Alınteri: Önümüzdeki süreçlerde toplumun geniş kesimlerine yapılacak aşı gelecek mi?
Kubilay Yalçınkaya: Ekim ve Aralık dönemi pandeminin ülkemizde pik yaptığı bir dönem oldu. Biz kendi verilerimizden bahsedecek olursak, özellikle Aralık ayının ortalarına kadar günlük ortalama 5 binin üzerine çıktığı günler oldu Ankara’da, bu bir noktada toplumsal bağışıklık sağladı. Bu toplumsal bağışıklığın süresi iki-üç ay devam edecektir. Ama bu iki-üç aylık süre, eğer geniş çapta aşılama yapılamazsa, Şubat’tan sonraki dönemde pandeminin yeniden pik yapacağı anlamına gelir.
Aşının gelip gelememesiyle ilgili bize yönelttiğiniz, “Aşı gelecek mi? Geniş kapsamlı aşı yapılacak mı?” sorusunu Bakanlığa yöneltseniz net bir yanıt alamazsınız. Biz bile bilmiyoruz. Bugün sağlık emekçilerine yapılan aşıların ne kadar koruyucu olacağını da bilmiyoruz maalesef. İkinci dozunu 28 gün sonra olacağımızı biliyoruz. Ama bunun geniş çaplı koruyuculuğu ne boyutta olacak bunu kimse bilmiyor. Bakanlık da muhtemelen bunu tartacaktır, bunu izleyecektir. Geniş aşılamaya ise ancak tedarik ettiği boyutta geçecektir.
Ama biliyoruz ki dünya üzerinde bir aşı savaşı söz konusu. Hem aşının üretilmesinde hem aşı talebinde bir savaş söz konusu. Kapitalizmin basit vurgusu ‘parayı veren düdüğü çalar’dır. Yani parayı kim verirse düdüğü de o çalacak. Aşının ülkemize geç gelmesinin bir nedeni aşı üretecek kurumlarımızın kapatılması, bilim insanlarımızın ülkemizde liyakat-adalet, bilimde adalet olmamasıdır. Türkiye’ye aşı tedarikinin bu kadar geç olması, yurtdışına beyin göçüyle gitmeleri yanında, Maliye Bakanlığı’nın Haziran 2020 itibariyle aşı alımlarına izin vermemesi, aşı pazarlığına izin vermemesinden kaynaklıdır. Bu süreçten sonra aşı savaşları dünya genelinde devam edecek.
Salgının nereye gideceği, tedavinin ne boyutta gideceği kimse tarafından bilinmiyor. Bilinen tek şey şu ki, Türkiye aşı üretecek konumda değil, aşı üretecek potansiyelde değil, aşı üretecek kurumları dağıtılmış durumda, bilim insanları kırılmış durumda. Bu ortamda Türkiye’nin aşı üretecek durumu yok açıkçası. Tek yol aşıyı dışarıdan ithal etmek. Nasıl ithal edecek? Burada da kapitalizmin pazar politikası ortaya çıkacak ve parayı kim verirse aşıyı o alacak
Alınteri: Covid-19 geçiren insanların aşı olması gerekiyor mu? Bağışıklık ne kadar sürüyor?
Kubilay Yalçınkaya: Bu aşıya ilişkin olunması gerektiğini söylüyorlar. Bakanlık şunu yapmadı. Sağlık emekçilerine ‘Sen bir ay içinde covid geçirdin aşı olma’ gibi bir politika izlemedi. Bugün alanda bir ay içinde covid geçiren arkadaşlarımız da aşı oluyor. Belki Bakanlık yetkilileri de bihaber bu işten; ne olacağını bilmiyorlar. Covid geçiren birinin aşı olup olmaması gerektiği konusunda bir kanı oluşmuş değil. Çünkü veriler şeffaf değil, geniş çaplı uygulaması yok. Bu aşının 3. Faz çalışması bile açıklanmadı. 65 yaş üzerine yönelik açıklaması yapılmadı; kaldı ki geçirmiş olanların ne kadar süre sonra aşı olması gerektiği konusunda da tereddütler var. İkinci dozunu ne zaman olması konusunda bile tereddütler yaşandığı ortamda aşının covid geçiren kişiye yapılıp yapılmayacağı konusunda Bakanlığın tutarlı bir açıklaması yok. Sağlık çalışanlarında gördüğümüz gibi covid geçiren arkadaşlarımız da aşı oldu.
