‘Mış’ gibi yapan değil, mücadeleci sendika istiyoruz!



Çankaya Belediyesi’ndeki bütün departmanlarda çalışan işçilerin gerçekleştirdiği söyleşiye davetli basın emekçileriyle birlikte Alınteri olarak biz de katıldık.


Çankaya emekçileri bu söyleşide, sendikal çürümüşlükten, sınıfsal örgütlülüğün ve bilincin yok edilmeye çalışıldığından, yabancılaştırılma, ayrıştırılma ve  eşitsizliğin nasıl hayata geçirildiğinden dem vurdular. Sosyal demokrat bir belediye ve parti tarafından Sodem-Sen kurulurken, adı Devrimci İşçi Sendikası olan DİSK’in buna sessizce onay vermesine değindiler. Sınıfsal bilinç ve mücadelenin yükseltilmesi için uğraş veren işçilerin sendika düşmanlığı ile itham edildiğini, baskıların, mobbingin yoğunlaşmasını ve bütün bu olumsuzluklara rağmen hem DİSK’li olmaya hem de DİSK’i içinde bulunduğu bu çürümüşlükten kurtarmak, yeniden gerçek sınıf sendikası haline kavuşturup mücadeleci bir sendika olması için mücadeleye kararlı olduklarını dile getirdiler.

Söyleşiye Belde, İmar, Çanpaş ve kadrolu emekçiler adına katılım sağlandı. Söyleşide, tek adamlığa, demokrasinin yok edilmesine, bürokrasiye karşı olduğunu söyleyen DİSK’in kendi yapısında ve organlarında bütün bunların hayat bulduğuna, temsilciliklerin, müdürlüklerin tepeden alınan kararlarla atama ile yapıldığına, üyesi işçilerin taleplerinin görmezden gelindiğine vurgu yapıldı.

Çankaya Belediyesi’nin iki şirketi varken KHK ile geçişlerde Çanpaş’ı kurmasına ses çıkarılmadığı, bu yüzden Belediye bünyesinde çalışan emekçiler arasında eşitsizliğin derinleştirildiği buna DİSK’in sessiz kaldığının altı çizildi.

Belediye ve sendika içinde sorunların gittikçe derinleştiğine dikkat çekilirken bir taraftan da ücretlerin nasıl eridiği ve asgari ücretin bile altında kalındığı ifade edildi. Yoksulluk sınırının baz alınması gerekirken TİS’lerde açlık sınırının baz alındığı vurgulandı.

DİSK’in son günlerde TÜİK önüne giderek basın açıklaması yapması ve 11 Temmuz’da iş bırakma eylemi kararına ilişkin de kendilerine sadece iş bırakma eylemi yapılacağını ancak detayların sonra bildirileceğini yazan kısa bir mesajla bildirdiklerini söyleyen işçi devamında şunları söyledi:

“Biz ciddi bir mücadelenin hayata geçirilmesini istiyoruz. Tüm departmanlarda 24 saatlik kararlı bir iş bırakma eylemi örgütlenmezse başarı elde edilemeyeceğini biliyoruz. Onun için bizleri kandırmak ya da ‘mış’ gibi yapıp biz görevimizi yaptık demelerini istemiyoruz.

Biz elimizden geldiği kadar iş bırakma eyleminin güçlü katılımlı olması için çaba harcayacağız. Bizim, yani işçilerin istediği, sonuç almaya odaklı bir iş bırakma eylemi olmazsa kendi sloganlarımızla, kendi dövizlerimizle, kendi eylemlerimizle hem sendikamıza hem asgari ücret belirleyenlere tepkilerimizi göstereceğiz.

Biz DİSK’e karşı değiliz, biz örgütsüzlüğe, eşitsizliğe, ayrıştırmaya karşıyız ve bunun mücadelesini DİSK içinde vermeye devam edeceğiz. Bizler sınıf sendikacılığını ve sınıf mücadelesini merkezine koyan işçiler olarak sendika yönetimin bizi yok saymasına, bürokratik yapısına, tek adamcılığına rağmen biz DİSK’liyiz ve DİSK’i içinde bulunduğu çürümüşlükten çıkarıp yüzünü sınıfa dönen, ciddi mücadeleci bir sendika olması için mücadeleye devam edeceğiz. Yani biz varız. DİSK de bizimle birlikte var olacak.

Biz mücadelemizle, sendikamızla hakkımız olanı alabiliriz. Kimseden harçlık vermesini istemiyoruz. Madem ki iş bırakma kararı alındı. O zaman Genel İş 1. Nolu Şube 4 bin üyesini ayağa kaldırmalıdır. Onları iş bırakma eylemine örgütlemelidir. Şubemizden bunu bekliyoruz. Biz elimizden geleni yapacağız.

Bizler TİS’lerin ortaklaştırılmasını, ‘eşit işe eşit ücret’ şiarıyla hareket edilmesini, sınıf sendikacılığı bilinciyle örgütlülüğün büyütülmesini, mücadeleci sendika çizgisine dönülmesini istiyoruz. İşçi sağlığı ve güvenliği konusuna ağırlık verilmesi, katı atık biriminin ağır işkolu olarak tanımlanması, katı atıkta çalışan arkadaşlarımıza erken emeklilik tanınması, park bahçelerde çalışan arkadaşlarımız için tuvalet imkanı sağlanması, her birim için ayrı ayrı iş tanımının yapılması gerekmektedir. Sendikamızın işverenle, işveren sendikası olan Sodem-Sen ile uzlaşmacılığa son verip bizlerin taleplerini dikkate alarak kendine gelmesini istiyoruz.”