Özak Tekstil işçileri günlerdir yasaklar, jandarma saldırıları, gözaltı ve savcıların tutuklama talepleri hatta müftülüğün müdahalesiyle sığındıkları camiden çıkarılmaları gibi sayısız saldırıyla karşı karşıya. Kentin tüm patronları ve devlet mercileri işçiler karşısında kolektif bir taarruz halinde. Bunun tek nedeniyse işçilerin Hak-İş’e bağlı işbirlikçi Öz İplik-İş Sendikası’ndan istifa edip Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’na (BİRTEK-SEN) geçmeleri. 500 işçinin BİRTEK-SEN’i seçmesinin ardından işçiler sorgu odalarına çekildi, tehdit edildi, kadın işçiler tacize maruz kaldı. En son da bir kadın işçinin işine son verildi. Bu, bardağı taşıran son nokta oldu ve işçiler üretimden gelen güçlerini kullanarak direnişe geçti.
Özak Tekstil işçilerinin direnişinin arka planı kısaca böyle. Esas sorun sendika seçme haklarını kullanmaları yani.
Ama gelin görün ki olup bitene 17. Gün olan dün ses çıkarabilen DİSK, direnişi bilinçli olarak bu esas nedenden ayıran bir açıklama yaptı. Zoraki yapıldığı anlaşılan açıklama, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu imzasıyla yapıldı. Açıklamada ne bu nedene değinildi ne de BİRTEK-SEN’in ya da Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in adı anıldı!
DİSK’in “yapmasaydınız daha iyi olurdu” dedirten bu “eksik” açıklaması aynı zamda toprağın ayağının altından kaydığının da itirafı gibi.
Direnişin “İnsanca yaşayacak bir ücret, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları, iş güvencesi isteyen Özak Tekstil işçileri 17 gündür sistematik olarak saldırıya uğruyor” şeklinde genel ifadelerle tarif edildiği açıklamanın tamamı şöyle:
2024 yılı asgari ücret tespit süreci devam ederken, ülkemizi asgari ücretliler ülkesi haline getiren siyasi zihniyetin hak-hukuk bilmez icraatlarına tanık olmaya devam ediyoruz.
İşçilerin hakkı hukuku olmasın, tüm ücretler asgari ücrette eşitlensin diye sendikal hakların önüne engeller çıkaranlar, grev yasaklamayı övünerek anlatanlar, Türkiye’yi AB ülkeleri arasında en düşük toplu iş sözleşmesi kapsamı oranına sahip iki ülkeden biri haline getirenler son günlerde de Şanlıurfa’da tekstil işçilerini hedef alıyor.
İnsanca yaşayacak bir ücret, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları, iş güvencesi isteyen Özak Tekstil işçileri 17 gündür sistematik olarak saldırıya uğruyor.
Özellikle haklarına sahip çıkan kadın işçilerin sorguya çekilmesi, tehdit edilmesi ve işten atılmasıyla başlayan haklı mücadelenin karşısına jandarma çıkarmak, baskı, biber gazı, cop ve hukuksuz gözaltılar ile hak mücadelesine engel olmaya çalışmak asla kabul edilemez ve asla sonuç vermeyecektir.
Anayasa’da ve yasalarda yazılı olan haklarımızı savunmanın karşılığının işten atılmak, gözaltına alınmak, coplanmak, gaz yemek olduğu bir ülkede demokrasinin de hukukun da varlığından söz edilemez.
Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, işten atılan işçiler geri alınmalı, hükümet, İçişleri Bakanlığı ve Şanlıurfa Valisi işverenin hukuksuzlukların göz yummak hatta zor kullanarak savunmaktan derhal vazgeçmelidir.
İşçilerin hak aramasını engellemeye çalışanlar suç işlemekten vazgeçmelidir.
Özak Tekstil işçilerinin haklı ve meşru talepleri derhal karşılanmalıdır.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!