İstinafından Anayasa Mahkemesi’ne kadar hepsi polisin elini korkak alıştırmaması için ardı adına aklama kararları veriyor. Son olarak en üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesi Ethem Sarısülük yoldaşın katili polis Ahmet Şahbaz’a verilen ödül gibi “para cezasını” onaylamıştı. 2017 Diyarbakır Newroz’unda polis kurşunuyla katledilen 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’a ilişkin mahkeme kararlarında da aynı motivasyonla hareket eden yargı, Kurkut’u “saldırgan eylemci” olarak nitelendirmiş, cinayetin “yasal sınırlar içinde işlendiğine hükmetmişti. Bu sefer de Kurkut’un katili polise verilen beraat kararına yeni bir yasal çerçeve kazandırarak (AİHM’e göre) beraat kararını bozdu.
Kurkut ailesinin tazminat talebiyle İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davanın yerel mahkemece geri çevrilmesi üzerine itiraz edilen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi, ocak ayında aldığı kararda, Kemal Kurkut’u “saldırgan eylemci” olarak değerlendirmişti. Mahkeme, cinayetin “yasal sınırlar içinde işlendiğine” hükmederek tazminat ödenmesini yer olmadığına karar vermişti.
MA’daki habere göre benzer bir kararla tetiği çeken polis Yakup Şenocak’ın yargılandığı dava dosyasında da karşılaşıldı.
İstinaftan bozma kararı
Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesinin fail polis Şenocak hakkında verdiği beraat kararına karşı tarafların yaptığı itirazı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, Kurkut’un öldürülmesinin “yasal sınırlar içinde olup olmadığını” tartışmaya açtı. Mahkeme, yargılamayı yapan yerel mahkemenin sanık polis hakkında verdiği beraat kararını bunun üzerine kurmamasını esasa yönelik bir eksiklik olarak kabul edip kararı bozdu.
Cinayete AİHM kılıflı gerekçe
İstinaf Mahkemesi, kararında, Anayasa’nın “yaşam hakkı”nı düzenleyen 17’nci maddesinde belirtilen zorunlu durumlarda meydana gelen ölme ve öldürme fillerinin yaşam hakkının ihlali sayılmayacağı hükmünü öne sürdü. Karara gerekçe olarak ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “yaşam hakkı”nı düzenleyen 2/b maddesine işaret eden mahkeme, söz konusu maddede istisnai hali oluşturan “‘Bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir kişinin kaçmasını önleme…’ nedeniyle meydana gelen ölümde yaşam hakkı ihlalinden bahsedilemeyeceği” hükmüne atıfta bulundu.
Mahkeme, sözleşmenin “Hakkında mahkemece hükmedilen ölüm cezası verilmiş kişiler dışında kimsenin yaşam hakkının ihlal edilmeyeceği” hükmünü ise görmezden geldi.
“Cinayet yasal çerçevede işlendi”
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 24’üncü maddesinin 1 fıkrasındaki “Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez” ile 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Kanunu’nun (PSVK) 16’ncı maddesinde, polisin kademli olarak zor ve silah kullanma yetkisi veren durumlara işaret eden mahkeme, Kurkut’un öldürülmesinin belirtilen yasal çerçevede kaldığını savundu.
“Yüklenen suç hukuka aykırı” iddiası
İlk derece mahkemenin, sanık polise dair beraat kararını Adli Tıp Kurumu ve Ulusal Kriminal Büro’nun Kurkut’un yerden seken mermi ile hayatını kaybettiği yönündeki raporları doğrultusunda aldığı üzerinde duran istinaf, silah kullanma yetkisi tartışılmadan polis Yakup Şenocak’a yüklenen suçun “hukuka aykırı” olduğunu öne sürdü.
Mahkeme, hukuka aykırı yüklenen suçun bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle işlenmesi nedeniyle “ceza verilmesine yer olmayacağı” kararının verilmesi gerektiği sonucuna vardı.
Karar oy birliğiyle alındı
Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle verilen beraat kararının eksik gerekçe ile alınmasının “hukuka aykırı” olduğunu savunan mahkeme, oy birliği ile kesin olmak üzere beraat kararının bozulmasına hükmetti.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!