Barış Güven
İbn Yakob’un sorduğu sorudan pişman olması uzun sürmedi. Beklemesi, böylesine hassas bir konuyu açmayı onlara bırakması gerekirdi. Granadalı Müslüman olduğuna inanmışlardı, onu bağırlarına basmaya hazırlardı ama aceleciliği her şeyi değiştirmiş, adamların aklını karıştırmıştı. Mamlukların casusu olabilirdi mesela, belki bilgi topluyor, muhtemel hainleri fişliyordu. Ya da Osmanlı casusuydu, nabız yokluyor, muhtemel işbirlikçileri belirliyordu. Casus değilse bile içlerinde, sorduğu sorunun cevabını merakla bekleyen başka gammazcılar, casuslar da olabilirdi.
Kalabalık ansızın sessizleşti. Gözler dumanların arasında bir süre dolandı; köşede oturan, dudakları dişsiz ağzına gömülü yaşlı bir adamın üzerinde durdu. Adam çubuğunu derin derin çekti, gülümsedi, cevabın kendisine düştüğünün farkında gibiydi. İnce, peltek bir konuşması vardı.
Evlat, tehlikeli soru sordun. Ama madem sordun, ben cevaplayayım. Bil ki bu cevap Kahire’nin cevabıdır. Bir gün Halife Omar hazretlerine bir valisi mektup göndermiş. Şehri düşmanlardan korumak için çevresini surla öreceğim, para gönder ya Omar demiş. Halife hazretleri şu cevabı vermiş, şehrini surlarla değil adaletle koru, onu zulümden arındır. Duydun mu Granadalı, zulümden arındır demiş o mübarek insan… Selim’le ilgili ne düşündüğümüzü mü merak ediyorsun? Söyleyeyim… Biz Araplar bu topraklarda hükmümüzü uzun zaman önce yitirdik. Halifenin de artık hükmü yoktur. Yüzyıllardır yönetiliyoruz. Derimizi yüzmedikleri sürece yünümüzü kırpmalarına göz yumuyoruz. Yapabileceğimiz başka ne var ki?… Muamma. Şimdi başka bir sultan yola çıkmış geliyor, hükmü Mamluktan alıp Osmanlıya vermek istiyor. Biz ne mi düşünüyoruz? Hiçbir şey. Derimizi kimse yüzmesin yeter. Müslüman olduğu sürece, alnı secdeye değdiği sürece Hazreti Yosef’in tahtına oturan kişi sultanımızdır. Bu onların savaşı, bizim değil. Ama şunu da söyleyeyim, derimiz yara bere içinde.
[Köle, Barış Güven, Editör: Türkiz Özbursalı, Birinci Baskı: Şubat 2025, Papirüs Yayınları]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!