Almanya’da eyalet parlamentosu seçimlerinde Berlin’de kazanan Sol Parti, Mecklenburg-Vorpommern’da faşist AfD oldu.
Faşist AfD Mecklenburg-Vorpommern’de birinci parti olurken Berlin’de yarışı önde bitiren Sol Parti’den sonra seçimlerin en önemli sonucu sağı ve soluyla diğer burjuva partilerinin hezimeti oldu. İktidar partisi CDU, Mecklenburg-Vorpommern’de baraj altında kalarak tarihî bir yenilgi aldı. Berlin’de de oy kaybı yaşayarak hükümetten uzaklaştırıldı.
İktidar ortağı olan sosyal demokratlar CDU gibi hezimete uğradı. Savaş çığırtkanlığında diğer partilerle yarışan Yeşiller ise ciddi oy kaybına uğradı.
Somut sorunlara dokunmaksızın siyaset yapılmıyor
Sol Parti Berlin’de emekçilerin yakıcı taleplerinden konut sorunu başta olmak üzere yaşam koşullarının düzeltilmesi, sosyal konutların artırılması, emlak tekellerinin kamulaştırılması gibi somut sorunlara çözüm üreteceği propagandasıyla birinci parti olmayı başardı. Özellikle geleceksizlik kaygısı içindeki gençlerden ciddi bir oy aldı.
Seçmenlerin ezici çoğunluğu oylarını iktidar ve ortağı partilere güvensizliği ve politikalarına yönelik hoşnutsuzluğu gösteren biçimde kullandılar.
Berlin’de Sol Parti yüzde 25,7 ile oylarını yüzde 13,4 artırarak birinci parti olabildiyse bunu devrimcilerin kullandığı, kullanması gereken politikaları ustaca kullanmasına borçlu. Bu sonucun en önemli mesajı bir kez daha siyaset yapmanın milyonlarca insanın günlük sorunlarına dokunmaksızın olamayacağını göstermesi oldu. Kendi çalışanları ve binlerce gönüllünün kapı kapı dolaşarak insanların sorunlarını dinlemeleri, emekçilerin nabızlarını almaları gibi yöntemlerle değişimin yolunun yine değişim isteyenlerin organize çalışmasından geçtiğini gösteren bir hattan ilerlediler. Ulaşılan yerlerde insanların en fazla can yakan sorunu konuttu. Sol Parti bunu politikalarının merkezine koyarak başarılı bir çalışma yürüttü. 24 yaş altı seçmenlerin yüzde 40’ından fazlasının, daha önceki seçimde oy kullanmayan seçmenlerin de oylarının önemli bir bölümünü böyle aldı. Tarihinde ikinci kez eyalet seçimlerinde birinci parti olabildi. Die Linke’nin kapı kapı yürüttüğü çalışma, mahallelerde insanlarla doğrudan temas kurması ve konut sorununu politikalarının merkezine yerleştirmesi, seçim sonucunda karşılığını buldu.
Elif Eralp’in seçim başarısındaki rolü sol kesim ve göçmenler arasında bir sevinç ve umut atmosferi yarattı. Fakat önemli olan siyasetçinin niyetleri değil seçim öncesi savunduklarıyla seçim sonrası yaptıkları ve burjuva siyasetin buna ne kadar izin verip vermeyeceğidir. Bu bir de Sol Parti gibi “AfD’ye duvar örme“, “Demokrasimizi koruma“ gibi bahaneleriyle hükümet ortağı olduğu eyaletlerde savaş politikalarına, sosyal hak gasplarına hayli elastik yaklaşan bir partiyse kırk kez yutkunmak gerekmektedir. Çünkü savaş politikaları ve sosyal hakların gaspı politikalarında SPD ve Yeşiller aynı noktada dururlarken, Sol Parti daha önceki hükümette kalabilmek için Federal Hükümetin silahlanma adımlarına onay verebilmiş bir partidir.
