DP’nin 13. Sayısı Çıktı



DP (Devrimci Proletarya) bu sayısıyla üçüncü yayın yılına giriyor


İki ayda bir yayınlanan teorik-siyasal dergi Devrimci Proletarya’nın Eylül-Ekim aylarını kapsayan 13. sayısı çıktı. DP bu sayısıyla üçüncü yayın yılına giriyor.

Sayının ilk yazısı Yeni Yayın Dönemi: Kurucu Teori, Kurucu Hat başlığını taşıyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel kesitin “sadece direnç üretmekle yetinmeyip teorik ve stratejik kuruculuğu zorunlu kıldığı” tespitinde bulunan makale, bu tarihsel sorumluluğu “sınıf savaşımının yönünü belirleme iddiası” olarak tanımlıyor. Bunun ayaklarını ise “diyalektik ve tarihsel materyalizmin yeniden üretimi, sosyalizmin yeniden tanımı ve sınıfın yeniden örgütlenmesi” şeklinde özetliyor.

Yazarımız Mürüvet Küçük, proletaryanın kapitalizme karşı mücadelede öncü rolünü hatta sınıfların ve proletaryanın varlığını inkar eden Marksizm karşıtı değişik görüşleri eleştirdiği yazı dizisinin bu bölümünde Andrea Gorz ile Edward P. Thompson’un görüşleri üzerinde duruyor. Proletaryanın Failliği III başlığını taşıyan makale, sömürüyü üretim ilişkilerinden ve toplumsal karakterinden bağımsızlaştırarak teknisist bir sürece indirgeyen Gorz’un görüşünün metafizik ve gerici karakterine karşın Thompson’un işçi sınıfının özneleşmesi konusunda üzerinde durmaya değer bir yaklaşım sahibi olduğuna dikkat çekiyor. Fakat “güçlü bir hümanizm ve emekçiye güven” temelinde şekillenmiş olsa da yüzünün geriye dönük olması yanında kendiliğindenciliği yüceltmesi başta olmak üzere onun yaklaşımının da Marksizmle nasıl çeliştiğini sergiliyor.

Selçuk Ulu, Bookchin’in Gölgesinde Öcalan’ın Düşünsel Kırılması başlığını taşıyan makalesinde ikisi de vazgeçişlerle karakterize olan bir siyasal geçmişe sahip olan Bookchin’le Öcalan arasındaki düşünsel yakınlaşmanın temelinde yatan etkeni ‘yenilgi psikolojisi’ olarak tanımlıyor. Ekolojik duyarlılık, yataylık, özyönetim gibi anlamlı yönler içermekle birlikte kapitalist sistemin doğası ve işleyişinin kavranışında hayalci-idealist bir zeminde duran Bookchin’in görüşlerinin neden ‘sistem karşıtı’ değil ‘sistem içi’ bir özellik taşıdığını sergiliyor.

Öcalan’ın siyasetten ekonomiye, dinden felsefeye kadar tüm düşünceleri salt içeriklerinden dolayı değil tarihinde çok ağır bedeller ödeyerek varlığını sürdürüp önemli mevziler kazanan KÖH üzerindeki paralize edici etkisinden dolayı eleştiriyi zorunlu kılıyor” görüşünde olan Kazım Bayraktar Bilim, Komün, Öcalan makalesinde Öcalan’ın görüşlerinin bilim karşıtı, “katıksız idealist” karakteri üzerinde duruyor. Bookchin ve takipçisi Öcalan’ın Komünalizm kavrayışının, tarihsel bir kategori olarak ne özel mülkiyet ne pazar ne sınıfsal eşitsizlik ne de devlet içeren Komün anlayışıyla neden ve nasıl ilgisiz olduğu konusuna bir giriş yapıyor.

