II. Uluslararası Kadın Konferansı: Jin, Jiyan, Azadi!



İki gün sürecek II. Uluslararası Kadın Konferansı’nın Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı’nın “Devrimimiz: Hayatı Özgürleştirmek” başlıklı buluşması Berlin’de yapıldı. Konferans ilk gün üç oturum sonrası soru cevaplarla devam etti. Ardından Atölye çalışmaları yapıldı, konferans yarın da sürecek. Berlin Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansa damgasını “Jin jiyan azadi” sloganları vurdu. Sahneyi Nagihan Akarsel ve Jina Mahsa Amini’nin fotoğrafları …


İki gün sürecek II. Uluslararası Kadın Konferansı’nın Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı’nın “Devrimimiz: Hayatı Özgürleştirmek” başlıklı buluşması Berlin’de yapıldı. Konferans ilk gün üç oturum sonrası soru cevaplarla devam etti. Ardından Atölye çalışmaları yapıldı, konferans yarın da sürecek.

Berlin Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansa damgasını “Jin jiyan azadi” sloganları vurdu. Sahneyi Nagihan Akarsel ve Jina Mahsa Amini’nin fotoğrafları süsledi. Sinevizyon yayını kadın mücadelelerinden kareleri izleyicilere taşıdı. Dünyanın farklı coğrafyalarından militan kadınların ve 700 kadar izleyicinin katıldığı oturum renkli ve coşkulu bir kadın denizi gibiydi. Genç kadınların yoğunluğu göze çarpıyordu.

İki gün sürecek olan konferans için Kürt kadın hareketi başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinden kadınlar bir araya geldi. Berlin Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasının ardından ilk oturum “Üçüncü Dünya Savaşı ve Devlet ile Erkek Egemenliğinin Dokunulmazlık Zırhının Parçalanması” başlığı ile başladı.

‘Devlet şiddeti- egemen erkek kırbacı’

Kürt Barış Enstitüsü Araştırma Direktörü Meghan Bodette Moderatörlüğü’nde başlayan oturumun ilk başlığı “Toplum ve kadınlar üzerindeki devlet şiddeti- egemen erkek kırbacı” oldu. Bu bölümde konuşan Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Uluslararası İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Nilüfer Koç, dünya kadınlarının manifestosuna dönen “Jin Jiyan Azadi” sloganına değinerek, “Bu söz Abdullah Öcalan’ın yarattığı 40 yıllık tarihi felsefedir” dedi. 

Ortadoğu’da devletlerin ürettikleri şiddetin benzerliklerine dikkat çeken Koç, Boko Haram, Tahrir El Şam, DAİŞ gibi çeteleri örnek verdi. Koç, “Bu paramiliter anlayışların tek amacı kadınları, toplumu birbirine düşman olarak göstermektir. Ama biz örgütlenirsek, onları yenebiliriz. Bunun örneğini Kürdistan’da gördük. Bu nedenle sorumluluk alma zamanı geldi diyorum. Jin Jiyan Azadi diyorum” dedi. 

‘Batı Taliban’ı destekliyor’

Afganistan Devrimci Kadınlar Derneği (RAWA) Temsilcisisi Mariam Rawi, Taliban’ın kadın düşmanı politikalarına dikkat çekerek konuşmasına başladı. Taliban’ın ideolojisinin kadınları ev işleri yapmak için kullanılan makinalar olarak gördüğünü söyleyen Rawi, batılı devletlerin kendi çıkarları için Taliban’ı desteklediğini belirtti. Rawi konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Afganistan’da en ezilmiş kesim olan kadınları eğitmek gibi bir görevimiz var. RAWA olarak İslamcılara karşı direnmeye devam edeceğiz. Bu direniş daha da büyüyecektir. İran’da direnen kadınların, Rojava’da direnen kadınların yanındayız. Afganistan’da yaşamı örmek gibi bir görevimiz var. Şehit yoldaşlarımızın yolundan devam edeceğiz. Dünyanın her yerinden kadınlar ‘Jin jiyan azadi’ sloganlarını da daha da büyüterek söylemeye devam edecektir.”

