İki gün süren iş bırakma eylemini kazanımla sonlandıran Yenimahalle Belediyesi işçisiyle hem iki gün süren iş bırakma eylemi hem de belediye başkanlığının yayınladığı işten atma ve lokavt tehdidi üzerine konuştuk.
Alınteri: Merhaba, öncelikle belediye işçilerinin iş bırakma eylemlerini nasıl yorumladığınızı öğrenmek istiyoruz. Çünkü sadece CHP’li belediyelerde değil, AKP’li belediyelerde de peş peşe ek protokol talebiyle iş bırakma eylemleri gerçekleşti.
Bıçak kemiği geçti, geçinemiyoruz!
İşçi: Sürekli artan enflasyon, alım gücümüzün gittikçe erimesi, ücretlerimizin asgari ücretin bile altında kalması bizleri mücadeleye zorunlu kılıyor. Hangi partinin belediyesi olursa olsun, hangi sendika üyesi olursak olalım açlığa, sefalete mahkum edilen ve maaşlarından en çok vergi kesilen biz oluyoruz.
Bizi haklarımız için mücadeleye örgütlemesi gereken sendikalarımız maalesef işbirlikçi olmuş, patron temsilcisi gibi arabuluculuğa soyunup, bizden aldıkları aidatlarla saltanat sürüyorlar, bizi düşünen yok. Ekmeğimiz gittikçe küçülüyor, bırakın emeğimizin karşılığını almayı gittikçe sefalete sürükleniyoruz. Kiramızı veremiyorsak, faturalarımızı ödeyemiyorsak çocuklarımızın yüzüne bakamıyorsak hangi partinin belediyesinde çalıştığımızın bir anlamı da kalmıyor ve hiç olmazsa, kısmen de olsa görece daha iyi ücreti alabilmek için bir şeyler yapmamız gerektiğini öğreniyoruz.
Son günlerde belediye işçilerinin peş peşe ek protokol için yaptığı iş bırakma eylemleri bunu göstermektedir. Dolayısıyla bıçak kemiği geçmiştir ve biz en ağır, en pis işleri ne yazın bu kavurucu sıcağında ne de kışın dondurucu soğuğunda işimiz olduğu için itiraz etmeden yapıyorsak, hakkımız olanı istemeyi ve almayı da öğreniyoruz.
Bir kişi bile işten çıkarılırsa…
Alınteri: Yenimahalle Belediyesi işçi kıyımına gideceğini ve lokavt ilan edeceğini açıkladı. Sanırım sizlere de mesaj olarak göndermişlerdir. Bu konuda ne söyleyeceksiniz? Böyle bir şey olursa tavrınız ne olacak? Bu konuyu arkadaşlarınızla konuştunuz mu?
İşçi: İş bırakma eylemine, belediye başkanlığı bu nedenle bir arkadaşımızı bile işten çıkarmaya kalkarsa hepimizin buna karşı direnmesi kararı alarak başlamıştık. Fakat iş bırakma eylemi kazanımla sonuçlandı. Yani şu an belediyenin yayınladığı şeyin fiilen uygulanabilirliği yok. Ha, bu konuyu yeniden konuştuk arkadaşlarımızla, “bir kişiyi bile işten çıkarmaya kalkarlarsa gidip başkanlığın önüne otururuz” diye karar verildi. Bunda da kararlıyız.
Alınteri: Biz belediye işçilerinin hem sorunlarını hem direnişlerini, eylemlerini yakından takip ediyoruz. Bu konularda işçi arkadaşlarla iletişimlerimiz de oluyor. Sizde dikkatimizi çeken şey ise, başından sonuna kadar daha kararlı ve dik durdunuz. Mesela Çankaya’da bu konuda zayıflıklar olduğunu düşünüyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
İşçi: Şöyle, Çankaya Belediyesi’nde çalışan arkadaşlarda bireysel ve grupçu yaklaşımlar daha ön plana çıkıyor. Yani bireysel birileri çıkıyor, onun etrafında bir araya gelişler oluyor ve işçilerin ortak çıkarları için birleşemiyorlar. Sorunun kaynağı bu.
Hem şube seçimleri zamanında hem geçinemiyorken ek protokol talepleri zamanında böyle oluyor ve bu durum da sendikayla işbirliği yapan belediye başkanının işine geliyor. Sonuç olarak da tabanda umutsuzluğu derinleştiriyor. Buna izin vermemek lazım.