H. Selim Açan, daha önce sitemizde de yayınladığımız Marksizmi “Aşmak”/ Sosyalizmi Sulandırmak makalesinde Öcalan’ın “Çağın Manifestosu” gibi olağanüstü anlamlar yüklenen görüşlerinin Marksist harekette 1950’lerden bu yana yaşanan düşünce donmasına yeni ufuklar açmak şurada dursun Marksizmi kavramaktan ne kadar uzak olduğunun altını çiziyor. Dühring örneğinden hareketle tarihte genellikle kriz ve yenilgi dönemlerinde boy gösteren ve herkesten önce kendileri aydınlanmaya muhtaç karmakarışık zihinlerin “Marksizmi aşma” iddialarının düşünsel ve felsefi anlam ve sonuçlarını hatırlatıyor.

D. Emrah Zıraman, “Kızıl Yıldız”dan Kızıl Gezegene Uzayın Sermayeleşmesi makalesinde insanlığın rüyalarından biri olan uzayın keşfi sürecinin tarihsel seyrine kuşbakışı göz atıyor. Wright kardeşlerin 1903 yılında gerçekleştirdikleri kanatlı ilk uçuşla Alexsandr Bogdanov’un Mars’ı sosyalist bir gezegen olarak hayal ettiği Kızıl Yıldız romanının 1908’de yayınlanışı arasındaki aralığın çok kısa olmasından hareketle baştan beri sosyalizmle kapitalizm arasında bir yarış olarak seyreden bu sürecin dönüm noktalarını hatırlatıyor. Bugün uzayın bile nasıl sermayeleştirilip nasıl ürkütücü bir savaş alanına çevrildiğine dikkat çekiyor.

Oya Açan, AKP’nin Kadın Düşmanlığının Yarım Asırlık Bilançosu başlığını taşıyan incelemesinde dinci gerici dünya görüşünün kadını nasıl kimliksizleştirip aileye zincirlemeye çalıştığını, bu sistematik gerici çabanın arkasında hangi dinamikler ve korkuların yattığını sergiliyor. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerindeki tırmanma ile çocuklara yönelik istismar olaylarının katlamalı artışı makalenin temel izleklerinden bir diğerini oluşturuyor.

Çiğdem Devran, Emperyalistler Arası Rekabette Gümrük Vergisi makalesinde Trump’ın müttefik-düşman ayrımı yapmaksızın silah olarak kullanmaya yöneldiği gümrük vergileri savaşı ile ABD’nin eski hegemon konumunu yitirişi ve emperyalist rekabetteki keskinleşme arasındaki ilişkiye Marx, Engels ve Lenin’in kapitalizm çözümlemeleri temelinde ışık tutuyor. Yürütülen ticaret savaşlarının rakiplerine teknolojik üstünlük sağlama amacı ve silahlanma yarışıyla bağlantısına dikkat çekiyor. Emperyalist filler arasındaki tepişmelerin işçi sınıfı ve halklar açısından doğurduğu sonuçlara işaret ederek sınırları tanımayan enternasyonal direniş ve dayanışma ağları örmenin aciliyeti ve önemini vurguluyor.

DP’nin 13. Sayısının arka kapağında “Dünyayı İstiyoruz, Kırıntı Değil!” sloganını tekrar yükselten Devrimci Proleter Gençlik (DPG) Manifestosu yer alıyor. “Biliyoruz ki dağınık öfke bir yere kadardır ama örgütlü bir irade tarihi değiştirir” diyen Manifesto “Kendimizi yeniden örgütlüyoruz” seslenişinin ardından bu örgütlenmenin içerik, biçim ve temellerini özetliyor.

Devrimci Proletarya’nın 13. sayısını İstanbul’da Mephisto Kitabevi’nin Kadıköy, Beşiktaş ve Beyoğlu şubelerinde, Ankara’da Alınteri büromuzdan, İzmir’de ise Yakın Kitabevi’nde bulabilirsiniz.

Bugüne kadar yayınlanmış 12 sayının yazıları ve pdf’lerine www.devrimciproletarya.org sitesinden ulaşabilirsiniz.

13. sayısının yazıları ve pdf’ine ise 15 Eylül’den sonra erişebilirsiniz.