SES Genel Merkezi bir basın toplantısı düzenleyerek sağlık emekçileri üzerinde artan baskı ve mobbinge karşı direniş çağrısı yaptı. Hayatını kaybeden sağlık emekçilerinin cinayete kurban gittikleri vurgulanarak pandemi ile birlikte sağlık emekçilerine yönelik baskı ve mobbing de arttığı, nöbet çıkışı trafik kazasında hayatını kaybeden asistan hekimin nöbet tutamaz raporu olmasına rağmen nöbete zorlandığı ve hemşirenin kaybettiği bebeğinin cinayete kurban gittiği kaydedildi.
SES Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada, covid-19 salgın sürecinde piyasa odaklı sağlık sistemlerinin iflas ettiği, salgının yıkıcı etkisinin can kayıplarının artışıyla kendini gösterdiği belirtildikten sonra salgınla mücadelede hem toplum hem de sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin sağlığını koruyacak planlama yapılmadığı dile getirildi. “Bu dönem çalışma koşulları en fazla ağırlaşan yine sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olmuştur” denildikten sonra şunlar belirtildi:
Sağlığımız, güvenliğimiz, geleceğimiz tehlikede, seyirci kalmayacağız!
“Dünya Sağlık Örgütü 2021 yılını sağlık emekçilerine adayarak ödüllendirirken, bizim ülkemizde ise Covid-19’un meslek hastalığı sayılması için sağlık ve sosyal hizmet emekçisinden illiyet bağını yani kısacası bu hastalığa nerde yakalandığını ve covid-19’dan dolayı ölüp ölmediğini ispatlamasını istemiştir. Her geçen gün ağırlaşan yaşam ve çalışma koşullarında hayatta kalmaya devam eden bizler ne yazık ki halen hem ölüyor hem de çok değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın doğumunu ve kucağımıza alacağımız günü görmeden onları kaybediyoruz. Oysaki risk grubunda olan kronik hastalar, engelli olarak çalışanlar (engelli kadrosundan istihdam edilip edilmediğine bakılmaksızın), 60 yaş ve üzerinde olanlar, hamileler ve süt izninde olan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri ayrı bir değerlendirmeye ya da amirlerin inisiyatifine bırakılmadan çalışma koşulları ve talepleri dikkate alınmalı.
Yakın zamanda insani olmayan 36 saatlik nöbet sonrası evine gitmeye çalışan asistan hekim, trafik kazası geçirerek vefat etmiştir. Buna rağmen Sağlık Bakanlığı kendi çalışma arkadaşını koruma adına herhangi bir adım atmamıştır. Halen sağlık emekçileri gün aşırı nöbet tutmakta ve hastane yöneticileri tarafından mobbinge maruz kalmaktadır. Bu çalışma şartlarına yönelik Sağlık Bakanlığı düzenleme yaptığını ifade etse de alanda sorunlara çözüm olmamıştır.
Sağlıkta yaşanan hak gaspları ve haksızlıklar bununla da bitmiyor. Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi yoğun bakım biriminde çalışan sağlık emekçisi kadın üyemizin riskli gebeliği ve nöbet tutamaz raporu olmasına rağmen kendisine nöbet tutturulmuş. Yer değişikliği talebinde bulunmasına rağmen yer değişikliği gerçekleştirilmemiş ve maalesef sağlık emekçisi arkadaşımız çocuğunu kaybetmiştir. Dün aynı hastanede benzer bir olayla ilgili bize ulaşan bilgi, 5 yaşında çocuğu olan sağlıkçı iki eşin itirazlarına rağmen çalışan sayısı yetersizliği gerekçe gösterilerek aynı gün nöbet tutmaya zorlanmışlar. 7/24 ücretsiz kreş açmayı mali külfet olarak görenler bu tutumlarıyla çocuklarımızın sağlığını, güvenliğini ve bakım hakkını tehlikeye atmaktadırlar.
Şu kesindir ki ortada bir cinayet vardır! Sağlık Bakanlığı’nın ve Çalışma Bakanlığı iş müfettişlerinin buna neden olan ve bu suça ortak olan hastane yönetimi hakkında etkin bir soruşturma yapmasını ve ihmali olanlarla ilgili işlemleri bir an önce başlatmasını talep ediyoruz. Bu sürecin takipçisi olacağımızı tüm basın ve kamuoyuna buradan ifade ediyoruz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!