GMİS heyeti katliamın yaşandığı işletmede: Çalışın!



Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) bürokratları genel kurullar dönemi olduğu, şube seçimlerinin yapıldığı bu aralar Bartın’da, Kozlu’da, Amasra’da boy gösteriyorlar. 42 işçinin göz göre göre ölüme yollanmasında tıpkı Soma’da ve diğer örgütlü olduğu yerlerde olduğu gibi onların da payı var. Katliamın ertesinde de görmüştük onları. Sorumlularla suç ortaklıkları olduğu için herkesten önce onlar adına konuşanlar …


Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) bürokratları genel kurullar dönemi olduğu, şube seçimlerinin yapıldığı bu aralar Bartın’da, Kozlu’da, Amasra’da boy gösteriyorlar. 42 işçinin göz göre göre ölüme yollanmasında tıpkı Soma’da ve diğer örgütlü olduğu yerlerde olduğu gibi onların da payı var. Katliamın ertesinde de görmüştük onları. Sorumlularla suç ortaklıkları olduğu için herkesten önce onlar adına konuşanlar bir ihmal olmadığını düşündüklerini ifade etmişti. Yöneticilerle işçi temsilcisi değil de devletin-patronların ekonomi politikalarının sözcüsü, kar oranlarının bekçisi, işçileri bu politikalar temelinde motive eden elçiler gibi hareket eden, bu açıdan da gözleri aslında tıpkı patronlar gibi üretim kapasitesinde, işçilerin performansında olan, tepedekilerle alabildiğine ahbaplık ilişkileri kuran bu sınıf düşmanları bugün 42 işçinin katledildiği o TTK işletmesindeydi.

Ağzını bu katliamda kimlerin ihmali varsa en üstten en alt kademeye kadar araştırılıp açığa çıkarılmasının takipçileri olacakları hamasetiyle açan GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, oraya esas olarak niye geldiğini konuşmasının ilerleyen bölümlerinde ifşa ediyor. Bu “yerli ve milli” sendikacıların derdi elbette milli ekonominin kalkınması, onun için kritik önemde olan kömürün çıkarılması!

Son torba yasada hayatını kaybeden maden işçilerinin şehit sayılarak ailelerine maaş bağlanmasını büyük bir başarı (!) olarak propaganda ederken aslında bir zamanlar Ermenek’te ölen işçiler için “güzel öldüler” diyebilen dönemin enerji bakanının yaklaşımını yinelemiş oldu. Keza işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması yerine “ölebilirsiniz, ailelerinize maaş bağlanacaktır” demek anlamına gelen bu övünmenin ondan bir farkı yok!

İşçi sağlığı ve iş güvenliğini çok önemsediklerini döne döne yineleyen bu sendika ağası dilinin altındaki baklayı çıkararak ölümler sonrasında travma yaşamış, halen yasta olan işçilere “acı çeksek de çalışmalıyız” nasihati verdi.

Bir “yerli ve milli” sendikacı olmanın ne anlama geldiğinin çarpıcı fotoğrafı olduğu için Mutlu’nun işçilere çektiği o tiratları basına yansıdığı kadarıyla buraya taşıyoruz:

“Bugün ülkemizin kömüre ihtiyacı var, bize düşen bugün bu cephede üretim yapmaktır “

Tabii ki şu bir gerçek savaşta cephede zaman zaman arkadaşımızı kucağımızda kaybedebiliyoruz. Çanakkale’de, ülkenin dört bir yanında terör örgütleriyle yapılan mücadelelerde atalarımız, büyüklerimiz, gazilerimiz kucaklarında arkadaşları şehit olduğu halde savaşmaya devam ettiler. Şehit verdik diye savaşmaktan vazgeçmediler. Bunu ülkemiz için yaptılar. Bize de düşen bugün bu cephede, üretim cephesinde canlarımızı vermiş olmamıza rağmen mücadeleye devam etmektir. Bugün ülkemizin kömüre ihtiyacı var. 

