İşçilerin Öfkesi Şikayet ve Dilek Kutularına Sığmaz!



Kimi kişi ve çevrelerin inşaat işçilerinin yemekhanedeki eylemlerini “haklıyken haksız duruma düşmekle” suçlaması üzerine İnşaat-İş bir açıklama yaptı.


İnşaat İşçileri Sendikası, Fikirtepe Şantiyeler Havzası’ndan sağlıksız yemeklerin kirli tabldotlarda verilmesi nedeniyle yemekhanede eylem yapmıştı. Kimi kişi ve çevrelerin eylem nedeniyle inşaat işçilerini “haklıyken haksız duruma düşmekle” suçlaması üzerine İnşaat-İş bir açıklama yaptı, yayınlıyoruz:

Dün, Fikirtepe Şantiyeler Havzası’nda yüklenici firmanın Ilgın İnşaat olduğu şantiyede içerisinde üyelerimizin de olduğu işçi arkadaşlarımız, yemeklerin sağlıksız olduğu kadar kirli tabldotlarda verilmesi nedeniyle yemekhanede bir eylem gerçekleştirdiler.

Kamuoyuna yansıyan eylemin görüntülerinden sonra birçok kişi eylemle ilgili “haklıyken haksız duruma düşüyorlar, düştüler” gibisinden fikir ve beyanda bulundu. Bu eleştirilerin yabancısı olmadığımız gibi samimi bir çözüm arayışı, önerileri, fikri taşıyan yorumlarla patron ve polis ağzından çıkan yorum ve beyanlar arasındaki farkı da anlayacak deneyim ve tecrübeye sahip bir sendikayız. Samimi ve iyiniyet taşıyan her türlü fikir ve öneriyi ciddiye aldığımızın bilinmesini de isteriz. Lakin, “had bildirme”, “yön çizme”, “ukalaca akıl verme”, “eylemlerimizi küçük düşürme”, “itibarsızlaştırma” vs. vs. bu tür niyet ve düşüncelere izin vermediğimiz gibi anlayış olarak da uzlaşmamız asla mümkün değildir.

Dünkü eylemden yola çıkarak şöyle mi düşünüyorsunuz? İşçi arkadaşlarımıza verilen yemekler daha düne kadar sağlıklı ve hijyenikti, temiz tabldotlarda verildi de dün bir “ihmalkarlıkla” pis ve sağlıklı olmayan bir yemek geldi ve arkadaşlarımız eyleme geçti! Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Bunun bir arka planı, eyleme geçene kadar insanı dolduran bir süreçler bütünü yaşanmadı mı sanıyorsunuz?

Artık haftada bir, herhangi bir şantiyede yemekhane protestoları yaşanıyor, eylem biçimleri birbirine o kadar çok benziyor ki, sağlıklı bir akıl “buralarda ne yaşanıyor, işçileri bu öfkeye getiren nedir?” sorusunu sorması gerekirken, hiç bunlar düşünülmeden direkt işçi arkadaşlarımızın eylem yöntemleri tartışılıyor.

Nasıl bir sürecin içinden geçtiğimizi görmek için 17 gündür direnen CarrefourSA depo işçilerine bakın. Türkiye’nin en zengin ailelerinden olan Sabancı’nın selamı polisin tekmesiyle işçi arkadaşlarımızın sırtlarında yanıt buluyor. Bu selam (siz bunu tehdit okuyun) tüm işçi sınıfınadır. İnşaat sektörü de bundan farklı değildir, büyük büyük holdinglere ait bu plazalar, kuleler, siteler, projeler, Allah’ın cezaları artık ne varsa hepsi birer Sabancı’dır. İşçi arkadaşlarımıza reva gördükleri sağlıksız yemek ve hijyenik olmayan barınma ve işçi güvenliğinden uzak olan çalışma koşulları, bunların hepsi birer selamdır.

Evet, şantiyelerde sorun böyle çözülüyor. Finans Merkezi şantiyeler havzasında Kalyon İnşaat’ın yemeklerinden şikayetçi olan üyelerimizi dikkate bile almayan Kalyon yetkilileri ile anladıkları dilden konuşmuştu 2 yıl önce üyelerimiz. “Bizi insan yerine koyup yemekhaneyi ve yemekleri düzeltmiyorsanız, biz de sizin anladığınız dilden konuşuruz” diyerek yemekhaneyi yerle bir etmişlerdi. Bu eylemliliğin ardından Kalyon yetkilileri tüm yemekhaneyi yeniden inşa etmekle kalmadılar yemeklerin çeşitliliğini 19 çeşide çıkartarak açık büfe haline getirdiler.

Son söz olarak; kölece çalışma koşullarına mahkûm edilen inşaat işçilerinin, insan onurunu zedeleyen beslenme ve barınma koşullarına, kısacası kölece çalışma koşullarına karşı gerçekleştirdiği bu gibi şiddet içeren eylemlerini İnşaat-İşçileri Sendikası olarak sonuna kadar savunuyoruz. Bu, işçi sınıfının, burjuvazinin anladığı dilden konuşmasıdır. İşçi sınıfı burjuvazinin anladığı dilden konuşmalı!

Hedef tahtasına oturtacağınız öfkeniz varsa gelin hep birlikte sınıfın onur ve haysiyetini pervasızca çiğneyen ve hepimize açıktan “selam gönderen” patron kesimine yöneltelim.

Unutmadan ekleyelim, inşaat işçilerinin öfkesi şikayet ve dilek kutularına sığmaz!

İnşaat İşçileri Sendikası