AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yakınlığı ölçüsünde ödüllendirdiği isimlerden biri de, 14 Mayıs 2014 yılında yaşanan Soma Katliamı’nın hemen ardından maden işçisi Edal Kocabıyık’ı yerdeyken tekmeleyen o zamanın Özel Kalem Müdürü Yusuf Yerkel oldu. Madenciyi yerde tekmelerkenki o fotoğrafıyla toplumsal hafızaya kazınan Yerkel’in, Ticaret Bakanlığı tarafından kısa süre önce Frankfurt Başkonsolosluğu’na Ticaret Ataşesi olarak atandığı ortaya çıktı.
Anlayacağımız Yerkel de sadakati ölçüsünde mükafatlandırılıp, hiç alakası olmayan bir göreve atanarak ödüllendirilmişti. Erdoğan’ın sır küplerine, kara kutularına, sadık yaverlerine, birlikte para kutuları doldurduklarına bahşettiği diğer mükafatlar ya da getirdiği koruma zırhları gibi… Bunlardan Egemen Bağış Prag’a, Merve Kavakçı Malezya’ya, Şaban Dişli Lahey’e elçi yapılmıştı mesela. Herbirinin Erdoğan’la nasıl bir hikayesi olduğunuysa anlatmaya gerek yok.
Yerkel’in toplumsal vicdanı kanatan tekmesi, Erdoğan için unutulmaz bir sadakat işareti!
Yerkel tarafından yerdeyken tekmelenen madenci Erdal Kocabıyık, o büyük katliamda dayısının oğlunu, akrabalarını, arkadaşlarını kaybetmenin acısı ve katliamın nasıl bir ihmaller zinciri sonucunda gerçekleştiğini bilmenin öfkesiyle Erdoğan’ın makam aracını tekmelemişti. Polisler tarafından darbedilerek yere yığılmıştı. Tam bu sırada o zaman Başbakan olan Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Yusuf Yerkel, yüzünün tüm çizgilerine oturmuş bir sınıf kiniyle yerdeki madenciye tekmeler savurmuştu. Madencinin bu öfke ve cüreti onlarda öyle bir kine dönüşmüştü ki, tekmelemekle kalmamışlar gözaltına aldırıp, savcılığa çıkarttırmışlardı. Hakkında dava açılmış ve Erdoğan’ın makam aracına zarar verdiği iddia edilerek, 548 TL para cezasına çarptırılmıştı. O kin bunla da kalmamış, Kocabıyık işsiz bırakılarak açlık ve sefalete mahkum edilmeye çalışılmıştı. Şimdilerde Frankfurt Başkonsolosluğu’na Ticaret Ataşesi olarak atandığı açığa çıkarılan Yerkel’se tam da kendisine yakışanı yapıp, kendisi madenciyi tekmelediği halde doktordan darp raporu almıştı.
Toplumsal hafızaya kazınan Yerkel, yıllar sonra Kocabıyık’tan özür dilediğini açıklayıp, “herkes hata yapabilir” demiş ve Kocabıyık’la helalleştiklerini belirtmişti. Kocabıyık da Yerkel’in helalleşme dediği şeye ilişkin soruyu onurundan taviz vermeden şöyle yanıtlamıştı: Yusuf Yerkel beni aradı. Özür diledi, hakkını helal et dedi. Özrünü kabul ettim. Şikayetçi olmadım. Bir talebim olmadı. Çünkü helal lokma yiyen insanlarız. Onlardan ne para istedik ne de başka bir şey. Tek isteğim işimden olmamaktı. Ama o günden sonra bana kimse iş vermedi. Çünkü beni kara listeye aldılar.
Yerkel’in şimdi Ticaret Ataşesi gibi alakasız bir görevle Frankfurt Başkonsolosluğu’na atanarak ödüllendirilmesi burjuvazinin sınıf kininin ve yalaka takımını koruma-taltif etme refleksinin tipik ifadesidir. İşçi sınıfının da kendi sınıfını koruma ve sınıf düşmanına aynı kinle karşılık verme günleri hiç uzak değil. Üstelik onun kini böyle bir avuç iktidar elitinin kendi çıkar hesapları üzerinden geliştirdiğine benzemez. Devasa bir sınıfın kolektif çıkarları temelinde mayalanır ve tam da bu nedenle korkunçtur…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!