Alınteri: Yeni eğitim öğretim yılında öğretmenleri, öğrencileri ve velileri kapsayan bir genelge yayınlandı. Bu genelgeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet Aydoğdu: Yeni eğitim öğretim yılı başlarken okullara bir dizi genelge yayımlandı. Öğrenci velilerinden para istenmemesi, bağış adı altında para toplanmaması, öğretmenlerin önlük giymesi ve velilerin okula randevu ile gelmesi gibi düzenlemeler getirildi.
Eğitimde tasarruf adı altında her türlü kısıtlamanın uygulandığı bir dönemde, okulların velilerden bağış adı altında para topladığı herkesin bildiği bir gerçektir. Okulların temel ihtiyaçlarını karşılamak için velilere başvurmak zorunda bırakıldığı bir sistemde, yalnızca para istemeyin demek sorunu çözmez. Eğitimin bütün giderleri kamusal kaynaklarla karşılanmalıdır.
Öğretmenlerin itibarı yerle bir edilmişken, öğretmeni eğitim emekçisi olarak değil kendisine verilen talimatları uygulayan teknik bir robot olarak görmekteler. Şimdi bu robotların tek tip kıyafet giymesi gerektiğini söylüyorlar. Oysa öğretmenin itibarı önlükle değil mesleki özerkliği, çalışma koşulları ve toplumdaki saygınlığıyla korunur.
Okulların güvenliğini yalnızca polisiye tedbirlerle çözemezsiniz. Daha dün Manisa’da öğrencileri hedef alan silahlı saldırıda 11 öğrencinin yaralandığı haberiyle bir kez daha gördük. Güvenli okul yalnızca kapıda güvenlik görevlisi ve kamera demek değildir. Güvenli okul, şiddetin önlenmesi, yeterli personel, sağlıklı fiziki koşullar ve öğrencilerin kendini güvende hissettiği bir eğitim ortamıdır.
Bütün bunların yanında her geçen gün eğitimin piyasalaştırılmasına zemin hazırlayan sistematik bir politika uygulanıyor. Özel okulların toplam öğrenci içindeki payı yüzde 14’lere ulaşmış durumda. Yaklaşık 1 milyon 600 bin çocuğun eğitim dışında kaldığı, 700 bin öğrencinin ise MESEM’lerde patronların yanında ücretsiz işgücü olarak çalıştırıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Biz Eğitim-Sen olarak şunu söylüyoruz: Eğitim bir sektör, öğretmen bir robot, öğrenci de ucuz işgücü değildir. Eğitim kamusal bir haktır. Velilerden para toplanmadan, öğretmenlerin mesleki itibarı korunarak, öğrencilerin güvenli ve nitelikli eğitim alabileceği bir sistem istiyoruz.
Alınteri: 2025-2026 yılındaki eğitim krizleri yeni eğitim ve öğretim yılına devredildi, bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Mehmet Aydoğdu: Eğitimde plansızlık, öğretmen ve yardımcı personel ihtiyacı, kalabalık sınıflar, fiziki altyapı sorunları, özel eğitimde yaşanan sorunlar, okul güvenliği ve öğrencilerin beslenme hakkı gibi temel sorunlar kesintisiz biçimde gündemde.
Üstelik sorunlar yalnızca devam etmiyor, yeni sorunlar da üretiyor. Okulların açılmasıyla birlikte norm kadro düzenlemeleri ve öğretmenlerin görev yerlerinin değiştirilmesi, okulların açılıp kapatılması veya başka kurumların taşınmasına ilişkin plansız kararlar eğitim emekçilerini, öğrencileri ve velileri doğrudan etkiliyor.
Bütün bunlar yaşanırken eğitimin temel dört başlığında ise hiçbir gerçek adım atılmıyor: Laik eğitim, bilimsel eğitim, kamusal eğitim ve anadilinde eğitim hakkı.
