Pazar, 6 Eylül 2026

İş Cinayetinin Üzerinden İki Ay Geçti: Benesta da Taşeron Firma da Açıklama Yapmadı!



Benesta Center şantiyesinde taşeron firma Ultaş bünyesinde çalışırken 14 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybeden işçi Aydın Ultaş’ın ölümünün bir iş cinayeti olduğunu bilirkişi raporu açıkça ortaya koyuyor


İstanbul Bahçelievler’deki Benesta Center şantiyesindeki otopark havalandırması boşluğunun ızgarayla kapatılması için kaynak yaparken 14 metre yükseklikten düşen inşaat işçisi Aydın Zurlu yaşamını yitirdi. Zurlu bu işte taşeron firma Ultaş bünyesinde geçici olarak çalışıyordu. 25 Haziran 2026’da yaşanan bu iş cinayetine ilişkin esas sorumlu konumundaki Benesta’dan da taşeron firma Ultaş Yapı’dan da henüz hiçbir açıklama yapılmadı. Fakat gerek polis ifadelerindeki çelişkili beyanlar gerekse hazırlanan bilirkişi raporu Zurlu’nun ölümünün bir iş cinayeti olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Lüks konut ve yapı projeleriyle nam salan Benesta, kendi şantiyesinde yaşanan bu iş cinayeti hakkında henüz bir açıklama yapmazken iş yasaları gereği asıl işveren konumuyla kendisi de en az taşeron firma Ultaş kadar sorumlu.

Zurlu’nun ölümünün ardından karakolda ifade veren Benesta ve taşeron firma Ultaş sorumluları işçinin ölümünü kendi tedbirsizliğiyle açıklıyorlar. Her zamanki patron tutumuyla yani… Hem Benesta hem de Ulaş yetkilileri kendilerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği konusundaki tüm görevlerini yerine getirdiklerini, ancak işçinin emniyet kemerini çıkardığı için düşerek hayatını kaybettiğini belirtiyorlar.

Aynı işte Zurlu’yla birlikte çalışan işçi ise “Aydın biraz kilolu bir insandı muhtemel parçaların tam oturmamasında kaynaklı düştü Aydın hava sıcak olduğu için güvenlik kemerini çıkarmıştı o yüzden kendisini tutacak bir materyal de yoktu” diyordu.

Bilirkişi raporu başka bir şey söylüyor

İfadeler böyleyken bilirkişi raporu başka bir şey söylüyordu. Raporda söz konusu iş için risk analizi yapılmadığı, acil durum eylem planı hazırlanmadığı, Zurlu’nun mesleki yeterlilik belgesine sahip olmadan çalıştırıldığı, kaynak işinde bu belgenin mutlaka olması gerektiği kaydediliyordu. Kendisine işe uygun kişisel koruyucu donanım tahsis edilmiş gibi zimmet tutanağı görülse de kaza esnasında emniyet kemerinin olduğuna dair bilgi ve belge görülmediği söylenen raporda, keşif yapılan 26 Haziran gününde emniyet kemeri takılması için bağımsız yaşam hattının olduğu ancak olay yeri incelemenin olay sonrasında çektiği fotoğrafta bu yaşam hattının bir ucunun aşağıda olduğunun anlaşıldığı söyleniyordu. İşin tehlikelerini anlatan iş başı konuşmaları veya tezgâh başı eğitim verildiğine dair belgenin de görülmediği, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği şartlarına uygun olarak çalışılıp çalışılmadığının tespitine yönelik saha gözetim raporunun ya da çalışanlara uyarı vb. belgenin olmadığı ekleniyordu. Bilirkişi ayrıca alt işveren konumundaki Ultaş firmasında görevli bir İSG uzmanı olduğuna dair belge olmadığı gibi kritik tespitler yapılıyordu.

Bilirkişi raporunda işçinin tedbirsizliğine işaret edilse de işyerinde çok kritik önlemlerin alınmamasıyla esas meselenin gerekli İSG önlemleri alınmadan çalıştırmak olduğu tüm açıklığıyla şöyle sıralanıyor:

‘En az bir yaşam ağı gerdirilmeliydi’

A- İşin yapılış şekli mühendislik açısından uygun değildir. Şöyle ki; bütün ızgaralar altta bulunan taşıyıcı I demirlerin üzerine yerleştirildikten sonra sabitlenme aşamasına geçilmesi işin yapılış ve planlama aşamalarında yanlışın başladığını göstermektedir. Uygun olan şekli şöyle olmalı idi: Öncelikle bu yükseklikte çalışma esnasında düşme vakasının olabileceği öngörülerek ve emniyet kemeri takma hassasiyetlerinin az olduğu gözönüne alındığında ızgara ve zemin arasına en az bir tane yaşam ağı gerdirilerek iş başlatılmalı idi.

