Stratis Stirkas
Biraz sonra Manoş şunu söyledi:
Bayan Saridis, İngiltere’nin en büyük şairi, bundan belki üç yüz elli yıl önce, eski Yunanca iki sözcüğü, Ariane ile Arahne sözcüklerini birleştirip yeni bir sözcük yarattı: Ariahne. Size içimden bu sözcükle seslenmek geliyor. Bir yandan ipin ucunu verirken öte yandan örümcek ağını örüyorsunuz, onun gibi sinekler o ağa… Olacak iş değil.
Ariane’yi bu zırvalar eğlendiriyordu. Ne var ki torbaları anımsadı. Torbaları kimin sakladığını bilmesi gerekmiyor muydu onun? Başına ya bir şey gelirse!
“Eşyalarınızı Yunus saklıyor,” dedi ona. “Almanız gerektiğinde ben buralarda olmazsam, Nikos onları size getirir. Suratını asma öyle. Güvenilir bir adamdır.”
Şimdi tamam oldu işte. Siz onu belki benden daha iyi tanıyorsunuzdur. Ne var ki ben ona kendi adıma güvenmiyorum. O eşyalar kaybolursa bir kale ya da bir zırhlı kaybetmiş gibi oluruz. Onları, iki karısı olan, çocuğunu çıplak gezdiren, fırıldak gibi döndüğünü, uluduğunu gördüğüm bir Arap’ın sakladığını bilmek beni deli ediyor…
Zavallı, daha hiçbir şey anlamamışsın sen! Kimlerle birlikte yapmak istiyorsunuz, o devriminizi? Tek başınıza mı? Peki, ya onlar? Onlar da dünyayı değiştirmek istemiyorlar mı? Ya Mr. Robert, onu da mı kapının önüne koyacaksınız? Onların, gözlerinizle gördüğünüz hale nasıl geldiklerini kendi kendinize sordunuz mu hiç? Onlar, devrimi belki sizden daha çok istiyorlar? Neden? İnsanlıklarına yeniden kavuşmak için. Siz o onura zaten şimdiden kavuşmuşsunuz, insan olma onuruna.” “Ama Yunus gibi, Richards gibi insanlar, zaafları olan insanlar, tutkulara da, işkencelere de direnemiyorlar.” “Ya siz, siz direnebiliyor musunuz? Bir noktaya kadar dişinizi sıkıyorsunuz, ondan sonra, haydi eyvallah! Hiçbir şeyi görmüyor, tanımıyorsunuz. İnsan gibi insanlar; öylelerinin bir yerlerde var olması gerekiyor, dürüst insanların. Birilerinin kalkıp da hiçbir yerde öylelerinin bulunmadığını söylemesi ne acı! Ama ben onların direndiğini görmek istiyorum, bir gün değil, bir ay değil, Yunus gibi tam yirmi yedi yıl direndiğini görmek istiyorum.
Ve sözün orasında, içinde sakladığı gizin ortaya çıktığını fark ederek ellerini yanaklarına götürdü. Neyse ki, o sırada çocuk geri geldi ve konuşma yarıda kesildi. Manoş’un önüne dikildi ve ona, bir sigara paketinden kesilmiş küçük bir karton parçası verdi.
Evet, bu onun Filistin’de içtiği sigara. Ee?
Kartonun arka yüzünde bir şeyler yazıyordu. Manoş’un benzi attı.
“Okuyun,” dedi Ariane’ye. “Bu onun yazısı. Onu bunları yazarken gördüğümü bile anımsıyorum, ama ne zaman gördüm, bilemiyorum.”
Kartonun arkasında şunlar yazılıydı: “Dora M. II Bahçe Kent, 4. kat. Haç işareti.”
[Kahire – Başıboş Kentler II, Stratis Tsirkas, Çeviri: Aykut Devran, Şubat 2012, Can Yayınları]
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!