Emperyalistlerin Vurucu Gücü İsrail İran’a Saldırdı



Bu vampirler sürüsünün dünya halklarının üzerinde tepinmesini durduracak tek şey ise yine dünya halklarının öfkesi, “yeter artık” demesidir!


Gazze’deki soykırım, Lübnan’da Hizbullah’a vurulan darbelerden sonra ortaya çıkan dengelerin ardından HTŞ’li cihatçı çeteleri Suriye’nin tepesine adeta paraşütle indiren emperyalistler ve bölge gericilikleri Ortadoğu’daki hegemonya savaşında sıranın İran’a geldiğini fiilen ilan etmişti. İran’ın bölgede Rusya ve Çin eksenine dayanması, yeni haritaların çizilmek istendiği bu stratejinin merkezinde yer alan İsrail açısından tehdit oluşturması (eli kolu bağlanmış ve içerde ciddi ekonomik-siyasi-toplumsal krizlerle boğuşuyor olsa da!) şu ya da bu şekilde sonraki hedefin o olacağını gösteriyordu.

Nitekim bu gerçekleştirildi.

Siviller, bilim insanları, askeri komutanlar hedef alındı

İsrail, sabaha karşı “Yükselen Aslan” diye isimlendirdiği haydutluğunun düğmesine bastı. İran’ın başkenti Tahran, Tebriz, İsfahan’daki Natanz Nükleer Tesisi ile Loristan, Kirmanşah, Şiraz, Huzistan, Hemedan ve Kum kentlerine saldırılar düzenledi.

Saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, Devrim Muhafızları Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, Hatemul Enbiya Merkezi Karargah Komutanı Gulamali Reşid, Devrim Muhafızları Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade dahil 20 üst düzey askeri yetkiliyle altı nükleer bilim insanı hayatını kaybetti.

Siyonist İsrail, sivil yerleşim yerlerini de vurulurken aralarında kadın ve çocukların da olduğu 78 kişinin yaşamını yitirdi, 329 kişinin de yaralandığı belirtildi. Tebriz’de ise ölenlerin sayısı 18’e ulaştı.

İsrail saldırılarına akşam saatlerinde yeniden başladı ve bilançonun giderek büyümesi bekleniyor.

Saldırının başlayacağı belliydi

Saldırı öncesinde ABD ile haftalarca süren nükleer görüşmeler yapıldı. 5 tur süren görüşmelerde İran’dan tüm nükleer çalışma programlarını durdurması istendi. Bunu kabul etmeyen İran kendisinin yeni bir teklif sunacağını belirtti ve nükleer zenginleştirme programını askıya alması için yaptırımların geri dönüşsüz kaldırılmasını istedi.

6’ıncı tur görüşmeleri 15 Haziran’da yapılacakken BM’ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya öncülüğünde İran’ın nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik yükümlülüklerini ihlal ettiğini açıkladı.

İsrail onlardan güç alıyor

Belli ki uzun süredir saldırı hazırlıkları içinde olan İsrail, İran’ın hem içerde hem de uluslararası arenada yaşadığı sıkışmayı fırsata dönüştürerek düğmeye bastı. ABD’nin tepesine oturan Trump yarım ağızla “yapma” çağrıları yapsa da Bahreyn, Kuveyt ve Bağdat’taki diplomatik personelini tahliye etmesiyle bunun danışıklı bir dövüş oluğunu ortaya koymuştu.

Nitekim Trump’ın bugün sabah saatlerinde düğmesine basılan operasyonun bilgisine sahip olduğunu belirterek “çok başarılı“, “mükemmel” gibi tezahürat ifadeleriyle karşılaması ve “Bundan sonraki saldırılar planlanmış durumda ve daha sert olacaklar. İran anlaşma yapmak zorunda. Halen vakit var” diyerek İran’ı tehdit etmesi de bunun somut ifadesidir.

