Perşembe, 10 Eylül 2026

Sermaye Coşarken, Emek Kanıyor



6 yıldır kesintisiz büyüyen ekonomide işçinin sofrasına ne düşüyor?
Resmî işsizlik yüzde 8,1, atıl işgücü yüzde 30,6! Her üç kişiden biri ya işsiz ya da güvencesiz. Kâr payı artıyor, ücret payı eriyor. Kadınlarda işsizlik yüzde 10,6, genç kadınlarda yüzde 20,3. Sermaye coşuyor, emek kanıyor. Büyüme masalı değil sömürü gerçeği


TÜİK’in Temmuz 2026 rakamları, iktidarın büyüme masalının ardındaki sınıf gerçeğini bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Ekonomi büyümüş; tam 6 yıldır, 2020’nin ortasından beri her üç ayda bir üst üste büyümüş. Ama bu büyüme kimin için? İşçinin, emekçinin sofrasına bir kırıntı düşmüyor. İstatistikler açıkça söylüyor: Sermaye bayram ederken emek kan ağlıyor.

Yedek işçi ordusu büyüyor, ücretler eriyor

Resmî işsizlik yüzde 8,1’e tırmanmış, tam 2 milyon 860 bin kişi iş arıyor. Ama daha vahimi, işgücüne katılmayanların sayısı 238 bin artmış -yani insanlar iş aramaktan vazgeçmiş. Asıl çarpıcı olansa atıl işgücü oranının yüzde 30,6’ya fırlaması: Her üç kişiden biri ya işsiz, ya yarı zamanlı ya da umudunu kesmiş. Marx’ın anlattığı “yedek işgücü ordusu” tam da bu işte! Sermaye bu orduyla ücretleri bastırıyor, insanlara istediği koşulu dayatıyor. Kadın işsizliği yüzde 10,6, genç kadınlarda ise yüzde 20,3. Kapitalizmin ataerkil yüzü en çok onları vuruyor.

Büyüme var ama pasta emekten çalınıyor

Evet ekonomi büyümüş ama nasıl? İşçiye verilen ücretlerin toplam pastadaki payı yüzde 38,3’ten yüzde 38,1’e gerilemiş. Ücretler enflasyonla eriyip gitmiş. Buna karşılık sermayenin kâr payı ise yüzde 41,3’ten yüzde 41,6’ya çıkmış. Yani işçi daha fazla üretiyor, daha az alıyor; patron cebini daha çok dolduruyor. Hanelerin tüketimindeki yüzde 3,5’lik artışa da aldanmayın; bu refah değil borçla ve zorunlu harcamalarla ayakta durmaya çalışan halkın çilesi.

Sanayi tıkanıyor, inşaat çöküyor

Sanayi ancak yüzde 2,4 büyüyebilmiş, inşaat ise tam yüzde 1,9 küçülmüş. Bu, üretken yatırımların durduğu, sermayenin spekülasyona ve rantiyeciliğe kaydığı anlamına geliyor. Tarımdaki yüzde 13,3’lük büyüme ise sübvansiyonlara ve fiyat sıçramalarına bağlı; küçük üreticiyi tasfiye ederken tarım işçisini daha da güvencesiz bırakıyor.

Kâr patronun cebinde, kan sokakta

2026 Temmuz verileri bir kez daha gösteriyor: Bu düzen sadece kâr oranlarını yükselterek ayakta kalıyor ve bunun bedelini emekçiler, gençler, kadınlar ödüyor. Ücretlerin “milli gelir”den aldığı pay azalırken işsizlik ve güvencesizlik her yanı sarıyor. Sermaye ne kadar coşarsa, emek o kadar kanıyor. Bu çelişki ancak sınıf mücadelesiyle, emeğin özgürleşmesi için verilen ortak direnişle aşılabilir. Yoksa bugün büyüme diye sunulan bu tablo, yarınımızı ateşe verecek bir kibritten farksız.