekilde mektupları toplamaya başladığımı hatırlıyorum. Hemen hemen Lale’nin ölümünden çok kısa bir süre sonraydı. Çünkü bir süre sonra kaybolabileceklerini biliyordum. Sadece ben değil, Lale’nin birçok yoldaşı, siper yoldaşları da katkı sağladı. Lale’nin onlara yazdığı özel mektupları bizimle paylaştılar. Onlara da teşekkür ediyorum. Uzunca bir süreç oldu, aslında 20 yıldır bu kitap elimizde duruyordu, yayınlanması için belki buna hazır olmayı bekledim. Sonrasında bu oluşum aşamasında başkaları da eklenmeye başladı. Lale’yi tanıyanlar, sevenler, onunla bir geleceği-ideali paylaşan yoldaşları da eklenmeye başladı. Şu anda yanımızda bir kısmı yok. Bunlar Oya Açan, Esmahan Ekinci, Filiz Gülkokuer. Sakine Yalçın şu anda burada. Sonrasında basım sürecinde yayınevinin de katkılarıyla kitabımız ortaya çıktı. Bilmiyorum içinizde okuyan var mı, okuyarak gelen var mı? Onların da düşüncelerini almak isteriz. Aslında bizim için okuyanların düşünceleri daha önemli. Muhakkak sizi de o dönemlere götürdü. Çünkü ben de sürekli mektupları okuduğumda o dönemlere gittim ve unuttuğum birçok şeyi mektuplar sayesinde hatırladım. Eminim siz de çok fazla şey hatırlamışsınızdır. Ama bu kitap üzülelim diye yazılmış bir kitap değil. Gerçi ben ilk bunları worde geçirirken çok ağladım. Ama sonrasında daha sakinleştiğimde, okumaya başladığımda çok eğlendiğim, mutlu olduğum ve bana güç veren yerler de oldu. Sizde de aynı duyguları bırakacağından eminim.
Lale yoldaşın yaşam tutkusunca yazılan kitabın tanıtım etkinliği yapıldıhttps://t.co/T9i6DkAmxW pic.twitter.com/bvnb60CLDz
— Alınteri (@GazeteAlinteri) February 26, 2022
“Burada ölüm değil, aslında hayat savunuldu”
Lale’nin kitabını hazırlayan ekipten yoldaşı Sakine Yalçın kitabın amacını, Lale’yi, duygularını kısaca şöyle özetledi:
Benim için kitaptan öte bir şeydi. Çünkü Lale’yle birlikte çalıştım, yoldaştık onunla. Bu hepimizin hayatında kesitler taşıyan bir kitap aslında. Devrimcilik yıllarımız, ölüm orucu süreci, sonrası, ölümünden sonraki süreç. Bugünden geriye baktığımızda aslında bu kitabın geçmişi anlatan değil, geleceğe bırakılan bir kitap olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Çünkü burada saf haliyle bir direniş var, sıradan faşizme karşı mücadelenin ruhu var, bunu hiçbir şey değiştiremez. Ben bunu görüyorum. Çok emin olmamakla birlikte Türkiye’de bir ölüm oruççusu kadının güncesi türünde bir kitabın çok örneği olmadığını biliyorum. Belki ölüm orucu direnişi bu kesitte olmayan bir şey, ama bir direniş biçimi olarak yaşanmaya devam edecek. Gelecek kuşaklara bu kalacak. Belki 19 Aralık’ı bilmeyen kuşakları şu anda düşünüyorum ben. Gençlerle konuştuğumda o yılları bilmediklerini gördüm. O yüzden önemli bir iş oldu, bir belge oldu bu. Hepimiz de kitaba bu yaklaşımla katkıda bulunduk. Hem Lale’nin devrimci kişiliğini anlattık hem operasyonu hem F Tipi’nin ne getirdiğini anlatmaya çalıştık. Ama daha önemlisi Lale bu eylemi niçin yaptığını kendisi anlattı. Burada ölüm değil, hayat aslında savunuldu. Umutsuzluk değil, umut ve fışkıran bir hayat sevgisi var. Ben bunun üstüne bir şey denilemeyeceğini düşünüyorum. Beni bu kitabın çalışmasına katan herkese çok teşekkür ediyorum. Yoldaşıma bir katkı da ben yapmış oldum, onun sesine ses vermiş oldum.
