2025 Ankara 1 Mayısı Üzerine



Ankara 2025 1 Mayısı’na düşürülen iki leke, hem konfederasyonlar tarafından işçi ve emekçilere çağrı yapılmaması hem gençliğe söz hakkı verilmesi konusundaki mutabakata rağmen bağımsız oldukları söylenen öğrencilerin örgütlü olduklarının öğrenilmesi oldu


Ankara 2025 1 Mayısı iki şeye tanıklık etti.

Birincisi işçilerin, emekçilerin alana gelmeyişleri, alandaki belirgin yokluklarıydı.

İkincisi de, 19 Mart ile başlayan isyan ve mücadele rüzgarının 1 Mayıs alanlarına taşınması, her türlü engelleme çabalarına rağmen bunun 1 Mayıs kürsülerinde haykırılmasıydı.

1 Mayıs kürsüsü icazetçi, teslimiyetçi sendikaların insiyatifinden alınarak gençliğin taleplerini yükselttiği, işçilere emekçilere seslendiği, “İstanbul’da devlet Taksim’e izin verirse Taksim çağrısı yaparız” diyen teslimiyetçi konfederasyonları teşhir ettiği bir 1 Mayıs yaşandı.

Birincisini biraz açacak olursak; işçilerin, emekçilerin örgütü biziz diyen konfederasyonların konfederasyona bağlı sendikaların üyesi olan işçileri, emekçileri 1 Mayıs alanına çağır(a)madıkları gerçeği geliyor. Ki bunda özellikle İstanbul’daki alan tartışmaları ve Kadıköy çağrısı yapmaları öte yandan gençliğin ve mücadeleci sendikaların devrimci kurumların  Taksim iradesinde ısrarcı olmaları hatırı sayılır bir etkide bulundu.

Bir diğeri, her TİS döneminde olduğu gibi 1 Mayıs öncesinde Çankaya Belediyesi ve başka belediyelerde işçi iradesine rağmen DİSK Genel-İş’in satış geleneğini yine hayata geçirmesiydi.

Başka bir etken ise İzmir Çiğli Belediyesi’nde direnen kadın işçilerin 1 Mayıs’ta başlatacakları yürüyüşün ve direnme kararlılığının duyurulması.

Etkenlerden belki de en önemlisi, 1 Mayıs hazırlık çalışmalarının yetersiz olmasıydı. Çağrı çalışmalarının yetersizliği, hem hazırlanan materyallerin elde kalması hem de aslında devrimcilerle yan yana gözükmeme güdüsüyle birleşince devrimcilerin katılmasını önlemek için malum dörtlünün -yani tertip komitesi- bildiri dağıtımı yapılacak deyip yapılmaması gibi etkenlerin etkili olduğu görmezden gelinemez. Burada şunu ifade etmek gerekir: Dörtlüden bağımsız KESK Şubelerin 1 Mayıs çağrı çalışmalarını çeşitli alanda yaptıklarını biliyoruz. Bunu Dörtlüden de DİSK’ten de ayrı bir yere koymak gerektiğini de ifade ediyoruz.

İkinci etkeni de biraz daha açacak olursak; tertip komitesi Emek ve Demokrasi bileşenleriyle yaptığı toplantıda üniversitelerden bağımsız olduklarını ifade eden öğrencilerin tertip komitesine ulaşarak kürsüde gençliğin söz almasını talep ettikleri emek demokrasi bileşenlerine iletildi. 19 Mart ile başlayan eylemlerini üniversite üniversite, kampüs kampüs, soskak sokak yayan gençliğin taleplerinin 1 Mayıs kürsüsünden ifade edilmesinden daha doğal ne olabilirdi? Dolayısıyla Emek ve Demokrasi bileşenleri olarak buna onay verildi.

Fakat 1 Mayıs’a iki gün kala bizlere toplantıda bağımsız oldukları söylenen öğrencilerin örgütlü olduklarını ve hazırladıkları konuşma metninden üniversitelerde örgütlü olan 15’e yakın gençlik örgütünün içinde olduğu Eylem Komitesi’nin (EK) bilgisi olmadığını öğrendik. Birilerinin dayatma şeklinde sunduğu metnin okunmasını doğru bulmadığımızı 15 gençlik örgütünün oluşturduğu EK’ların ortaklaştığı bir metin ve bu EK’ların belirlediği genç arkadaşların gençlik adına kürsüye çıkması gerektiğini defaatle vurguladık. Tertip komitesinden arkadaşların da olduğu grupta Emek ve Demokrasi Güçleri (EDG) olarak yoğun tartışmalar sonucunda gençlik örgütlerinin ortaklaştığı metnin okunmasına karar verildi. Ortak belirlenen genç arkadaşlar kürsüye çıktılar sözlerini söylediler ve Taksim 1 Mayıs iradesini selamlayıp DİSK’i teşhir ettiler.

Tertip komitesinin asıl endişesi buydu, bunun gerçekleşmesini engellemeye çalıştılarsa da gençlik kendi iradesine sahip çıktı. EDG olarak bizde dayanışma içinde olup seslerini, sözlerini, taleplerini ve teşhirlerini 1 Mayıs kürsüsüne taşımalarına destek olduk.

Alınteri / Ankara