Pazar, 28 Haziran 2026

‘YÖK’ün 41. yılında haklarımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadeleye’



12 Eylül askeri faşist diktatörlüğüyle birlikte hem eğitimin neoliberal dönüşümü hem de faşist kurumsallaşmayı yönetmekle görevlendirilen, o zamandan bu yana üstlendiği rolü layıkıyla yerine getiren Yükseköğretim Kurumu (YÖK) 41. yılında. YÖK’ün kuruluş yıldönümünde birçok üniversitede protesto eylemleri örgütlendi. İstanbul Üniversitesi’nde “YÖK Karşıtı Eylem Birliği” adı altında bir araya gelen gençlik örgütleri, Beyazıt Meydanı’nda kitlesel bir …


12 Eylül askeri faşist diktatörlüğüyle birlikte hem eğitimin neoliberal dönüşümü hem de faşist kurumsallaşmayı yönetmekle görevlendirilen, o zamandan bu yana üstlendiği rolü layıkıyla yerine getiren Yükseköğretim Kurumu (YÖK) 41. yılında. YÖK’ün kuruluş yıldönümünde birçok üniversitede protesto eylemleri örgütlendi.

İstanbul Üniversitesi’nde “YÖK Karşıtı Eylem Birliği” adı altında bir araya gelen gençlik örgütleri, Beyazıt Meydanı’nda kitlesel bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Öğrenciler açıklamada; YÖK’ün tarihsel rolünün süreklilik içinde devam ettiğini, gelinen noktada eğitimin piyasalaştırılması ve üniversitenin gerici-faşist temelde dönüştürülmesinin çok yönlü saldırılarla tırmandırıldığını, kayyumların ya da son çıkarılan genelgenin bunun tipik ifadesi olduğunu, sözkonusu gidişatta mevcut rejimin her alanda saldırı dışında bir seçeneğinin kalmamasının da belirleyici olduğunu vurguladılar. Savaş ve baskı politikalarının son olarak Şebnem Korur Fincancı ya da gazetecilerin tutuklanmasıyla devam ettiğini kaydederek, mücadele çağrısında bulundular.

YÖK’ün 41. yılında haklarımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz için mücadeleye” pankartı açan öğrenciler, “YÖK postalla geldi, direnişle gidecek”, “YÖK ve kayyum düzenini yıkacağız”, “Kahrolsun faşist diktatörlük”, “Özerk demokratik üniversite için mücadeleye” dövizleri taşıdılar. Eylem boyunca, “YÖK, polis, medya; bu abluka dağıtılacak!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Beyazıt faşizme mezar olacak!”, “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek!”, “Müşteri değil öğrenciyiz!”, “Beyazıt goristan ji bo faşistan!” sloganları attılar.

Basın açıklaması okunduktan sonra İran’da Jina Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından başlayan isyanda üniversitelerin önemli bir role sahip olduğu belirtilerek, İran gençliği “El pueblo unido, jamas sera vencido” marşıyla selamlandı.

Okunan ortak açıklamada şunlar ifade edildi:

Dün YÖK eliyle başlatılan öğrencilere dönük tüm yapısal dönüşümler bugün siyasi iktidar tarafından devam ettiriliyor. Kayyum rektörler üniversiteleri şirketleri gibi görerek patronlar haline geldi ve piyasalaşma, YÖK aradan çıkarılarak siyasi iktidara peşkeş çeken yönetici kadrolar ile gerçekleştirilmeye başlandı. İçişleri Bakanlığı’nın “Üniversitelerde Güvenlik ve Barınma Tedbirleri” başlıklı genelgesi ile üniversitelerin içerisindeki tüm muhalif sesler yok edilmeye çalışılarak birçok kadın kulübü ve LGBTİ+ kulübü hedef alındı.

Bugün 6 Kasım. Elbette üniversite gençliğine dönük daha dönem başlamadan genelgelerle ilan edilen saldırı süreci ülkedeki siyasi atmosferden bağımsız değildir. Mevcut düzenin, baskı ve şiddet unsurlarından başka onu ayakta tutabileceği hiçbir şeyi kalmadı. Bu nedenle savaş alanlarında insanlık suçu sayılan her türlü envanterin kullanılmasında bir beis görülmemekte, savaş suçunun işlendiğine dair bilimsel açıklamalar yapan Şebnem Korur Fincancı hocamız hukuksuzca tutuklanmaktadır. Bu saldırılar, YÖK’ün anadilinde eğitim talebine açtığı savaşla aynı akıl tarafından örgütlenmektedir.

Nihayetinde bugün, açlık, evsizlik ve işsizlik ile sınadığı öğrenci gençliğin sisteme karşı her geçen gün büyüyen öfkesinin hem üniversitelerde hem de bütün ülkede yaratılmış tüm tahribatı yok edebilecek bir güçte olduğunu biliyoruz.

Bu yüzden tüm sıra arkadaşlarımızı, 41. yıl dönümünde 6 Kasım’ın tarihi önemine ithafen, üniversitelerimizde baskı yasalarından ve geleceğimizi yok etmeye çalışan tüm unsurlara karşı demokratik üniversite mücadelesinin en ön saflarına çağırıyoruz!