Urfa 1’inci OSB’de faaliyet gösteren Özak Tekstil fabrikasındaki 450 işçi, patron sendikası Öz İplik-İş’ten istifa edip Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası’na (BİRTEK-SEN) geçmiş ve fabrika yönetimi yedi işçiyi bu nedenle işten çıkarınca diğer işçiler de arkadaşlarına sahip çıkarak 27 Kasım’da üretimi durdurup direnişe başlamıştı. Bu süreç boyunca patron-devlet işbirliği her atapta saldırı biçiminde karşımıza çıkmış, işçiler defalarca saldırıya uğrayıp gözaltına alınmış hatta yağmurdan korunmak için sığındıkları cami avlusu bile müftülükçe kapatılmaya kalkışılmıştı! Son olarak da işçilerin OSB’ye girmesi hatta yaklaşması bile yasak hale getirilmişti.
Bu tablo içinde ısrar ve inatla direnen Özak işçileri geçen hafta büyük bir toplantı yapmıştı. O toplantıda işçilerin yaşadıkları ekonomik sıkışmaları ve diğer pek çok dezavantajı dikkate alarak bir kısmının tazminat ve diğer haklarını alarak direnişe son vermelerine karar verilmişti. Bir grup işçi de BİRTEK üyesi olarak işe dönme talepleri doğrultusunda direnişi İstanbul’a taşımak istediklerini belirtmişti.
İşçilerin iradesi doğrultusunda hareket eden BİRTEK-SEN bu isteği dikkate alarak direnişin İstanbul’a taşınacağını açıklamış ve fabrikanın üretim yaptığı Levis ya da Zara gibi büyük markalara ait mağazalarının önünün eylem alanına dönüştürüleceğini belirtmişti.
Açıklandığı gibi işçiler bugün İstanbul’a geldi. Zeytinburnu Marmaray durağında onları sendikalar, siyasi parti ve kurumlardan oluşan kalabalık bir kitle karşıladı. Buradan sloganlarla holdingin Kazlıçeşme’de bulunan binasının önüne yürüyüş gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada “Artık Urfa’da değiliz, Türkiye’nin kalbi İstanbul’dayız. Eğer adım atmazsanız her mağazanın önünü eylem alanına çevireceğiz” denildi.
“İstanbul’u dar etmeye geldik”
Gerçekleştirilen eylemde basın açıklamasını okuyan işten atılan Özak Tekstil işçisi Yıldız Bağcı, “Biz, insan gibi muamele görmek istediğimiz için kapı dışarı edilen, istediğimiz sendikaya üye olduğumuz için işten atılan Özak Tekstil işçileriyiz. Biz, iki aydır, sarı sendikayla, patronla, valiyle, jandarmayla, müftüyle, yargıyla cebelleşen Özak Tekstil işçileriyiz. Özak patronu askeriyle valisiyle müftüsüyle bizi Urfa’da engellemeye çalıştı. Biz de İstanbul’u Özak patronuna dar etmeye geldik” dedi.
“Yanımızda kimlerin olduğunu öğrendik”
Urfa’da birçok fabrikada Özak Tekstil işçilerinin mücadelesi sayesinde işçilerin çalışma koşullarında iyileşme görüldüğünü söyleyen Bağcı, “Biz iki ay önceki Özak Tekstil işçisi değiliz. Biz karşımızda kimlerin olduğunu, yanımızda kimlerin olduğunu iki ay içinde çok iyi öğrendik. Biz birleştiğimizde neleri başarabileceğimizi, işçiler olarak nasıl kazanabileceğimizi iki ay içinde çok iyi öğrendik. Biz artık kime karşı, nasıl mücadele etmemiz gerektiğini çok iyi biliyoruz. Öğrendiklerimizi de bıkmadan, usanmadan işçi kardeşlerimize anlatacağız” diye konuştu.
“Biz kazanacağız, karşımızda olan kaybedecek”
Urfa’da verdikleri mücadeleyi İstanbul’a taşıdıklarından söz eden Bağcı, “Direnişimizi burada, Özak holdingin önünde sürdüreceğiz. Bu binanın her tuğlasında bizim emeğimiz var. Bu zenginliğin karşılığında istediğimiz insan gibi yaşamak. İşimize geri dönmek, insan muamelesi görmek. Taleplerimizi Özak patronu kabul etmezse, sendika seçme özgürlüğümüzü tanımazlarsa, buraya kurulduk, gitmiyoruz. Özak patronunun bu suçlarında sorumluluğu olan, buna göz yuman markalara da sesleniyoruz. Artık Urfa’da değiliz, Türkiye’nin kalbinde, İstanbul’dayız. Eğer adım atmazsanız her mağazanızın önünü eylem alanına çevireceğiz. Biz yarattığımız onca zenginliğin karşılığında bize saygı gösterilsin istiyoruz. Biz kazanacağız, karşımızda olan kim varsa hep birlikte kaybedeceksiniz” dedi.
“Bu sendikayı istemiyorlar, çünkü…”
BİRTEK-SEN adına konuşan Genel Başkan Mehmet Türkmen de Urfa gibi sömür üslerinde kurulan düzeni özetleyerek başladığı konuşmasında şunları ifade etti:
“Bir işçi itiraz ettiğinde karşısında önce patronu görüyor, sonra sarı sendikaları görüyorlar. Sarı sendikalar patronların elindeki bir sopa adeta. Özak’ta olduğu gibi sarı sendika düzenine karşı çıkıldığında hükümetin, devletin şiddetini görüyorlar. Urfa’da bütün resmi ve sivil güçlerin kuşatmasıyla işçiler karşı karşıya kaldı. Çünkü biliyorlar ki Özak işçileri kazanırsa, kurdukları bu ucuz emek tehlikeye girecek ve diğer işçilere örnek olacak. Bunu açık açık söylüyorlar. Bu sendikayı sermaye istemiyor. Biz bu tehdidi kabul etmiyoruz. Özak işçileri kazanırsa bölgede ucuz köle olarak kullandıkları işçileri çalıştıramayacaklar. Bunu kaybetmekten korkuyorlar. 58 gündür, coplu TOMA’lı saldırılar bunun için. Özak patronuna İstanbul’u dar etmeye geldik. Levi’s, patronun adım atmaması halinde anlaşmasını iptal edeceğini duyurdu. Bu Urfa’daki fabrikanın kapanması demek. Sonra diyecekler ki ‘işçiler yüzünden fabrika kapandı’ bunu yemeyiz. Gelin bu sorunu çözelim, işçiler işinin başına dönsün.”
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!