Eğer işçiler hangi sınıfları etkiliyor olursa olsun zorbalık, baskı, zor ve suistimalin her türlüsüne karşı tepki göstermede eğitilmemişlerse ve işçiler bunlara karşı başka herhangi bir açıdan değil de sosyal-demokrat açıdan tepki göstermede eğitilmemişlerse, işçi sınıfı bilinci gerçek bir siyasal bilinç olamaz.
Eğer işçiler öteki toplumsal sınıfların herbirini entelektüel, manevî ve siyasal yaşamlarının bütün belirtilerinde gözleyebilmek için somut ve her şeyden önce güncel siyasal olgular ve olaylardan yararlanmasını öğrenmezlerse; eğer materyalist tahlil ve ölçütlei nüfusun bütün sınıflarının, tabakalarının ve gruplarının yaşam ve eylemlerinin bütün yönlerine pratik olarak uygulamayı öğrenmezlerse çalışan yığınların bilinci gerçek bir sınıf bilinci olamaz.
Kim işçi sınıfının dikkatini, gözlemini ve bilincini tamamıyla ya da hatta esas olarak işçi sınıfı üzerinde yoğunlaştırıyorsa, böylesi sosyal demokrat değildir; çünk, kendini iyi tanıyabilmesi için, işçi sınıfının, modern toplumun bütün sınıfları arasında karşılıklı ilişkiler konusunda tam bir bilgisi, sadece teorik bilgisi değil … hatta daha doğru olarak ifade edelim: Teorik olmaktan çok siyasal yaşam deneyimine dayanan pratik bilgisi olması gerekir …
Ama bu ‘açık seçik tablo’ herhangi bir kitaptan edinilemez. Bu kapsamlı siyasal teşhirler, yığınları devrimci eylem bakımından eğitmenin zorunlu ve temel bir koşuludur. Rus işçileri, polisin halka zorbaca davranışına karşı, dinsel mezheplere zulmedilmesine, köylülerin kırbaçlanmasına karşı, amansız sansüre, askerlere işkence edilmesine, en masum kültürel girişimlerin bastırılmasına vb. karşı niçin hâlâ bu kadar az devrimci eylemde bulunmaktadır?
[Lenin. V. İ (1992) Ne Yapmalı?, çev. M. Erdost, Beşinci Baskı, Sol Yayınları]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!