Daha sonra basına yansıyan haberlerde ABD Ordusu’nun İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırısına karşı İsrail’in savunmasına katıldığı öğrenildi. Associated Press’e (AP) konuşan bir ABD’li yetkili de bu bilgiyi doğrularken yardımın detayıyla ilgili ayrıntı paylaşmadı.

Trump saldırıdan sonra “İsrail’i savunacağız” diye de vurgulamıştı.

Macron geri kalır mı! O da “Fransa sahip olduğu imkanlar dahilinde İsrail’in korunmasına katkı sunabilir” diye el açtı.

Hepsi sahtekar!

Saldırı UAEA’da alınan kolektif kararda olduğu gibi kolektif bir saldırı olmasına rağmen NATO da Avrupalı emperyalist devletler de aynı ikiyüzlülükle “Bu İsrail’in tek taraflı eylemiydi” açıklaması yaptı.

Saldırı devam ederken gerek BM’den gerekse emperyalist metropollerden ardı ardına “gerilim tırmanmasın” açıklamaları yapıldı.  İkiyüzlüce…

İsrail’in içerden de örgütlendiği anlaşılıyor

İsrail’in İran’a yönelik “önleyici” diyerek başlattığı ve adına “Yükselen Aslan” dediği saldırısının da tıpkı Hizbullah’a yönelik saldırıda olduğu gibi asıl olarak içerde kurulan istihbarat ağına dayandığı anlaşılıyor. İç istikrarsızlığa dayanılarak oluşturulmuş bu ağa eşlik eden hava saldırıları, Tahran açısından kritik isimleri eliyle koymuş gibi bulup nişan almasıyla net bir şekilde görüldü.

Saldırı gerek İran’ın zaten sarsılmış olan prestijini sarsması gerekse önemli isimlerin hayatını kaybetmesiyle Hizbullah’a verilen zarar ölçüsünde olmasa da ciddi sonuçlar yarattı.

İran’dan misilleme

İran da misilleme olarak İsrail’e yüzlerce balistik füze gönderdi. İsrail, füzelerin hava sahasına ulaşmadan imha edildiğini bildirdi, ama daha sonra yedi yaralı olduğunu kabul etti.

İsrail’in o çok güvendiği Demir Kubbesini delen füzeler karşısında kentlerden siren sesleri ve dumanların yükseldiğini gösteren çok sayıda görüntü paylaşıldı. Halka sığınaklara geçilmesi çağrıları yapıldı. Belli ki bu gece İsrail açısından da öyle kolay geçmeyecek.

İran Devrim Muhafızları Başkomutanlığı Danışmanı tarafından yapılan açıklamada, “Bu operasyonda birkaç hedef düşünüldü. Bunlardan biri Novatim hava üssü. Diğeri komuta kontrol merkezi ve elektronik harp merkezinin bulunduğu Oda hava üssü. Diğer üs, Tel Aviv yakınlarındaki Tel Nof. Savunma Bakanlığı ve Tel Aviv’deki endüstriyel ve askeri merkezler de vuruldu. Toplamda 150’den fazla hedef vuruldu” denildi.

Emperyalistlere yanıtı halklar verebilir!

Emperyalistlerin bölgeyi kendi çıkarları temelinde dizayn etme saldırganlığının bölge halkları için nükleer tehlike başta olmak üzere her türlü kıyım ve katliamın umursanmadığı bir gözü dönmüşlükle karakterize olduğu kez daha görüldü.

Nitekim UAEA İsrail’in hedef aldığı İran’ın Natanz nükleer tesisinde sızıntı olduğunu bildirdi. “Tesisin içinde hem radyoaktif maddelere hem de kimyasal bileşenlere bağlı ciddi bir kontaminasyon yaşandığı bildiriliyor. Bu durum, hem çalışanlar hem de çevre açısından önemli bir sağlık ve güvenlik riski oluşturabilir” diye belirtti.

Bu vampirler sürüsünün dünya halklarının üzerinde tepinmesini durduracak tek şey ise yine dünya halklarının öfkesi, “yeter artık” demesidir!