‘İlk ızgara sabitlendikten sonra diğerine geçilmeliydi’

2.’inci olarak ilk ızgara konulduktan sonra sabitlenip daha sonra ikinci ızgara konulmalı o da sabitlendikten sonra diğerine geçilmelidir. Bu süreçte çalışan personel herdaim sabitlenen ızgaranın üzerinde emniyet kemeri yaşam halatına bağlanmış şekilde çalışmasını yürütmelidir.

B- Yaşanan iş kazasında yüksekte çalışma koşulları mevcut olduğundan emniyet kemerinin kullanılması ve kullandırılması zorunluluktur. Nitekim emniyet kemeri uygun şekilde kullanılmış olsa idi söz konusu ölümlü kaza yaşanmayacaktı.

C- Çalışma yapılan yer ile düşmenin gerçekleştiği zemin arasına en az bir tane yaşam ağı gerdirilmesi gerekirken böyle bir tedbirin alınmadığı tespit edilmiştir.

Yaşam hattı-emniyet kemeri: Yaşam halatının bir ucu boşta

D- Emniyet kemerinin takılması için çalışma yapılan yerin dış yüzeyinde uygun yerlere ankraj noktaları belirlenerek yaşam hattı kurulması ve emniyet kemerinin bu yaşam hatlarına takılması gerekirdi. Keşif anında yaşam halatı bağlı olduğu görülse de kaza anında ve sonrasında yapılan tespitlerde yaşam halatının bir ucu boşta olacak şekilde düşülen zeminde olduğu anlaşılmıştır.

Sürekli denetim yok

E- Emniyet kemeri takma sorumluğu işçinin yükümlülüğü olsa da iş güvenliği uzmanı şantiye şefi ile işveren ve iş eren vekili tarafından denetlenmeli, emniyet kemeri takılmadığı durumda çalışmaya izin verilmemesi gerekir.

Risk analizi yok

F– İşe özgü tehlikelerin belirlenmesi ve risk analizi yapılarak tespit edilen tehlikelerin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaların yapılması işveren veya işveren vekilinin sorumluluğundadır.

G- Çalışma alanında gerek yaşam hattının oluşturulması gerekse yaşam ağının gerdirilmesi öncelikle asıl işveren sorumluluğunda olup, alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmalıdır. Çünkü alt işveren kendi personelinin iş güvenliğini sağlamak zorundadır.

H- Kazada hayatını kaybeden Aydın ZURLU’ nun kendi can güvenliğini sağlamak adına gerekli ve yeterli özeni göstermediği anlaşılmıştır.

Rapor işçi Zurlu’nun ve daha birçok işçinin çalışırken ölmesinin hangi maliyet hesapları ve buna bağlı tedbirsizliklerden kaynaklığını yoruma yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor.

İki çocuk babası Zurlu alınmayan önlemler nedeniyle can verdi, sorumluların hesap vermesi, güçlerini kullanarak bunun da üstünü örtmesine izin vermemekse işçi ve emekçilerin, sendikalarının sorumluluğundadır.

BENESTA herhangi bir şirket değil!

Dünyanın en büyük uluslararası müteahhitleri listesinde (ENR) üst sıralarda yer alan ESTA Construction çatısı altındaki Benesta, Türkiye gayrimenkul pazarında lüks konut yapımıyla tanınan bir firma. Almanya, Rusya ve Romanya gibi ülkelerde ofisleri ve binlerce çalışanı bulunan ESTA Construction, stadyumlar, havalimanları, alışveriş merkezleri ve endüstriyel tesisler inşa ettikten sonra Türkiye pazarına BENESTA markasıyla giriş yapıp lüks konutlar, binalar inşa etmesiyle tanınıyor.

ESTA Construction son olarak Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) tarafından düzenlenen “Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödül Töreni” kapsamında başarı ödülü almıştı. Ankara’da düzenlenen bu resmi törenlerde, ESTA Construction Yönetim Kurulu Başkanı Bahattin Demirbilek başarı ödüllerini bizzat Erdoğan’ın elinden almıştı.