Satışa çıkarılan vatandaşlık



Türkiye resmen uluslararası mafyanın, tetikçilerin, katillerin merkez üssü haline gelmiş. Her kıtadan, neredeyse her ülkenin mafyasının bir konu -çoğu kez başı- Türkiye’den çıkıyor.


Yolsuzluk, kara para aklama ve uyuşturucuda başa güreşiyor Türkiye. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya neredeyse her hafta bir uyuşturucu kaçakçısı ya da uluslararası mafyacının yakalandığı müjdesini veriyor. Gemisini hâlâ yürütmeye devam edenleri bir an için düşünmesek dahi ortaya çıkan manzara korkunç: Türkiye resmen uluslararası mafyanın, tetikçilerin, katillerin merkez üssü haline gelmiş. Her kıtadan, neredeyse her ülkenin mafyasının bir kolu -çoğu kez başı- Türkiye’den çıkıyor. 

Geçtiğimiz günlerde “Yatırım Yoluyla Vatandaşlığın ve İkametin Kötüye Kullanımı” başlıklı bir rapor yayınlandı. Raporu yayınlayan kurum FATF (Kara Para ile Mücadele Grubu). Grup OECD çatısı altında çalışıyor. Bu grubun hazırladığı raporlarına göre Türkiye 2021’den beri “gri liste”de. Kara paranın aklanması, suç gelirlerinin elde edilmesi ve sisteme sokulması konusunda Türkiye’nin eline su döken çok az! Vatandaşlık kazandıran pasaport satışları 2016 yılında Dominik Cumhuriyeti’nin Milli Geliri’nin üçte birini oluşturmuş. Raporda Türkiye açısından böyle bir veri yok!

Çiğdem Toker’in T24’te bugün yayınlanan yazısı Türkiye’nin neden “Gri Liste”ye alındığını etraflıca ortaya koyuyor. Bir ülkenin gri listede olmasının en önemli sonuçlarından biri de o ülkenin yatırım yapılabilirlik açısından alt sıralara düşmesi…

Bu raporları hazırlayıp sınıflandırmayı yapan FATF, geçen ay çok önemli bir çalışma daha hazırladı. Bağlı olduğu OECD ile ortak bir program şeklinde hazırlanan bu rapor geçtiğimiz günlerde yayımlandı: “Yatırım Yoluyla Vatandaşlığın ve İkametin Kötüye Kullanımı.”

Bu ortak raporun, bir ülkenin yatırım çekmek amacıyla yabancı uyruklu kişilere vatandaşlık vermesinin, emlak alımını, ikâmeti kolaylaştırmasının ve emlâk alımı yoluyla da vatandaşlık sağlamasının yol açtığı yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama gibi mali suçları arttırması üzerine hazırlandığını belirtelim. Raporda “yatırım göçü” olarak tanımlanan vatandaşlık satışı programlarının popülaritesi arttıkça uluslararası mafya gruplarının şefleri ve tetikçilerinin bunları kendi çıkarlarına kullanımının yaygınlaştığı tespiti yer alıyor.

Alt sınırı 300 bin dolardan başlayarak ülkeden ülkeye değişen fiyatlarla emlak alımı ya da göstermelik bir yatırım sonucu kazanılan vatandaşlık satışının özellikle Malta, Portekiz ve Türkiye gibi kimi ülkelerde çok hızlı sonuçlanmasının uluslararası uyuşturucu kaçakçıları ve mafya mensupları için çok çekici olduğu vurgulanıyor.

Vatandaşlık satışı, özellikle dış kaynağa aşırı bağımlı, döviz ihtiyacı büyük yarı sömürge ülkelerin neoliberal dönemde geliştirdikleri bir kaynak temini yöntemi. İngiltere, Fransa gibi emperyalist ülkelerde de uygulanan bu yöntemde ülkenin döviz ihtiyacı ne kadar büyük ve yakıcıysa vatandaşlık elde etmenin fiyatı o denli düşük. Gelişmiş kapitalist-emperyalist ülkelerde fiyat 1-1,5 milyon dolardan başlarken Dominik, Malta, Türkiye, Portekiz gibilerde rakam 300 bin dolarlara kadar düşüyor. Fiyatın ucuz olduğu ülkelerin bir özelliği de bu yolla elde edilen paranın kaynağının uyuşturucu ticareti başta olmak üzere kara para olması. Bu anlamda Türkiye’nin FATF Raporu’nda yıllardan beri “Gri Liste”de yer almasının tercümesi şu: Türkiye bir kara para cennetidir. Kim olursan ol -ister beyaz zehir taciri ister mafya babası ister uluslararası kiralık katil- gel, yeter ki cebinde dolarlarla gel!