Pazar, 28 Haziran 2026

Mayıs Faslı



Sakın dalgalanan bayraklardan söz edeceğimi sanmayın, öyle şeyler anlatmayacağım. İnsanların dinlemeyi çok sevdikleri coşturucu eylemlerden söz edemeyeceğim. Bugün olanlar çok daha basitti, daha önceki yıllarda olduğu gibi 1 Mayıs’ta Prag caddelerinde yükselip kırılan dalgalar gibi akın akın yürüyen binlerce insan yoktu. Moskova’da Kızıl Meydan’da gördüğüm milyonlardan oluşan o eşsiz insan denizinin akan seli yoktu…. Milyonlar …


Sakın dalgalanan bayraklardan söz edeceğimi sanmayın, öyle şeyler anlatmayacağım. İnsanların dinlemeyi çok sevdikleri coşturucu eylemlerden söz edemeyeceğim. Bugün olanlar çok daha basitti, daha önceki yıllarda olduğu gibi 1 Mayıs’ta Prag caddelerinde yükselip kırılan dalgalar gibi akın akın yürüyen binlerce insan yoktu. Moskova’da Kızıl Meydan’da gördüğüm milyonlardan oluşan o eşsiz insan denizinin akan seli yoktu…. Milyonlar bir yana, yüzlerce insan bile yoktu burada…Topu topu bir avuç yoldaş! Ama gene de daha az önemliymiş gibi gelmiyor, çünkü burada, en kızgın ateşte yanıp kül olmayan, çeliğe dönüşen bir gücün sınaması var.

Komşu hücre günaydın demek için duvarda Beethoven’ın iki mezürünü tınlatıyor…

Törenin açılışını kahvaltıyla yapıyoruz… Skope yoldaş, 1 Mayıs’ı kutlamak için iki yerine üç dilim ekmek veriyor bize…

Penceremiz altında kadın tutuklular sabah jimnastiği için dışarı koştular. Parmaklıklardan aşağıya bakmak için masanın üzerine tırmanıyorum. Belki yukarı bakarlar.  Beni gördüler. Kutlamak için sıkılı yumruklarını kaldırıyorlar. Sonra bir daha. Aşağıdaki avlu cıvıl cıvıl, öteki günlere oranla gerçekten neşeli…

Derken sıra bize geliyor, hareketleri ben yöneteceğim. Bugün 1 Mayıs çocuklar, bugün yeni bir hareketle başlayalım. Gardiyan ister baksın, ister bakmasın. İlki balyoz sallama hareketi – bir iki, bir iki. İkinci olarak ekinlerin biçilmesi. Orak çekiç – anlamaya başlıyorlar. Saflarda bir gülümseme yayılıyor. Ve olanca canlılıklarıyla harekete başlıyorlar. Bu bizim 1 Mayıs gösterimiz çocuklar. Bu sözsüz oyun, ölümüne doğru yürüyen bizlerin bile sarsılmadan dimdik ayakta kalacağımız anlatan 1 Mayıs andımız bizim.

Haydi hücrelere. Saat dokuz. Kremlin’deki saat kulesi onu vuruyor. Ve geçit töreni Kızıl Meydan’da başlıyor. Haydi Baba, Enternasyonali söylüyorlar şimdi. Enternasyonal dünyanın her yanında çınlıyor; bizim hücremizde de çınlasın. Söylüyoruz Enternasyonali. Ve devrimci şarkılar art arda geliyor. Yalnız olmak istemiyoruz, zaten yalnız değiliz. Biz, dünyada göğsünü gere gere şarkı söylemeye cesaret edenlerdeniz. Onlar savaşta tıpkı bizim gibi…

[Darağacından Notlar, Julius Fuçik, Payel Yayınları, Çeviri: Şemsa Yeğin, 1977]