Tersine, laik eğitim anlayışının hem resmi hem de fiili olarak terk edildiğine tanık oluyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim bilimsel ve eleştirel niteliğinden daha da uzaklaştırılırken, kamusal eğitim giderek piyasanın insafına terk ediliyor.
Anadilinde eğitim hakkı ise pedagojik açıdan son derece önemli olmasına ve milyonlarca insanın talebi olmasına rağmen görmezden gelinmeye devam ediyor. Oysa çocuğun kendi anadilinde eğitim alabilmesi, eğitim hakkının ve pedagojik gelişimin temel unsurlarından biridir.
Alınteri: Mamak bölgesinde eğitimin plansızlığı konusunda İlçe Milli Eğitime bir dilekçe verdiniz; dilekçenin içeriğinden söz edebilir misiniz?
Mehmet Aydoğdu: Mamak’ta inanılmaz bir eğitim planlama ve yönetim sorunu yaşanıyor. Bu plansızlığın bedelini ise öğrenciler, öğretmenler ve veliler ödüyor.
Abidinpaşa İlkokulu’na bağlı özel eğitim sınıfında eğitim gören çocukların bir kısmının bugün itibariyle ne okulu ne de öğretmeni belli. Bazı çocuklar hâlâ eğitim hakkından fiilen mahrum bırakılmış durumda. Veliler, aradan bunca zaman geçmesine rağmen bugün dahi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe vererek çocuklarının eğitim hakkının güvence altına alınmasını talep ediyor.
Abidinpaşa İlkokulu’ndan gönderilen öğretmenler ise Ahmet Hızal İlkokulu’nun öğretmenler odasında bekletiliyor. Öğretmenler bir anda ortada bırakıldı; nerede, hangi koşullarda ve hangi görevle çalışacakları konusunda belirsizlik yaşanıyor.
Bundan yalnızca 5 ay önce eğitim öğretime başlayan Mamak İlkokulu kapatıldı; öğrencileri ve öğretmenleri farklı okullara dağıtıldı. Özellikle Ali Kuşçu İlkokulu’na yönlendirilen öğrenciler, sınıfların yeniden düzenlenmesiyle 40 kişilik sınıflarda eğitim görmek zorunda bırakıldı. Eğitim ortamı ve öğrencilerin düzeni adeta tarumar edildi.
Öte yandan Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin kendi binası boş dururken öğrencileri Mevlana Anadolu Lisesi ile aynı binada eğitim görmek zorunda bırakıldı.
Bütün bu gelişmeler bize tek tek hatalardan öte, ciddi bir eğitim planlaması ve yönetim sorunu olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurarak yaşanan bütün bu plansız uygulamalar hakkında soruşturma ve gerekli incelemelerin yapılmasını talep ettik.
Ancak açıkça söyleyelim: Bu kadar çok ve birbirini takip eden planlama hatasının sonucunda öğrencilerin eğitim hakkı, öğretmenlerin çalışma koşulları ve velilerin yaşamı bu kadar ağır biçimde etkileniyorsa bunun yalnızca “plansızlık” denilerek geçiştirilemeyeceğini düşünüyoruz.
Eğitim yönetimi ve planlaması ancak bu kadar kötü yapılabilir.
Bu süreçten sonuç alabilecek miyiz? Elbette bunun takipçisi olacağız. Ancak bugüne kadar yaşananlara baktığımızda, sorumluların gerçekten hesap vermesini sağlayacak bir iradenin ortaya konulacağı konusunda ciddi soru işaretlerimiz var.
Ama sonuç ne olursa olsun biz geri çekilmeyeceğiz! Teşhir edeceğiz, takip edeceğiz, mücadele edeceğiz!
Çünkü öğrencilerin eğitim hakkı, öğretmenlerin çalışma hakkı ve velilerin çocuklarının geleceğine ilişkin söz hakkı birkaç kişinin plansız kararlarına bırakılamaz.
Alınteri / Ankara
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!