Dünyada enerji savaşlarının had safhaya çıktığı, mazlumların sömürüldüğü, insanların katledildiği bu şartlarda kömürün yer altında durma şansı yok. Ülkemizin ekonomisi için, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için kömürü yeraltından çıkarmak zorundayız. 

Maalesef bedeller ödesek de, orada arkadaşlarımızı kaybetsek de biz yine oraya inip çalışmak zorundayız. Bunu hem çocuklarımızın geleceği, hem de ülkemizin geleceği için yapmak zorundayız. 

Bugüne kadar atalarımız böyle yaptı, bize de düşen vazife bu. Ağır bir vazife, zor bir vazife bunun farkındayız ancak ne kadar zor olsa da biz bu zorlukların üstesinden gelebilecek deneyime, birikime, bilgiye ve kültüre sahip insanlarız. Tabii ki hepimizin morali bozuk.

‘Birileri çıkıp basında sosyal medyada sendikanızı veya bizleri kurumumuzu eleştirebilir ama…’

Biz süreçlerin en sağlıklı şekilde sonuçlanabilmesi için ihmali olanların, Genel Müdüründen en alt kademeye kadar, bakanlığından en alttaki yetkiliye kadar kimin ihmali var ise olayın uzmanlar tarafından incelenerek ihmali olanların en ağır cezayı alması için sendikanız olarak süreci takip ediyoruz edeceğiz. 

Ancak bir yandan da müessesemizi yaşatmak zorundayız. Bu müessese buraya kadar ağır bedeller ödenerek geldi. En son ödediğimiz bedel belki de en ağırıydı.

Bir yandan bu süreçleri takip de edeceğiz. Şehitlerimizin emanetleri bizlere emanettir. Biz sendika olarak sizler adına yapabileceğimizi yaptık, bundan sonrada en iyisini yapmaya devam edeceğiz. Biz bu işin ardından şunu yaptık bunu yaptık diye her şeyi anlatamıyoruz, anlatamayız.

Bizler sorumluluk sahibi insanlarız. Birileri çıkıp basında sosyal medyada sendikanızı veya bizleri kurumumuzu eleştirebilir ama bu iş yeri, bu sendika da hepsi bizim. Hepsine sahip çıkmak bizim boynumuzun borcu. Biz vazifemizi en iyi şekilde icra edip üretimi de bir yandan devam edeceğiz.

‘Müesseseniz bizim için çok değerli, yaşaması hepimizin görevi’

Müesseseniz bizim için çok değerli bir müessese. Bu kadar bedel ödendikten sonra bu müessesinin yaşaması hepimizin asli görevi. Bu müesseseyi yaşatmak için devlet görevlilerin ve kurum yetkililerin ve bizlerin en iyi şekilde mücadele etmesi gerekiyor. Biz de her zaman olduğu gibi bundan sonra da müessesemizi ayakta tutacak ve burada sizler ve sizden sonrakilerin ekmek yemesini sağlayacak evine aş götürmesini sağlayacak şekilde mücadele edeceğiz. 

İki gün önce iş başı yaptınız. Yeraltı şartları elverişli olmadığı için yerüstünde tertip ediliyorsunuz. Eğitime tabi tutulacaksınız. En kısa zamanda yeraltında çalışma şartları sağlıklı bir duruma geldiğinde hep beraber inşallah üretime devam edeceğiz.

Bizi bölmek, parçalamak isteyeceklerdir…

Bu zamanlar tehlikeli zamanlar. Burada bizi bölmek, parçalamak ve yok etmek isteyen, Amasra Müessesi’nin kapatılmasını, özel sektöre devredilmesini isteyen kitleler için en uygun zaman bu zamandır. O cenah durmayacak bu zamanda kargaşa yaratıp lobi çalışması yapıp bu müesseseyi kapatıp sizleri başka müesseseye göndermek için şeytani işlerini yapmaya devam edecekler. Bizlerin mücadelesi dünden bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada bizi yok etmeye çalışanlarla mücadelemiz devam edecektir.