10. Program: Geçmişi gelecek perspektifiyle ele almak



Lekesiz bir geçmiş savunusuyla her şeyi karalama yarışına çıkmış bir inkârcılık Marksizme aynı ölçüde uzaktır.


Sosyalizm ve Geriye Dönüşler konusundaki podcast dizimizin 10. programında da “tek ülkede sosyalizm” tartışmaları üzerine konuşuldu.

Bu programın konuğu gazetemiz yazarlarından Mürüvet Küçük’tü. 

30 yılı aşan ortak bir geçmişe sahip iki komünistin yoldaşça sohbetinin başlangıcında, bütün tarihsel olgu ve süreçler gibi Sovyetler Birliği’ndeki sosyalizmi inşa süreci ve buna dair tartışmalar sırasında da zıt kutuplarda yer almakla birlikte aynı tek yanlılıkla malül taraftar fanatizmiyle sınır çekmek gereği üzerinde duruldu.  

Sohbet, Rus yazar ve edebiyat eleştirmeni Belinski’nin, “Bir görüş ne kadar tek yanlı olursa çoğunluk için o kadar kabul edilir hale gelir, (çünkü) çoğunluk iyinin hep iyi kötünün de hep kötü olmasını sever ve aynı maddenin kendinde hem iyi hem de kötü olanı bulundurmasını duymak bile istemez” sözünden hareketle açıldı. 

Bu bağlamda Mürüvet Küçük, “1930’ların SB’ne sosyalist denemeyeceği” iddiasında bulunan yaklaşımların inkârcı karakterine işaret etti. Kimi konularda yapılan hatalara, bırakılan boşluklara ya da sonradan yaşanan kimi gerilemelere karşın sosyalizmi inşa doğrultusunda nasıl büyük atılımlar yapıldığını özetledi. Bu dönüşümün sadece ekonomik kalkınmayla da sınırlı kalmayıp yaşamın bütün alanlarını kapsadığının altını çizdi. O tarihsel koşullarda yaratılan bu örneğin dünyanın tüm işçileri, emekçiler ve ezilen halkları üzerinde nasıl büyük bir çekim yarattığını ve bunun dünya devrimi açısından nasıl önemli bir kazanım olduğunu vurguladı. 

Altını çizdiği başarıların yanı sıra bunun yarattığı baş dönmesinin de etkisiyle parti ve devlet yönetiminde bürokratik eğilimlerin boy göstermesini, Sovyetlerin, sendikaların ve kadın örgütlenmesi gibi kitle örgütlenmelerinin karar süreçlerinden giderek dışlanmasını, maddi teşvik sistemi gibi sosyalizmin hedefleriyle çelişen uygulamaların gündeme getirilmesini ve enternasyonalizm alanında sergilenen ihmaller ve ben merkezci tutumları ise yapılan hatalara örnek vererek eleştirdi. 

Belinski’nin sözünden hareketle H. Selim Açan ise lekesiz ve eksiksiz saf bir sosyalizm arayışına çıkmak gibi hiçbir yanlışı, hatası olmayan kusursuz saf bir Stalin ya da Lenin, Marx ve Engels arayışına çıkmanın en başta Marksizmle bağdaşmayan idealist bir yaklaşım olacağının altını çizdi. Ayrıca sorunun kişilere indirgenmesinin yanlışlığını da hatırlattıktan sonra o tarihsel kesitte Stalin yoldaşın da bazıları çok ciddi ve vahim yanlışları olduğunu fakat bazı şeylerin de onun kontrolü dışında hatta ona rağmen gerçekleştiğini hatırlattı. Onun da sorumlu olduğu vahim uygulamalara örnek olarak 1937-’38’de yapılan kitlesel temizlik operasyonlarını ve cezalandırmaları örnek verdi. Parti bürokrasisinin onu bile etkisizleştirdiği uygulamalara örnek olarak ise 1936’daki anayasa tartışmaları sırasında Çarlık kalıntılarına dahi seçme ve seçilme hakkı tanıyacak kadar geniş bir demokratikleşme önerisinin hasıraltı edilişini verdi. Genç kuşak Rus tarihçilerinden Yuriy Jukov’un 2007 sonrasında yazılı belgeleriyle açığa çıkardığı bu girişimin gerçekliğinin, ünlü Troçkist tarihçi Isaac Deutscher’in Stalin hakkında yazdığı biyografinin II. cildinin satır aralarından da görülebileceğini belirtti.

Sohbetin ikinci bölümünde ise  konuşmacılar geçmişi tartışmanın bugün ve gelecekle ilişkisinin nasıl kurulması gerektiği üzerinde durdular. Bu bağlamda her iki konuşmacı da öncelikle 21. yüzyılın 1920’lerin Sovyetler Birliği’nden de genel olarak 20. yüzyıldan da farkına dikkat çekerek geçmiş tarihsel deneyimlerimize kıyasla işe çok daha ileri noktalardan başlayıp çok daha gelişkin bir sosyalizmi kurabilmenin nesnel koşullarındaki olgunlaşmaya dikkat çektiler. 

Geçmişten çıkarmamız gereken dersler bağlamında ise Mürüvet Küçük en başta parti kadrolarının devrim öncesinden başlayarak komünizm bilinciyle eğitilip donatılmaları yanında sınıf ve kitlelerle daima iç içe olmalarının önemi üzerinde durdu. H. Selim Açan ise önceki tarihsel deneyimlerden çıkarılan derslere dayalı anlayış ve formülleri donmuş kalıplar halinde tekrarlayan dogmatik tutuculuk yerine onların içerdiği devrimci anlayış ve ruhu günümüz gerçekliğine taşımanın önemine işaret etti.

İki eski yoldaşın sohbetini aşağıdaki dijital platform linklerinden dinleyebilirsiniz:  

Spotify

Youtube

Anchor

Google Podcasts

Pocket Casts

RadioPublic

Breaker