Parti parti dolaşan ulusalcı-kafatasçı Mehmet Ali Çelebi’ye rozet takarken bilinçaltındaki Kürt düşmanlığını değme ırkçılara taş çıkartacak şekilde ifşa eden AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı saldırgan-kafatasçı söylemini Diyarbakır’da da yineledi. Erdoğan, Çelebi’nin bir çocuğu olduğunu söylemesi üzerine “Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane var” yanıtı vererek nazarındaki en iyi Kürdün ya ölü ya da “ben Türküm” diyen Kürt olduğunu ele vermişti.
Diyarbakır Çevre Yolu, TOKİ 1525 konut, 17 iş yeri, 1 cami ile yapımı tamamlanan diğer projelerin toplu açılış törenine katılmak üzere Diyarbakır’a gelen Erdoğan, bu sefer de Kürt halkına Kürtçülük tasladı ve HDP’nin bir önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la şimdiki Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın Kürt olmadıklarını söyledi. Belli ki Kürtlük ya da kafa taslarının boyutları-şekilleri konusunda epey takıntılı olan Erdoğan, bugün Diyarbakır’da yaptığı konuşmayla katliamların, işgal saldırılarının, operasyon ve tutuklamaların daha da tırmandırılarak sürdürüleceğini de ilan etmiş oldu.
Gelişinden önce kentteki çöp kutuları sökülen, çöp konteynerleri kaldırılan, caddeler trafiğe kapatılan Diyarbakır’ın İstasyon Meydanı’ndaki mitinge kentten ve bölge illerden taşıma kitle getirildi. Erdoğan konuşmasıyla sadece tarikat-cemaat ve gerici odakların tabanı olan bu kitleye seslendi. Bu kitledeki Kürt hassasiyetini de es geçmeden Kürt halkını Kürtçülük yaparak kutuplaştırma siyasetini sürdürdü. Halkın özgürlük taleplerini “kabinede üç Kürt bakanım var” diyerek yok sayan Erdoğan, aynı tutumunu “fabrika ve istihdam var” diyerek sürdürdü. Taşlaşmış Kürt fobisi ve düşmanlığının billurlaşmış yaklaşımının süreklilik içinde devam ettiğini gösterdi.
Halkın özgürlük ve demokrasi talebinde ısrarcı olan kesimlerini bunun dışında gördüğünü açıkça ortaya koyan Erdoğan’ın konuşmasından özetle şöyle:
Selahattin Demirtaş ve Mithat Sancar’ı hedef aldı: Kürt değiller
Erdoğan, HDP’nin halef-selef eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Mithat Sancar’ı hedef aldı.
Kasım 2016’dan bu yana tutuklu bulunan Demirtaş’tan ‘Edirne Cezaevi’ndeki zat’ diye bahseden Erdoğan, “Kürtlükle alakası var mı? Yok. Bu adam Kürt değil. Ama Kürt kardeşlerimi sömürüyor. Bunun hesabını benim Kürt kardeşlerim sormayacak mı? Soracak” dedi.
Erdoğan, Sancar’ın da adını anmayarak “Yine bir eş başkanları var. Kürt mü? Değil. Ama benim Kürt kardeşlerimi sömürüyor” ifadesini kullandı.
Emek ve Özgürlük İttifakı’na: Parti tabelalı örgütler
Erdoğan’ın gündeminde; ‘fitne yuvası’ diye seslendiği HDP, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı da vardı.
İttifakta yer alanları ‘bir grup marjinal parti’, ‘parti tabelalı örgütler’ sözleriyle hedefe koyan Erdoğan, şunları söyledi:
“Biliyorsunuz CHP, kurduğu altılı masaya çantada keklik olarak gördüğü bunları almaya tenezzül dahi etmemiş, masanın altında onları tutma yoluna gitmiştir. Bunlar da masa altında kalmış olmanın mahcubiyetiyle gidip, İstanbul’da adı sanı duyulmayan bir grup marjinal partiyle güya ittifak kurmuşlar. İttifak kurdukları parti tabelalı örgütlerin söylemlerinin ne sizlerle ne de bu ülkenin vatanına, milletine, değerlerine bağlı herhangi bir vatandaşıyla en ufak bir ilgisi yoktur. ”
‘Diyarbakır Anneleri’ni Batı’nın şempanzelerine bırakmadık, nerede bu insan hakları savunucuları?’