‘Parçalanırsak dik duramazdık’
Bizde ise hiç kimse öyle yaklaşmadı, hiç kimse. Çünkü parçalanırsak dik duramazdık. Biz her birimde üç-dört kişiden oluşan temsilciler seçtik. Temsilciler, iş bırakma eylemi sırasında hem gelen basınla hem belediyeyle görüşmeleri yürüttü. Ancak karar verme mercii değillerdi. Görüşmeleri işçi arkadaşlarımıza aktaracak, tartıştıracak ve hep birlikte ortak karar verilecek, verilen bu kararı da temsilciler açıklayacak. Biz böyle kurguladık ve bence başarılı da olduk.
Alınteri: Bu birlikteliği nasıl ördüğünüzü biraz anlatabilir misiniz?
‘Biz işçiler ya kendimize yol bulacağız ya da yol açacağız’
İşçi: Uzun zamandır bir WhatsApp grubumuz vardı. Ama bu grupta herkes vardı. O nedenle daha çok birebir görüşmeler, toplantılar yaptık. Çünkü ücretlerimiz her geçen gün durmadan eriyor ve geçinemiyoruz. Hepimiz bunun çok can alıcı bir sorun olduğu ve bir an önce çözüme kavuşturulması gerektiğini konuşuyorduk.
Mevcut sendika şubemiz maalesef belediye başkanının ağzına bakıyor deyim yerindeyse; ki bunu iş bırakma eylemimiz sırasında herkes gördü. Yanımızda olması gerekirken başkanın temsilcisi gibi ikide bir gelip 2 bin, 3 bin gibi trajı-komik rakamları öneriyordu.
Biz işçiler ya kendimize yol bulacağız ya da yol açacağız. Sendikamızdan fayda yoksa biz de kendi yolumuzu böyle belirlemek zorunda olduğumuzu arkadaşlarımızla konuşarak, tartışarak karara bağladık.
Biz ne zaman başlayalım diye konuşurken Mamak Belediye işçilerinin iş bırakma eylemini duyduk. Mamak Belediye işçilerini duyunca fen işlerinde çalışan arkadaşlarımız iş bırakma eylemine başladılar. Fen işleri müdürlüğündeki arkadaşlarla eş zamanlı biz de başlayacaktık. Fakat orada bir handikap oldu ve kendisine sol, sosyal demokrat diyen bir amirin bazı arkadaşları çoktan sahaya göndermiş olduğunu öğrendik. Sonradan sahadaki arkadaşlarla iletişim kurup onları geri çağırdık ve biz biraz gecikmeyle başlamış olduk. Başından sonuna kadar aynı kararlılıkla devam ettik.
İş bırakma eyleminde işe iki gün önce yeni başlamış olan da vardı. On gün önce başlayan da… Ama hiç umutsuzluk ibaresi yaşamadık desem yeridir.
‘Kendimiz, kendi gücümüz ve irademizle kazandık’
Alınteri: İş bırakma eylemini kısmen kazanımla sonuçlandırdınız. İşçi arkadaşlarınızdaki ruh halini bize anlatabilir misiniz, nasıl bir ruh hali vardı?
İşçi: Yıllardır hiç direnişe katılmamış, “direniş nedir, nasıl olur?” bilmeyen arkadaşlarımız vardı içimizde. Dedim ya, daha yeni başlamış olanlar da vardı. Öncelikle bizim (işçilerin) bizden başka tutunacak, umut bağlayacak hiçbir dalımızın olmadığını gördüler. Birbirine kenetlenmenin, dayanışmanın nasıl bir şey olduğunu fark ettiler. Her şeyden önemlisi, biz kendimiz, kendi gücümüz ve irademizle kazınım sağladık. Bu hepimizde kendi birliğimize ve gücümüze olan inancımızı tazeledi. Kendi yolumuzu kendimiz çizdik çünkü.
Alınteri: Mevcut sendikal anlayış konusunda neler söylemek istersiniz?
İşçi: DİSK’in kuruluş zamanlarını, 15-16 Haziran direnişini hepimiz biliyoruz. İşçi sınıfı tarihini ve sendikaların nasıl kurulduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. DİSK, Türk-İş’e karşı bedeller ödenerek kuruldu. DİSK’te Genel İş Sendikası da bunu asla unutmamalı ve hatasından bir an önce geri adım atmaya başlamalı. Yoksa işçi sınıfı bunun da yolunu bulur.
Alınteri: Çok teşekkürler
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!