Serhat Tuna
Cudi’den Akbelen’e uzanan geniş coğrafyada doğanın, ormanların ve çevrenin kıyımıyla insanlığımız bir kez daha sınanıyor. Kürdistan ve Türkiye’de sistematik bir şekilde gerçekleştirilen ağaç kıyımı ve ekolojik tahribat, güvenlik ve rant gerekçeleriyle yürütülüyor. Geri dönülmez tahribatlar yaratacak olan bu gözü dönmüşlük karşısında Gezi’nin mirasını kuşanarak, giderek daha fazla bir odak haline gelen Akbelen direnişini, çeşitli biçimlerle ülkenin dört bir yanına yaymalıyız.
Kürdistan’da, Cudi’den Dersim’e kadar uzanan coğrafyada orman yakma ve ağaç kesimleri aralıksız devam ediyor. Buralarda gerçekleştirilen ekolojik yıkım suçu, güvenlik politikaları adı altında işleniyor. Batıda ise rantçılık ön planda; ormanlar, yaşam alanları kar hırsıyla talan ediliyor ve bu alanlar kan emici tekellerin kullanımına açılıyor.
Kürdistan’daki orman yangınlarına sosyal medyaya düşen görüntülerden de teyit edildiği gibi bölge halkının ve çevrecilerin müdahalesine engel olunduğu yetmediği gibi yangının büyümesi için ağaçlar taranırken, havadan da bombardıman gerçekleştiriliyor.
Dünya yeni bir kitlesel yok oluşun eşiğinde
Oysa yaşanan ekolojik tahribat sadece yaşandığı alanı değil, tüm dünyayı etkiliyor. Küresel ısınma ve çevresel sorunların temel sebeplerinden birinin ekolojik yıkımlar olduğu saklanamaz bir gerçekliktir. Dünya oluşumundan bugüne kadar 5 büyük kitlesel yok oluş aşamasından geçti. Bu aşamaların her biri dünya üzerindeki canlı türlerinin büyük bir bölümünün (yaklaşık yüzde 80 ile yüzde 96’sının) soyunun tükenmesine yolaçtı.
Sanayi Devrimi’nden bu yana, insan faaliyetlerinin yerkürenin iklimini hızlı bir şekilde değiştirdiği ve canlıların yaşam alanlarının da buna paralel olarak yok olduğu konusunda bilim insanları ciddi uyarılarda bulunuyor. Bu süreç, “6. Büyük Kitlesel Yok Oluş” olarak adlandırılıyor ve artık çoktan başlamış durumda.
Akbelen yalnızca Akbelen değidir
Akbelen Ormanı, Muğla İkizköy’de emekçi köylülerin termik santralin kömür ocağının köylerini ve ormanı yok etmesine karşı dört yıldır süren direnişine ev sahipliği yapmaktadır. Direnişçiler, son iki yılı ormanın kenarında nöbette geçirmiştir. Ancak, 6 gün önce Limak Holding ve IC Holding ortak iştiraki YK Enerji’nin kömür maden sahasını genişletmek için direnen köylüleri ablukaya alıp Akbelen ormanında ağaç kesimine başlamıştır. Bu saldırganlığın duyulmasıyla birlikte, 7’den 70’ine İkizköylüler ve yaşam savunucuları direnişe geçerek destek çağrısında bulundular. Her türlü kuşatma ve saldırganlığa karşı direniş bir haftadır inatçı bir biçimde devam ediyor.
Bu durum, Limak Holding’in termik santral projesi nedeniyle doğal kaynakların ve köylülerin sömürülmesi ve doğanın tahrip edilmesi gibi konularda birçok açıdan önemli mesajlar vermektedir. İkizköylüler uzun yıllardır süren direnişleriyle, tekelci sermayeye ve inşaat-enerji sektörünün halkı yoksullaştırarak kar elde etme çabalarına karşı duruyor. Ayrıca, termik santrallerin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararlar, bilimsel raporlarla desteklenerek vurgulanıyor.
Bu direniş aynı zamanda emek ve ekoloji mücadelesinin bir arada olduğu önemli bir örnek sunuyor. İşçi ve köylülerin ekolojik yıkıma karşı verdiği mücadele, doğanın sadece kendileri için değil, aynı zamanda gelecek nesiller için de korunması gereken bir değer olduğunu gösteriyor. Sağlık ve Çevre Birliği’nin raporlarına göre, termik santrallerin Muğla’da neden olduğu erken ölümler ve sağlık sorunları, ekolojik yıkımın insanlar üzerindeki etkisini gözler önüne sermektedir.
Sonuç olarak, Cudi’deki orman yangını ve Akbelen Ormanı’ndaki kıyıma karşı direniş, ekolojik yıkıma karşı verilen mücadelenin bir örneği ve önemli bir ders niteliğine bürünmüştür. İkizköylülerin gösterdiği irade, emek ve doğanın kucaklaşması ve korunması gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu tür direnişler, gelecekte de daha geniş kitleleri harekete geçirerek, emek ve ekoloji mücadelesinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Cudi’deki orman yangınıyla Akbelen’deki orman kıyımı birbirinden bağımsız değil ortak keseni kapitalizmin insan ve doğa düşmanı yüzünü açığa çıkaran bir durumdur.
Dolayısıyla Gezi’den çıkarılan derslerle şimdi, “Her yer Akbelen, her yer direniş!”, “Cudi’de yangına, Akbelen’de kıyıma son!” deme ve ona uygun davranma vaktidir.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!