Kamuoyu Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne (TTM)’ne yönelik davalar, fesih için getirilen gerekçeleri tartışırken; Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği (KCDPD) hakkında fesih talebiyle dava açıldığı öğrenildi ve TTM için açılan davaların istisna olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Sıranın kadın örgütü başta olmak üzere başka kitle örgütlerine de geleceğini açıkça ortaya koyan bu saldırıların merkezinde gerici toplumsal değer ve yargılara göz kırpmak kadar, bu değerler üzerinden toplumsal kutuplaşmayı derinleştirme derdinin yattığı görülüyor. İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshedilmesiyle başlayan bu süreç, sistemin düşmanlaştırdığı kadın ve LGBTİ+ hareketine yönelik saldırılarının hukuk sopası ve gerici ideolojik taarruzla birleşerek bir dalga niteliği kazanacağını gösteriyor. O açıdan da bu davalara karşı geliştirilecek toplumsal tutum kritik bir anlam kazanıyor.
TTM için düğmeye basma süreci
TTM; yoksulluk, ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en keskin biçimleriyle yaşandığı, her açıdan dezavantajlı konumda olan toplumsal kesimlerin barındığı Beyoğlu Tarlabaşı’nda 15 yıldır toplum merkezi modeliyle faaliyet yürüten bir dernek. Özellikle çocuk ve kadınların bir araya gelebileceği güvenli alanlar kurmak amacına dönük çalışmalar yürütüyor. Gerici çevrelerin bu derneği hedef gösteren manipülatif söylemleri son dönemlerde yoğunluk kazanmış, karalamaya yönelik haberler sıklaşmıştı. Bu hedef göstermelerin ardından derneğe yönelik denetimlerin sıklaştığı, bu denetimlerde esas olarak basında çıkan haberlerin baz alındığı ve buna uygun raporlar hazırlandığı belirtiliyor. Süreç TTM’nin yokluğunun tespiti ile feshine ilişkin iki farklı davanın açılmasına evrildi.
‘Amacını gerçekleştirmesinin olanaksız hale gelmesi’
Derneğin geçirdiği denetimlerin ardından ilk olarak, düzenlenen bir tevdi raporuna atıfla İstanbul Valiliği tarafından ‘Amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi nedeniyle derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti’ talepli olarak ‘yokluğunun tespiti’ davası açıldı. Bu davada, TTM’nin 2006’da AB Projesi kapsamında kurulduğu ve projenin 2007’de tamamlandığı, derneğin varlık nedeniyle bu merkezin varlığı arasında sıkı bir bağ bulunduğu, artık bu merkezin olmaması nedeniyle derneğin de amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı iddia edilerek, derneğin yokluğuna karar verilmesi talep edildi. 14 Nisan 2022 tarihinde (Bugün), bu davanın duruşması gerçekleşecek. Bu duruşmada, TTM avukatları TTM’nin ‘var olduğunu’, kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için çalışmaya devam etmesi gerektiğini anlatmaya çalışacak.
Amacı hukuka ve ahlaka aykırı hale gelmiş!
Bu ilk davayı takip eden dönemdeyse denetim sonucu düzenlenen bir tevdi raporuna atıfla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Hakları Soruşturma Bürosu tarafından fesih talebi ile ikinci bir dava açıldı. Bu davada, derneğin amacının hukuka ve ahlaka aykırı hale geldiği iddia edilerek derneğin feshedilmesi talep edildi. Hiçbiri feshin gerekçesi olmayacak kimi prosedür eksikleri sıralandıktan sonra esas merama gelindiğinde fesih için asıl gerekçenin toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBTİ+’lara yönelik önyargıların kırılmasına yönelik çalışmalar olduğu açıkça ortaya konuldu.
Yine LGBTİ+ düşmanlığı!
Ayrıca bir gerekçelendirme olmadan, bu kanaate hangi eylem nedeniyle nasıl varıldığı dahi açıklanmadan ‘çocukları hedef alarak, toplumda kısaca LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, intersex) olarak bilinen kişilerin cinsel eğilimlerini normalleştirmek sureti ile cinsel kimliklerini etkileme’ gibi bir iddia ileri sürüldü. İnternet yayınları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek derneğin ‘pek çok suçun işlendiği merkez’ haline geldiği iddia edildi.
KCDPD de aynı gerici yaklaşımlarla feshedilmek isteniyor!
Uzun yıllardır kadın cinayetlerine karşı sabırlı bir örgütlenme ve mücadele çalışması yürüttüğü bilinen KCDPD’nin feshedilmesi talebiyle açılan davada da gerekçeler çok tanıdık: Kanuna ve ahlaka aykırı faaliyet yürütmek!
Valilik adına dernekler müdürlüğü şikayetiyle savcılık tarafından açılan fesih davası, derneğe yönelik muhtelif şikayet dilekçelerine dayandırılarak, “kuvvetli suç şüphesinin oluştuğu” belirtiliyor!
Söz konusu dilekçeler derneğin ‘kadın haklarını savunmak kisvesi altında aile mevhumunu yok sayarak aile yapısını parçaladığı’ gibi somut hiçbir olguya dayanmayan yazılı başvurulardan oluşuyor. Ayrıca dosyada dernek yöneticilerine yönelik, davaya bile dönüşmemiş, suç oluşmamış soruşturmalar dahil bir dizi kolluk kayıtları listelenmiş.
Bu işin kolay olmadığını göstermek görev
Kısacası İstanbul Sözleşmesi ve çocuk istismarını meşrulaştıracak yasal düzenlemeler için başlatılan gerici kampanyanın iktidar eliyle siyasallaştırılıp, ideolojik bir saldırı niteliği kazanması süreci tırmanarak devam ediyor. Bu davalar da sürecin ortak söylemleri olan “genel ahlak ve aile kurumun korunması” gerekçelerine dayandırılıyor. Kadın cinayetlerini durdurmak için kılını kıpırdatmadığı gibi, adeta teşvik edecek adli tutumlar, ideolojik-siyasi söylemlerle hareket eden iktidar, şimdi de bunun mücadelesini yürüten kurumları feshetme ataklarıyla katilleri bir kez daha cesaretlendiriyor.
Bu işin o kadar kolay olamayacağınıysa hep birlikte göreceğiz.
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!