Milyonlarca emekçinin sadece ekmeğe ulaşmak için nasıl bir mücadele verdiklerinden oluşan o görünmez hikayeler, içlerinden birinin-birilerinin tüm yaşadıklarına isyanı bir ateş topuna dönüştürerek dile getirmesiyle görünürleşir. “Ne verirsek gider”, “onlar bizim tebaamız”, “koyun sürüsü” muamelesi yapılan; tekelleştirilen medya ya da şovenizm zehrihle sarhoş edilmeye çalışılan o emekçilerin, içten içten biriktirdikleri öfkenin katı ve sarsılmaz bir bilince dönüştüğü anlaşılır.
Dün Güvenpark’ta “Adalet istiyorum!” diyerek bedenini tutuşturan 59 yaşındaki Recep Peker’in hikayesi bunun özeti gibi.
Peker, örgütsüz olmanın da çaresizliğiyle bedenini tutuşturarak adaletsizliklere, ekonomik zorluklara, kısacası bu düzenin kendisine isyan etmişti. Dünkü eyleminden önce bıraktığı mektup, bedenini tutuşturmasının intihar değil, örgütsüz emekçilerin seslerini duyurmak, isyanlarını haykırmak için başvurdukları bir çaresizlik eylemi olduğunu gösteriyordu.
Emekli maaşına el konulmasını, bu karardan sonra yaşadığı açlığı, hangi kapıya gittiyse yüzüne kapanmasını anlatan Peker bu gerçeği mektubunda “Aç kaldım, adaletten umudumu kesmedim. Ama şimdi adaletin zenginin yanında olduğunu anladım” sözleriyle özetliyordu.
Milyonların duygularının da yalın bir ifadesi olan Peker’in yazdığı mektup bir mücadele çağrısıdır aynı zamanda. Bu sömürü ve zulüm düzenini öfkemizin ateşiyle yakma çağrısı… :
5 aydır açım
Ziraat Bankası Sincan Şubesi’nden ihtiyaç kredisi çekmiştim. Kredi çekerken zorunlu 750 TL’lik kredi kartı verdiler, evim olmadığı için harcamak zorunda kaldım. Kartın ekstresi geldi 100 TL. Benim 80 liram vardı, onu yatırdım. Zaten maaşım 550 TL. 2013 tarihinde maaşımın tamamına el konuldu. 5 ay boyunca açlığa mahkum edildim. Tüketici Mahkemesi’ne dava açtım. Mahkeme bir sene sürdü. İcra Müdürlüğü’ne dava açtım. Fakat 30. gün olduğu halde dosyayı işleme koymadılar. Tüketici Mahkemesi dosyayı tekrar Yargıtay’a gönderdi. Yedi sene sonra beni Tüketici Mahkemesi’ne çağırdılar. Eksik evrak dediler ve bir kağıt imzalattılar. Bana bir üst mahkemeye dava açmayacağına dair imza attırmışlar.
Beni bitirdiler
3 gün sonra Yargıtay davamı tekrar reddetti. Sebebini birine sorduğumda bütün emeklilere emsal teşkil ettiğimden davanın aleyhime olmayacağını söyledi. Şimdi ben soruyorum, adalet bunun neresinde? Tek bir çarem kaldı Sayın büyüklerim. Allah’a ant olsun ki, Yargıtay’ın önünde kendime benzin döküp yakacağım. Ben bir kere yanarım bu davanın çıkmaması için kimlerin parmağı varsa Allahın gazabı üstlerine olsun. Tek güvendiğim adalet yokmuş. 7 sene süründürdüler. Ama ayakkabı kutularındaki paraları bizim değil FETÖ’nün kumpası dediler ve faiziyle birlikte geri aldılar. Bense 7 sene çile çektim, aç kaldım ama adaletten umudumu kesmemiştim. Adaletin zenginin gücü olanın yanında olduğunu anladım. Adalet beni bitirdi, diyeceklerim bu kadar….
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!