Geleceği Gasp Edilen Bir Kuşağın İsyan Yılına Doğru



Gelecek bekleyenlerin değil örgütlenenlerin olacaktır. Faşizme, savaşa ve sömürüye karşı gençliğin kurtuluş yolu devrimci örgütlenmedir


2026’ya, geleceği sistematik biçimde gasp edilen bir kuşağın öfkesiyle giriyoruz. Emperyalist kapitalizm, krizlerini gençliğin sırtına yıkıyor; bizi ucuz işgücü, yedek asker, itaatkâr tüketici olmaya zorluyor. Savaş, faşizm, yoksulluk, ataerki ve ekolojik yıkım bir kuşağın yaşam alanını daraltıyor.

Ama 2025 gösterdi ki gençlik teslim olmuyor. Dünyanın dört bir yanında gençler, Filistin’deki soykırıma, savaş bütçelerine, zorunlu askerliğe, üniversitelerin şirketleştirilmesine, güvencesizliğe ve geleceksizliğe karşı ayağa kalktı. Türkiye ve Kürdistan’da gençlik kampüslerde, işyerlerinde, sokaklarda faşist rejimin kuşatmasına itiraz etti. Genç işçilerin öfkesi, genç kadınların isyanı, Kürt gençliğinin teslim alınamayan direnci bu düzenin istikrar masalını parçaladı.

Ancak gerçek açık: Kendiliğinden öfke yetmiyor. Parlayan ama sönümlenen çıkışlar, örgütlü bir devrimci hatta kavuşmadıkça düzen tarafından bastırılıyor ya da soğuruluyor. Sorun umutsuzluk değil sorun öncüsüzlük ve örgütsüzlük.

2026, gençliğin yalnızca itiraz eden değil, tarihsel bir özne olarak örgütlenen bir güç haline gelmesi gereken bir yıldır.

Üniversitede, lisede, fabrikada, mahallede sınıfla birleşen, kadın özgürlük mücadelesini ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini kendi mücadelesi sayan devrimci militan bir gençlik hattı örmek zorundayız.

Bizi beklemeye, uyum sağlamaya, bireysel kurtuluş yalanlarına çağıranlara karşı söylüyoruz: Gelecek bekleyenlerin değil örgütlenenlerin olacaktır.
Faşizme, savaşa ve sömürüye karşı gençliğin kurtuluş yolu devrimci örgütlenmedir.

2026 teslimiyetin değil direnişin, yalnızlığın değil kolektif mücadelenin, karanlığın değil devrimci başkaldırının ve özgürleşmenin yılı olsun!

Yaşasın Geleceğini Geri Almaya Çıkan Devrimci Proleter Gençlik!

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!