İlmek Kadın Dayanışması’ndan Ankara’da 8 Mart Etkinliği



İlmek Kadın Dayanışması’nın Ankara Mamak-Tuzluçayır’da, İlmek Müzik Topluluğu’nun seslendirdiği ezgiler eşiğinde düzenlediği 8 Mart etkinliği coşkulu bir şekilde gerçekleştirildi


İlmek Müzik Topluluğu, 8 Mart’a giderken emeğin ve direnişin ezgilerinden oluşan bir repertuarla konser düzenledi. Çalışmaları yaklaşık bir ay önce başlayan konser, emekçi kadınların ilmek ilmek ördüğü bir süreç şeklinde hazırlandı. Repertuar seçiminden duyuru çalışmalarına kadar tüm süreçler ayrıntılı bir şekilde ele alındı.

Repertuar seçiminde bilindik emek ve mücadele ezgilerinin yanı sıra dünya halklarının mücadele ezgilerinin de yer alması etkinliğin enternasyonal bir muhteva kazanmasını sağladı.

Yoğun afişlemeler, el ilanları ve farklı haber sitelerinde yayımlanan duyurularla emekçiler konsere davet edildi.

Konser günü müzik topluluğu birkaç saat öncesinden konserin gerçekleşeceği Tuzluçayır’daki Yuva ve Külahlı Köy Derneği’nde yerini aldı. Kadınların ve emekçilerin yavaş yavaş derneğe gelmesiyle sıcak bir sohbet eşliğinde konser hazırlıkları devam etti.

Sesler Yankısını Buldu

Konser Sennur Sezer’in “Mart Güneşi” şiirinin okunmasıyla başladı. Ardından kısa bir açış konuşması yapıldı. Konuşmanın tam metni şu şekilde:

Merhaba dostlar. 8 Mart’a giderken emeğin ve mücadelenin ezgilerini hep birlikte seslendirmek için bir aradayız.

Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz olmadığının, ama yepyeni bir dünyayı tüm güzellikleriyle, kendi ellerimizle yaratma zorunluluğunu hissettiğimiz günlerden geçiyoruz. Emperyalist-kapitalizm çıkışsızlığını yeni paylaşım savaşlarıyla aşmaya çalışıyor. Bu savaşların en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar oluyor.

Epstein skandalı kapitalizmin ve patriarkanın kadınlara ve çocuklara yönelik suçlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye’de ise neoliberal politikaların ve gericiliğin kıskacında kadınların ve emekçilerin tüm kazanılmış hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor. Önce İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı ardından Lanzarote Sözleşmesi hedefe kondu. Bu politikalar sonucunda her gün yeni kadın katliamlarına uyanıyoruz. Her gün onlarca kadın şiddete maruz bırakılıyor. 6284’ün etkin bir biçimde uygulanmaması, cezasızlık politikalarıyla faillerin korunması kadınların yaşamlarına mal oluyor.

MESEM adı altında sermayeye ucuz işgücü yaratma politikaları çocukları okullarından koparıyor. Bu sömürü kıskacında çocuklar geleceksizleştiriliyor. Çocuk yaşta evlilik meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Eğitimin sermayenin çıkarlarına ve gerici kodlara göre şekillendirilmesi çocukların bilincini olumsuz şekillendiriyor.

LGBTİ+’lara karşı ötekileştirici politikalar sürekli gündeme alınıyor.

Bütün bu kuşatmaya rağmen 1857’nin mirasına yeni direniş halkaları ekleyerek yürüyoruz. Okullarda, fabrikalarda, ofislerde… tüm geleceğimiz için mücadele ediyoruz.

Bugün Şık Makas ve Migros depo direnişi başta olmak üzere hayatın her alanında direne direne kazanıyoruz. Bu kazanımların coşkusuyla ve tüm direncimizle, bütün kadınları 8 Mart’ta alanlara çağırıyoruz

Ardından ezgiler hikayeleriyle birlikte seslendirildi.

Konfeksiyoncular, Soroude Barabari (Eşitlik Şarkısı), Çitlerin Olmadığı, Buğday Tanesi, Taleel Jabal, Bırak Gam Kederi, Lori Lori, İnsan Pazarı ve İlmek İlmek ezgilerinden oluşan repertuvar, ezgilerin hikayeleri ve bazı eserlerin Türkçe anlamlarının da okunduğu bir akış şeklinde sunuldu.

İran’a yönelik Emperyalist saldırılar kınandı.

Tüm dünyada direnen kadınlar için söylenen şarkıların ardından, 8 Mart’ta Yüksel Caddesi’ne yapılan çağrıyla konser sonlandırıldı.

Emekçilerin şarkılara coşkuyla eşlik etmesi etkinliği daha sıcak bir hale getirdi. Bu sıcaklık şarkılardan sonra yerini güzel bir sohbete bıraktı. Konseri dinlemeye gelen emekçi kadınların getirdiği yiyecekler ve sıcak çay eşliğinde yapılan sohbetin ardından etkinlik sona erdi.