Avrupa’dan ABD’den beslenen zehirli köklerini coğrafyamızın kalbine bir bıçak gibi saplamaya çalışanlara eyvallah etmedik. Kardeşlerim Diyarbakır Anneleri’ni Batı’nın şempanzelerine bırakmadık. Nerede bu Batı’nın insan hakları savunucuları? Nerede bunlar? Bir kere gelip de Diyarbakır Anneleri’ni gelip ziyaret ettiler mi? Gördüler mi? Onlar sadece sahne artisti. Diyarbakır’daki kardeşlerim bunlara yüz vermediler. Peyderpey evlatları da dönüp geldi. Milletimizle aramızda nifak sokmak için her yolu deneyenlerin kirli yüzlerini tek tek ortaya çıkardık. Bu coşku, bu heyecan çok çok farklı.
‘Diyarbakır’ın rengi baskı, zulüm, acı değildir. İstihdam eden fabrikalardır’
Diyarbakır’ın rengi baskı, zulüm, acı değildir. İstihdam eden fabrikalardır. Her bir insanıyla Diyarbakır’ı gönülden seviyoruz. Kardeşlerim, Hz. Ömer’in fethinden beri, 1383 yıldır her şeyiyle bizim olan, bizim medeniyetimizin şehri olan Diyarbakır’a göz dikenin iflah olmayacağı açıktır. Ah, şu Diyarbakır surlarının dili olsa da konuşsa. Şu Dicle Nehri’nin dili olsa da konuşsa, ah şu ecdat yadigarı mezar taşlarının dili olsa da konuşsa… Konuşsa da bir yandan mirasçısı olduğumuz medeniyetin ihtişamını anlatsa, diğer yandan daha düne kadar bu coğrafyanın tarihiyle, kültürüyle, sanayisiyle, ticaretiyle, en önemlisi insanıyla en seçkin şehri olan Diyarbakır’ın kolunu, kanadını kıranların ihanetini anlatsa. Ağızlarından demokratik siyaset lafını eksik etmeyenlerin, emperyalistlerin nasıl kucağından inmediklerini anlatsa. Sürekli Kürt lafı ederek Kürtleri sömürenlerin, sizlerin evlatlarının canı üzerinden kendilerine ultra lüks hayat kuranların riyakarlıklarını anlatsa.
‘Yedi ay sonra yapılacak seçimde bunlara hesap sormaya var mıyız?’
Bunların adı Kürt, kendilerinin Kürtlükle alakası yok. Kürt kardeşlerime en büyük zulmü yapanlar bunlar. Kandil’e benim Kürt kardeşlerimi kaçıran, onlara zulmeden, her türlü tacizi yapan bunlar değil mi? Yedi ay sonra yapılacak seçimde bunlara hesap sormaya var mıyız? Yasin Börü evladımızı Diyarbakır caddesinde şehit eden alçaklar bunlar değil mi? Ah ah… İşte bunun hesabını Diyarbakırlı kardeşlerim Allah’ın izniyle soracaklar.
‘Diyarbakır cezaevi müze oluyor’
Bugün itibariyle Diyarbakır Cezaevi, Adalet Bakanlığımızdan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmiştir. Geçmişte nice acılara, zulümlere konu olan Diyarbakır Cezaevi binası artık hem hafıza, hem de farklı alanlarda faaliyet yürütme imkanı sağlayan bir eser olarak hizmet verecektir. Şimdiden Diyarbakırımıza hayırlı olmasını diliyorum. Diyarbakır Cezaevi müze oluyor. Kütüphanesiyle, sanat, gösteri alanlarıyla artık bu cezaevi ortadan kalkıyor. Elbette ki Diyarbakır’ın bu güzel tablosundan rahatsız olanlar da var. Adeta kahroluyorlar. Rahatsızlıklarının bir sebebi de bunların gerçek yüzlerini sizlerle paylaşıyor olmam.
‘HDP denen parti görünümlü emperyalist operasyon aygıtı…’
İşte şimdi son tartışmaları görüyorsunuz. Kürt kardeşlerimi bir avuç sapkının oyuncağı haline getirmek isteyenlerin, sizin iradenizi nasıl istismar ettiğini görüyorsunuz. HDP denen parti görünümlü emperyalist operasyon aygıtı, sadece 50 bin vatandaşımızın canına mal olan terör örgütünün payandası değildir. Bu fitne yuvası, tüm sapkınların aktörü durumundadır.
‘HDP’nin böyle hizmetleri var mı?’
AK Parti hizmet demektir. Bu HDP’nin böyle hizmetleri var mı? Onların derdi terör, onların derdi Kandil’e Diyarbakır Anneleri’nin evlatlarını kaçırmak. Diyarbakır, bunların hesabını sormaya hazır mı? Biz size efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. “
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!