Lale yoldaşın yaşam tutkusunca yazılan kitabın tanıtım etkinliği yapıldı https://t.co/T9i6DkRXWw pic.twitter.com/LvZe5kbn7q
— Alınteri (@GazeteAlinteri) February 26, 2022
‘Çünkü Lale yazmıştı zaten’
Kitabı basıma hazırlayan Sel Yayınevi editörlerinden Bilge Sancı da gerek kitabın kendisinde bıraktığı izleri gerekse hangi düşünce ve hedeflerle basıldığını şu sözlerle ifade etti:
Bir sürü duygunun iç içe geçtiği bir yayına hazırlama süreci oldu. Daha önce çalışılıp hazırlanan dosyayla ilgili bir araya geldiğimizde ortak yaklaşımımız Lale kadar o kuşağı yeni kuşaklara anlatmak, genç bir kadın devrimci olarak yeni halkalar açmak olduğu konusunda hemfikir olduk. Evet bir direniş vardı, hepimizin bildiği acılar da yaşanmıştı ama hepimizin bildiği bir süreç biraz da unutulmuştu, hepimizin bildiği nedenlerle. O yüzden biraz Lale’yi Lale şahsında bütün bir kuşağı ya da bir geleneği, bütün bir direniş geleneğini -yani bu sadece örgütsel bir bağlamda değil- bütün o kuşağın direngenliğini ve yaşama bağlılığını yeni kuşaklara anlatmak istedik. Bu anlamda aslında editoryal olarak kolay bir kitaptı. Çünkü Lale yazmıştı zaten. Mektuplarıyla, mektuplaşmalarıyla. Bizim yaptığımız onları bir bütünlük arzedecek şekilde organize etmek oldu. Eminim ki kitabı okuduktan sonra çok daha başka şeyler konuşurduk. Bildiğimiz ama mektuplarla daha da öğrendiğimiz Lale’nin ölüm orucu gibi bir eylemdeki yaşam tutkusu hepimize güç verecektir. Ben de arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Çok hüzünlü ama keyifli bir süreç oldu. Lale bizi zaman zaman neşelendiriyor. O anlamda da gülerek okuyacağınız satırlar olacaktır.
‘Lale konjonktürü aşan geleceğe seslenen örgütlü bir devrimci’
Ölüm orucu direnişçilerinin de katıldığı etkinlikte Lale’yi tanıyan siper yoldaşlarından direniş gazisi Tekin Yıldız, Lale, Osman Akgün ve Aygün Uğur anısına Nihat Behram’ın “Birazdan yoldaşlarım gelecek” şiirini okudu. Onu tanıyan ve kitabı da okuyarak gelen bir yoldaşı Lale’deki yaşam ateşini mektuplarından örnekler vererek resmetti. Lale’yi 16 yaşında yaralı bir şekilde Bayrampaşa Hapishane’sine getirildiği o ilk dönemlerden tanıyan, sonraki gelişim süreçlerine de tanık olan bir yoldaşı Lale’deki devrimci özü tanıklıklarıyla ifade etti.
Son olarak söz alan bir yoldaşı Lale’nin bir dönemin, bir konjonktürün özellikleriyle şekillenen bir devrimci olmadığını, bu açıdan da geçmişte kalmayıp aslında geleceğe ve bugüne seslenen temel çizgiler taşıdığını vurguladı. Onun yaşamla-mücadeleyle kurduğu tutuklu-dolayımsız ilişkinin gelecekle kurduğu bağdan beslendiğini vurguladı. Onun soluğunu yeni kuşaklara taşımak için çalışacaklarını ifade etti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!