Maraş merkezli depremler sonrasında ortalıkta görünmeyen devletin yaptığı işlerden birinin depremin etkilediği 10 ildeki yeni yapılaşmaya ilişkin kararname hazırlığı yapmak olduğu açığa çıkmıştı. Bu kararnameyle tüm yetki Çevre, Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığı’na verilmiş, yaptığı planların halktan gizlenmesi yetkisi alınmış, itiraz hakkı gasbedilmiş ve meraların-ormanların yapılaşmaya açılmasının önü açılmıştı.
Daha ilk günden başlayarak yaşanan büyük yıkımı, betonu-rantı-yağmayı temel sermaye birikimi modeline dönüştüren iktidarın ağzını sulandırdığını tahmin etmek zor değil. Nasıl heyecanlanmasın, TÜİK’in verilerine göre bile ekonominin bel kemiği haline gelen inşaat sektöründe 2022 yılında yıllık bazda yüzde 8,4 oranında küçülme yaşanmıştı.
İnşaat sektörünün GSYH içindeki payı da 2022 sonu itibarıyla yüzde 4,8’e kadar gerilemişti. 2002’de yüzde 4,5 olan bu payı, 2016’da yüzde 8,5’e kadar yükselmişti.
TÜİK’in verileri sektördeki tıkanmanın boyutlarını yeterince gösteriyor. Hiçbir konuda bu hızı yakalayamayan/yakalamayan iktidarın depremi bu açıdan fırsata dönüştürmekte gayet heyecanlı ve hızlı olduğu görülüyor.
Bugün Hatay’da açıklamalar yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, beton patronlarının açığa çıkan pazardan duyacakları heyecanla konuşuyordu. Depremin yıkımının yaşandığı illerde kentsel dönüşüm projelerine devam edeceklerini vurgulayan Kurum, ulusal, mekansal strateji planlarının tamamlandığını, bu plan çerçevesinde yeni lojistik güzergahlarıyla sanayi alanlarını da depreme karşı güçlendirecek adımları atacaklarını belirtti. Kurum, “Tüm bu çalışmaları 780 bin kilometrekare vatan toprağı içinde eş zamanlı yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.
İstanbul’daki 1,5 milyon riskli konutu nereye taşıyacaklar, sadece kendileri biliyor!
Yağma ve talan konusundaki kirli sicillerini bilmesek, çıkardıkları kararnamelerde bile bu niyetlerini açık ederek bundan sonra nasıl bir sergileyeceklerini tahayyül etmesek “ne güzel, ders çıkarmışlar” diyeceğiz. Ama alelacele atılan temeller, gerekli incelemeler yapılmadan sıvanan kollar yazılacak hikayenin sonunu tahmin etmemizi getiriyor.
Kurum, İstanbul için de müjdeler verdi Hatay’da yaptığı konuşmada. Kentte 1,5 milyon riskli konutu taşıyacaklarını söyledi. Avrupa ve Anadolu Yakası’ndaki 2 rezerv bölgeden bahseden Kurum, bu bölgelerin nereler olduğunu, sözkonusu dönüşümün nasıl bir şeye tekabül ettiğini açıklamadı tabi. Mesela buralar dağ başı da olabilir, kentin dışındaki çeşitli alanlar da. Ya da o çok hayalini kurdukları Kanal İstanbul projesini bu vesileyle hayata geçirmeleriyle de karşı karşıya kalabiliriz. Olasılıklar çoğaltılabilir. Halkın elindeki tek varlığı olan konutlarının gaspı anlamına da gelebilecek bu “müjdenin” sonunun her halükarda iyi olmayacağını belirtmek gerekir.
Ayrıntılarını AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önümüzdeki günlerde açıklayacakmış. Onun açıklamalarının asıl olarak bu projelerin, kentsel dönüşümdeki finans desteğini ve Marmara bölgesine ilişkin deprem dönüşümüne yönelik hedefleri kapsadığını, ayrıntıları bilemeyeceğimizi yine Kurum söyledi konuşmasında.
Kurum’un İstanbul’daki riskli yapılara ilişkin açıklaması şöyle:
“İstanbul’da dönüşmesi gereken 1,5 milyon bağımsız bölümün olduğu, bunların acilen dönüşmesi gereken 300 bininin bir an önce dönüştürülmesine ilişkin şu an İstanbul’da sadece bakanlığımızın devam ettiği 94 bin bağımsız bölümden oluşan projelerimiz var. Riskli 1,5 milyon konutu dönüştüreceğimiz 2 rezerv alanı var. İstanbul’da şehrin içindeki 1,5 milyon riskli konutu hem Anadolu hem Avrupa yakasında belirlediğimiz 2 rezerv alana taşıyacağız.”
Hatay için de Amanos Dağları’nın eteklerini işaret etti
Kurum, depremlerden etkilenen illerdeki hasar tespit çalışmalarında bugün itibarıyla 4 milyon 750 bin bağımsız bölümden oluşan 1 milyon 520 bin binanın incelendiğini, 582 bin bağımsız bölüm ve 202 bin binanın acil yıkılacak, ağır hasarlı veya yıkık olduğunun tespit edildiğini bildirdi.
Kurum, Hatay’da Amanos Dağı eteklerinde zemini sağlam ve güvenli alanlarda yerleşim sürecini başlatacaklarını öne sürerek, şehrin tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini, demografik yapısını koruyan bir anlayışla söz konusu planın hazırlıklarına başladıklarını dile getirdi.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!