Çiçek Özgen
Erdoğan’ın yine “büyük bir lütfu” olarak duyurulan konut projesinin ayrıntıları ortaya çıktıkça, “Osmanlı’da oyun bitmez” sözü de kendini bir kez daha doğrulamış oluyor. Yaşanan ekonomik krizle birlikte özellikle metropollerde artan konut fiyatları yüzünden, ciddi bir barınma sorunu ortaya çıktı. Kapitalizmin hayatın her alanını içine alan katmanlı krizi, konut krizini de tetiklemiş durumda; görünen o ki, bu kriz yakın bir süreçte daha da boyutlanacak
Ev sahibi olamayan büyük bir kesim, yüzde 100’leri geçen kira artışlarıyla eline geçenin büyük bir kısmını barınmaya yatırmak zorunda kalıyor. Konut sahipliğine bakıldığında ise, kiralarını ödemekte zorlanan insanların, yine fahiş oranlarda artan konutlara sahip olması nerdeyse imkansız. Türkiye’de sadece 8 yılda konut sahipliği oranı yüzde 4 geriledi.
Erdoğan’ın artık bir klasik haline gelen “yalanlar dizisi”nden birinde söylediği gibi Türkiye, ev sahipliği açısından Avrupa birincisi değil ama konut fiyatlarının en fazla arttığı ülke! Yani evet bir konuda birinciliğimiz var: AB İstatistik Ofisi (Eurostat)’nin 2021 ile 2022 ilk çeyreği için açıkladığı kira ve konut fiyatları artışına göre, 2022 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’de ev fiyatları yüzde 110 arttı. Bizden bir sonraki sırada yer alan Çekya’da ise bu artış yüzde 25. İşte birinciliğimizin tasdiki…
Ekonomik krizin derinleşmesi, pek çok alanda artık yama tutmayan, yalanlarla manipüle edilemeyen daha güçlü sarsıntıların ortaya çıkmasına neden oluyor. Barınma gibi acil bir konuda ortaya çıkan bu güçlü sarsıntılar, iktidar tarafından insanların manipüle edilebileceği bir seçim aracına dönüştürülmeye çalışılıyor. Krizin baş sorumlusu olan iktidarın her sıkıştığından bir “TOKİ projesi”yle karşımıza çıkması da bundan kaynaklanıyor. Bir lütuf olarak sunulan bu projelerde, işçi ve emekçilerin elinde kalanlar da alınmaya çalışılıyor. Halkı kazıklamanın bin bir tülü yolunu ezbere bilen iktidarın son konut oyunu ise, “bu kadarı da şeytanın aklına gelmez” dedirtiyor. Şeytanın aklına gelmeyen, kasalarda para saklayanların, gemiciklerinde pudra şekeri transfer edenlerin, kara para aklayanların, ihalelerle ülkeyi haraç mezat satanların, ahlak bekçiliği yapıp ahlaksızlığın kitabını yazanların aklına elbette ki daha kolay gelmekte. Açıklanan son proje de bunlardan biri.
Sadece 600 bin gibi bir fiyata ev alınacağı algısı yaratan iktidar, taksitlerin ise 6 ayda bir memur maaşı zammı kadar artırılacağını söylüyor. Oysa biliyoruz ki, bu ülkede temel yaşam ürünlerine her gün zam gelmekte. Maaşlara yapılan zamlar bir ay sonra, değerini kaybediyor. O nedenle 6 ayda bir artırılan taksitleri pek çok kişi ödeyemeyecek. Ve tabii ki bu durumdan bankalar kârlı çıkacak. Daha öncesinden TOKİ için borca girmiş pek çok insanın bu borçları ödeyemediği, bankalara borçlandığı ve bankaların bu durumun kaymağını yediğini biliyor. Üstelik TOKİ ödemesi bitene kadar evin tapusu da verilmiyor. Yani aslında bir ev sahibi olmuyorsunuz, 20 yıl aynı evde kiracı olarak oturacaksınız. Ola ki taksidi ödeyemezseniz, ev sahiplerinin yaptığı gibi kapı önüne konulacaksınız. Diyelim ki “şanslı”sınız ve 20 yılınızı bir evin sahibi olmak için çalışmak ve borç ödemekle geçirdiniz, 20 yıl sonunda evinizin değeri bile yarı yarıya düşmüş olacak. Eski bir ev değerine inecek çünkü. Oysa bu projedeki evlere ödediğiniz toplam parayla bugün bile iki ev alabiliyorsunuz. Ancak onlarca yıl sonra tapuyu aldığınızda, evinizin değeri ödediğiniz paranın çok daha altına inmiş olacak.
Gözünü elimizde kalan son kırıntılara bile bu kadar pervasızca diken, en insani ihtiyaç olan barınma hakkını dahi kendileri açısından adeta bir varlık yokluk sorunu olarak gördükleri seçimlere malzeme yapan iktidarın derdi insanları ev sahibi yapmak değil elbette. İnşaat baronlarının kasasını dolduracak, bankaların avuçlarını ovuşturmasına yarayacak bu proje ile halkı giderayak kandırmaya çalışıyorlar.
Oysa aynı iktidar daha 2 yıl önce günde üç öğün simit yediğimizde asgari ücretle geçinebileceğimizi söylüyordu. Daha geçtiğimiz aylarda “bir kilo et yemeyin”, yarım kilo neyinize yetmiyor” diyordu, domatesi taneyle, ekmeği dilimle, sütü damlayla içmemizi istiyordu. Bunu söyleyerek bizimle dalga geçen bu tuzu kuruların derdi tabii ki bizi ev sahibi yapmak olamaz. Bizi hayaller içinde oyalamayı, bunu yaparken de elimizdeki avucumuzda kalanları dahi almayı ve belki de bir seçimi daha kazanabilmeyi planlıyorlar.
Üstelik şu da var: Barınma sorunu güncel bir sorun, biz şu anda barınma sorunu yaşıyoruz, birçoğumuz kiralarımızı ödemekte zorlanıyor, üniversiteyi kazanan çocuklarımızı barındıracak yurt bulamıyoruz. Berbat koşullarda, sağlıksız yerlerde yaşamaya mecbur kalıyoruz. Bizi 20 yıl sonrasının hayaliyle oyalamaya çalışanlara cevabımız, “Herkese derhal insanca barınma hakkı” olmalı. Onların oyunlarına, yalanlarına, hilelerine karnımız tok!
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!