Öte yandan faşist AfD yüzde 16,3 ile 29 milletvekilini eyalet parlamentosuna sokmayı başarabildi. Eyalet hükümetini oluşturan CDU ve SPD önemli kayıplar yaşadılar. CDU yüzde 19,8 ile 34 milletvekilini parlamentoya sokarken hükümet ortağı SPD yüzde 12,2 ile 22 sandalyeye sahip oldu. Yüzde 4,1 oy kaybeden Yeşiller ise yüzde 14,3 oy alarak 26 milletvekiline sahip oldular.
Mecklenburg-Vorpommern: BSW, CDU ve FDP parlamento dışında kaldı
Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde faşist AfD geçen seçimlere nazaran oylarını yüzde 21,1 artırarak yüzde 38,2 oy aldı. Eyalet parlamentosunda 32 sandalye ile en büyük parti olan faşist AfD, buna rağmen hükümet kuramayacak. Çünkü koalisyon ortağı olabilecek CDU, FDP ve BSW parlamentoya giremediler. Fakat sandalye sayısıyla eyalette önemli kararlarda söz sahibi olacak. Devlet kurumlarına kadrolarını yerleştirmede avantajlar elde edecek.
Sosyal demokratlar ise 4,1 oranında kayıpla yüzde 35,5 oy aldılar ve 29 milletvekiliyle eyalet hükümetini yeniden kurma fırsatını elde ettiler. Şimdiye kadarki hükümet ortakları olan Sol Parti, oylarının üçte birini kaybederek yüzde 6,5 oyla beş sandalye kazanırken Yeşiller az bir kayıpla ve yüzde 5,7 oy oranıyla beş milletvekiline sahip oldular. Böylelikle de kurulacak yeni eyalet hükümetinin üçüncü ortağı olabilecekler. Sol Parti’den ayrılan Sahra Wagenknecht’in kurduğu BSW, CDU ve FDP parlamento dışında kaldı. SPD’li Eyalet Başbakanı Schwesig’in Sol Parti ve Yeşiller ile yola devam edecek.
Burjuvazinin siyasal krizini derinleştiren sonuçlar azınlık hükümetine ya da erken genel seçimlere yol açma olasılığını güçlendirdi. Şimdiden Merz’in güven oylamasına gitmesini isteyen sesler çoğalmaya başladı. Merz hükümetinin önemli derecede güven kaybettiğini gören CDU ve CSU içerisinde Şansölye Merz’e destek çıkanlar olmasına rağmen epeydir istifası istenen Merz’in bir sonraki Federal Parlamento seçimlerinde aday olmayacağı belli oldu.
Alman burjuvazisi değişen dünya dengelerinde rekabet gücünü yeniden kurma çabasında. CDU ve CSU’nun önde gelen siyasetçileri bunu, başlatılan “reformların” hızla devam ettirilmesi olarak dile getiriyorlar. Aynı zamanda hükümet ortakları SPD üzerindeki baskıyı da artırıyorlar. SPD’nin Berlin’de Sol Parti ve Yeşiller ile koalisyon kurması durumunda CDU ve CSU’nun da artık faşist AfD ile birlikte hareket edebileceği açıklamalar peş peşe geliyor. Bu da SPD’nin Berlin’de Sol Parti ile hareket etmesini zorlaştıran yeni bir baskı faktörü olarak kendini gösteriyor.
Kısacası, Almanya’daki burjuva siyaset ciddi bir krizle karşı karşıya. Bizler ise bu krizi seçim sonuçları üzerinden değerlendiririz. Fakat işçi sınıfı ve emekçilerin ekonomik, siyasal ve sosyal taleplerini merkezine alan bağımsız bir mücadele hattını örmeye çalışanlarla buluşmayı güçlendirme acil görevi duruyor karşımızda. Reformist partinin bizden esinlenerek yürüttüğü çalışmaları gerçek sahiplerinin eline alması ve toplumsal direniş mevzisi yaratmak mümkündür.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!