İçinde oldukları son derece zor durumun yarattığı baskı elbette. Ancak bunun üzerinde biraz daha düşünmek gerekiyor.
“Deprem Allah’tan geldi. Müslümanız. İnanıyoruz” bilinci ile depremin bilinebilir bir doğa olayı olmasının bilinci arasındaki yarılma… Aslında Soylu’nun dilinden ortaya dökülen bir gerçek var: Dini bakış açısının zavallılığı ile bilimsel gerçekçi bakış açısının açıklayıcılığı…
Süleyman Soylu ve temsil ettiği dünyanın belli bir bilinç ve inanç yarılması yaşadığını söylemek son derece mümkün. Gerçekler -her ne kadar gerçeklere değil de başka şeylere inanılıyor, savunuluyor olunsa da-, kendilerini ağlaya, bağırta, kanırta kanırta kabul ettiriyorlar.
Savundukları dünya görüşü ve inanç sisteminin insanlığı sadece toplumsal düzenin itaatkâr dizilenleri haline getirmekle kalmadığı aynı zamanda doğa olayları karşısında felaket doğurduğu da bir gerçek. Onlar, dinin ve toplumun hakim sınıflarına hizmet eden politikaları ve bunların sonuçlarını onaylatıcı, kabul ettirici, “kader”, “Allah’tan gelen bir şey” olarak tevekkül ile karşılanmasının doğurduğu rahatlıkla, rantı binlerce yıldan bu yana yiyorlar.
Ancak bu sefer işler gerçekten onlar açısından çıkmaza girdi. Bilimin ve bilgisel bilincin bu denli geliştiği bir konuda, depremlerin oluşumu ve gelişimi konusunda bunca bilimsel verinin olduğu bir konuda “kader” ya da “Allah’tan” denildiği anda ikna yeteneklerini kaybediyorlar. Üstüne üstlük deprem karşısında, onun sadece oluşumu değil ona karşı alınan önlemlerin boyu ve çapı arşı almışken…
İçinden çıkamadıkları bu durum onlarda bir baskı ve yarılmayı yaratacak güçtedir. Deprem bir doğa olayıdır. Su döngüsü, azot döngüsü, karbon döngüsü… gibi döngüsel bir olaydır. Deprem süreçlerinin oluşumu ve gelişimi üzerinde insanlığın oluşturduğu bilgi/bilinç düzeyi, dinlerin bu konuda söylediklerini aşalı yüzlerce yıl olmuştur. Yine insanlık yaşadığı acı deneyimler sayesinde kendilerini depremden sakınma konusunda da son derece büyük bir yol almayı başarmıştır.
Din ve milliyetçilik gibi akıldışı ideolojiler ve savunularla ülke yönetmeyi geçer akçe bulursanız Süleyman Soylu gibi halkın karşısında söyleyecek söz bulamaz ve zırıl zırıl ağlarsınız!
Gerek doğabilim gerekse de toplumbilime dayalı bir toplumsal yönetim olmadığı sürece çok basit doğa olayları karşısında dahi “helak” olmaktan kurtulmamız mümkün değildir!
[Alınteri okuru]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!