Alınteri: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Kubilay Yalçınkaya: Zor bir süreçten geçiyoruz. Pandemi başlayalı bir yıl oldu. Sağlık emekçileri bu alanında mücadele yürütürken birçok sorunla karşılaştı. Bu sorunlar hala devam ediyor. Sağlık emekçilerinin öfkeli bir hali var. Bunun yanında pandeminin uzun sürmesiyle birlikte toplumda ekonomik sıkıntılar öfke yumağına dönmüş durumda, hem sağlık emekçilerinin hem toplumun artık dayanılmaz boyuta gelen sorunları var. Bu sorunların çözülmesine yönelik iktidarın bir türlü adım atmadığını da görüyoruz. Ne sağlık emekçilerinin sorunlarının çözümüne ne de toplumun geneline yönelik çözüm konusunda bir adım atmadığını görüyoruz. Sorunları çözmek yerine iktidar pandemiyi de fırsata çevirme yoluna gidiyor açıkçası. Tedavi hizmetlerinden aşılama hizmetlerine kadar tüm hizmetleri gösterişli, şaşalı bir gösteriye dönüştürmeye çalışıyor. Aslında bu sağlık emekçileri olarak bizi de toplum nezdinde suçlu konuma düşürüyor.
Toplumun genelinde zaten hakim olan bir medya gurubu var. Son süreçte yandaş medyada özellikle sağlık emekçilerinin tüm haklarının verildiği, sağlık emekçilerinin çıkarcı oldukları, sağlık emekçilerinin rüşvetçi olarak gösterildiği söylemlere şahit olduk. Sağlık emekçileri olarak şunu söylüyoruz, biz alanda kendi mücadelemizi yürütüyoruz. Biz sağlık emekçilerinin sendikasıyız. Bu hak mücadelesini pandemi sürecinde de yürütüyoruz, pandemi öncesinde de yürüttük, pandemi bitince de yürüteceğiz. İktidarın bizi mağdur etmesinden öte oluşturduğu algı ile de bizi mağdur ettiğini görüyoruz. İktidar siyasi rant amaçlı politikalarını, şatafatlı bir şekilde sunuyor olabilir. Konvoy halinde aşı olmaya şehir hastanelerine gidebilir. Ama alandaki durum böyle değil. Biz doğru bildiğimizi söylemeye devam edeceğiz.
Biz sağlık emekçilerinin temsilcileriyiz, biz hak mücadelesi yapıyoruz. Bunun kimi inciteceği ya da irrite edeceği ya da kimin siyasetine meydan vereceği bizi bağlamaz açıkçası bizim siyasetimiz emek mücadelesi siyasetidir. Emek mücadelesi nezdinde sağlık emekçilerinin haklı taleplerine yönelik süreçte bütün bunları fiilen dillendireceğiz.
Bu kapsamda sendikamızın bir aylık bir eylem programı var. İlk eylemi geçen hafta bordrolarımızı yakma eylemi olarak gerçekleştirdik. Bu hafta Cuma günü de sağlık emekçilerinin özlük haklarına ilişkin taleplerimizi Türkiye genelinde alanlarda dillendireceğiz. Sağlık emekçilerine söyleyeceğimiz şey şudur: Sağlık emekçileri haklarının, hukuklarının peşine düşsün ve sendikamızın alandaki eylem ve etkinliklere daha geniş katılım göstersinler.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!