Depremin 2’nci Yılında Ankara’da Anma



6 Şubat depremlerinin 2’inci yılında Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen kitle, buradan polis engellerini aşarak öfkeli sloganlarla Madenci Anıtı’na yürüdü


6 Şubat depremlerinin 2’inci yılında Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla saat 19:00’da Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen kitle, buradan Madenci Anıtı’na doğru yürüyüş gerçekleştirdi. Öfkesini sloganlarına yansıtan kitle, polisin kalkanlarla İnsan Hakları Anıtı’nın hemen gerisine konuşlanması ve yolu kapatması üzerine daha da öfkelendi.

Kitle bir taraftan “Barikatı aç!” diye haykırırken bir taraftan da yürüyüşe geçti. Kısa bir arbededen sonra barikat açıldı ve kitle, Konur Sokak’tan Madenci Anıtı’na doğru sloganlarla, alkışlarla ilerledi.

Doğal afet değil, bu bir katliam!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak!”, “İnsanca yaşamak istiyoruz!”, “İnsanca bir yaşam sosyalizmde!”, “Kaza değil cinayet, kader değil katliam!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!”, “Unutmak yok! Affetmek yok! Helalleşmek yok!” sloganlarını haykıran yürüyüş kolu Madenci Anıtı’na ulaşınca depremde hayatını kaybedenler için mumlar yakıldı, karanfiller bırakıldı. Basın açıklamasına geçmeden önce saygı duruşunda bulunuldu.

Daha sonra Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına hazırlanan ortak metin okundu. Basın metni okunduktan sonra depremden beri Hatay’da bulunan ve oradaki halkın sorunlarını yakından takip eden bir kadın emekçi söz aldı. Konuşmalar bitince eylem sonlandırıldı.

Hiçbir şey unutulmayacak!

Okunan basın açıklamasında depremden sonra yaşananlar hatırlatıldı. Halkın büyük bir seferberlikle dayanışmayı örgütlerken devletin çadır satmakla, gönderilen yardımların ulaşmasını engellemek, interneti yavaşlatmak, yolları kapatmak, cenazelere moloz muamelesi yaparak bu molozları kurulan çadır kentlere dökmekle meşgul olduğu belirtildi.

Asbestle havanın zehirlendiği, tarım arazilerinin talana açıldığı, rezerv alan adı altında zeytinliklere göz konulduğu kaydedildi.

Çünkü; onların hesapları; ne kadar çok yapım o kadar çok satılık bina o kadar kâr!” denilen açıklamada yapılan hiçbir şeyin unutulmadığı, unutulmayacağı vurgulandı.

Değişen bir şey yok!

2 yıl geçtiği halde halen değişen bir şeyin olmadığı, binlerce insanın yolu olmayan, elektriği kesilen bir göz odalı konteyner kentlerde yaşadığına işaret edilen açıklamada, iktidarın vadettiği konutların yarısının bile yapılamadığı, teslim edilen konutlara emekçilerin ne kadar para ödeyeceğinin belli olmadığı belirtildi. Deprem bölgesinde altyapı sorunlarından eğitim ve sağlığa kadar hiçbir ihtiyacın giderilmesini ifade edildi.

Onlar şirketlerini yönetmeye devam ediyor!

Depremin felakete dönüşmesinin sorumlularının yargılanmadığı, şirketlere rant kapısı açıldığı kaydedilen açıklamada, “On binlerce insanın yaşamını yitirdiği milyonları etkileyen depremlerin ardından sorumlular geçen 2 yılda hesap vermedi hâlâ haklarında iddianame düzenlenmeyen müteahhitler var. Sorumlu kamu görevlilerinin yargılanması için izin verilmiyor, müteahhitlerin yargılandığı davalarda çok düşük cezalar veriliyor, tutuklanma talepleri reddediliyor. Sorumlular bulunup ifadeleri dahi alınmıyor ama onlar şirketlerini yönetmeye devam ediyor” denildi. .

Patronlar zenginleşsin diye ölmek istemiyoruz!

Piyasacı sermaye düzeni 6 Şubat depreminden bu yana ihmallerle cezasızlık politikalarıyla denetimsizliklerle ölüm saçmaya devam ettiği kaydedilen açıklamada Bolu Kartalkaya yangınına yer verildi ve “Bu çürümenin içinde bizlere ölüm reva görülmektedir. Tek amacı; kâr daha fazla kâr ve para olanlardan fazlasını beklemek mümkün değildir! Onlar için esas olan; insani değerler, uyulması gereken bir hukuk, alınması gereken önlemler yoktur! Bizi, ancak yeni ölümleri beklemeden mücadele etmek kurtarır” denildi.

Hayatta kalmak için verilen mücadele, hayatı korumak için verilen mücadeleye dönüştüğünde katliamların, ölümlerin önüne geçilecektir” denilen açıklamada yaşamak için mücadele etmek dışında bir seçeneğin olmadığının altı çizildi.