Nuray Sarıyelek
Olay ilk olarak Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın haberiyle gündeme geldi: İstanbul’da yaşayan 17 yaşındaki kız çocuğu, 8 yaşından 15 yaşına kadar aralarında babası, amcası, kuzeni, okul müdürü ve öğretmenlerinin de olduğu 20 kişinin cinsel istismarına uğramıştı.
Ne yazık ki ilk değildi, 20 yıl önce Mardin’de N.Ç isimli 13 yaşında yine bir kız çocuğu, aralarında kaymakamlık yazı işleri müdürü, yüzbaşı, muhtar ve korucuların da bulunduğu yirmi sekiz kişinin cinsel istismarına ve tecavüzüne maruz kalmıştı. Yıllar süren dava, “kızın rızası vardı” gerekçesiyle tecavüzcülere hafif cezalar uygulayarak bitirilmiş, N. Ç uğradığı cinsel saldırı nedeniyle dört ameliyat geçirmişti.
Ne ilk ne de son!
Aynı insanlık dışı cinsel saldırı 20 yıl sonra yine el kadar bir çocuğa neredeyse aynı şekilde uygulanıyordu: 8 yaşından 15 yaşına kadar en yakını erkeklerden başlayıp neredeyse bütün köy erkekleri tarafından paylaşılan istismar.
Babasına kuzeni tarafından istismar edildiğini söyleyen küçük kız, babanın tecavüzüne sonra amcasının, sonra babasının ve amcasının arkadaşlarının ve daha sonra okul müdürü ve öğretmenlerin, bir köyün neredeyse tüm erkeklerinin istismarına maruz kalıyor.
İnsanın aklı donuyor. ‘Nasıl, nasıl, nasıl’ sorularının kıskacına sıkışıp kalıyor insan aklı…
İnsan donup kalıyor: Bu nasıl bir çürüme!
“En yakınından en uzağına”, en düşkününden en “nitelikli”sine kadar herkes bu küçücük kızdan faydalanıyor.
Uyuşturucu bağımlısından öğretmenine babadan akrabalara, babasının arkadaşlarına… Liste uzayıp gidiyor!
Bu nasıl yaygın bir çürüme? İnsan neyi sorgulayacağını şaşırıyor. Bir baba çocuğu için böyle bir şeyi nasıl düşünebilir? Bu nasıl bir yabancılaşma! Bir öğretmen çocuk yaştaki bir öğrenciyle ilişkiye girmeyi nasıl düşünebilir? Böyle bir şeyi nasıl aklından geçirebilir ve uygulayabilir?
Aklım buradan öteye çalışmıyor, duruyor, donuyor buradan itibaren ilerlemeyi reddediyor. 8 yasında korumaya muhtaç bir çocuğa, bütün bir köyce, yapanlar ve göz yumanlarca nasıl bu enkaz yaşatılabilir?
Oysa bütün çocuklar sadece anne ve babaları tarafından değil, onları çevreleyen bütün ilişkiler, topluluklar tarafından korunmalı. Bu insan olmanın doğal bir gerekliliği olmalı. Bunu istismar edenler çıkarsa da cezalandırılmalı!
Çocuklara zarar vermek, onların dünyasını kirletmek en büyük suçlardan biri olmalı!
İnsan aklının, düşünmenin, insanı insan yapan erdemlerin, düşünme, sevme, saygı duyma, utanma, koruma vb. yerini anlık zevklerin aldığı bir noktadayız.
İnsanlık erdemlerinin her şeyin üstüne çıktığı bir dünya umuduyla…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!