Özgürlük susuzluğu

Guetemala’dan Feministas Abya Yala adına konuşan Lolita Chavez, konuşmacıların en renkli simalarından biriydi. Hem dile getirdikleriyle hem yerel giysileri ve duruşuyla hem de gülümseyen sıcaklığıyla bütün salonu etkiledi.

Lolita Chavez sözlerine, “Savaşa hayır, Kürdistan’da kimyasal silahların kullanılmasına hayır diyoruz” diyerek başladı. Yaşamı koruyan bir halktan geldiklerini ifade eden Chavez, kendilerinin Amerika olarak adlandırılmasını kabul etmediklerini söyledi.

“Bizler toprağın çocukları ve koruyucusuyuz. Latin Amerika’da erkek egemen sistemi, kurnaz erkeği istemiyoruz. Fakat ikiyüzlü bir ahlakları var. Bizler kendimizi, toprağımızı savunduk. Bizim topraklarımızda farklı yaşamlar var. Biz jineolojiyi de bütün bu farklılıklar için seviyoruz. Bizim bölgemizde demokrasi olduğu söyleniyor fakat bu tamamen yalan. Bölgemizde silah sesleri giderek artıyor. Bu silahlar bizleri öldürmek için kullanılıyor. Bu demokrasi değildir” dedi. Chavez, “Mapuçe kardeşlerimiz gibi özgürlüğü savunuyoruz. Özgürlük, özgürlük, özgürlük diyoruz. Kadınlar tarafından organize edilen kongremizi selamlıyoruz. Adalet talep ediyoruz ve affetmiyoruz. Artık zaman yok. Feminist ağlarımızı örelim” şeklinde konuştu.

İlk oturumun “Görünmeyeni Görünür Kılmak: Kadınların ücretsiz ve düşük ücretli emeğine dayanan kapitalist sistemle mücadele” adlı son başlığı altında konuşan İtalyan Barış aktivisti feminist Genevieve Vaughan, kadın emeğinin görünmemesine dair aydınlatıcı bir konuşma yaptı. 

Hindistan’da ‘güvenlik’ adı altında yapılan sömürü

Tüm Hindistan İlerici Kadınlar Derneği aktivisti Kavita Krishnan, konuşmasına dünyadaki bütün kadın işçileri selamlayarak başladı. Devletler ve şirketlerin el ele vererek kadın bedenine hükmettiklerini ve çok yoğun çalıştırdıklarını belirten Krishnan, “Hindistan’da bütün ünlü kıyafet markaları için çalışan kadınları düşünelim. Bu şirketler, anne ve babalarına kızlarının 3 yıl çalışacağı ve 3 yıl bitince bir seferde ödeme yapacaklarını ve kızlarını koruma altında tutacaklarını söylüyorlar. ‘Güvenlik’ aslında bir şifre olarak kullanılıyor. Aileler ise bu şifre ile kızlarının kendi kast sisteminin dışında kalan ailelerle evlenmesinin önüne geçiyor. Ayrıca Hindistan’da tecavüz çok yaygın” dedi. 

Konuşmaların ardından konferans soru-cevap bölümüyle devam etti.

Gelen sorulardan birini Guatemala’dan katılan Lolita Chavez yanıtladı. Chavez’in çarpıcı yanıtı özet olarak şöyleydi: Avrupalı kadınlar hep bir şeyler öğretmek ve bizlere akıl vermek isteğindeler. Oysa siz bizden de öğrenebilirsiniz. Ortadoğu’dan, Asya’dan, kadim halklardan da öğrenebilirsiniz. Bu üstenci üslubunuzu değiştirin. Bu ifadeler salondan coşkulu bir sahiplenme buldu.

Medya Haber’den Heval Aslan’ın kimi katılımcılar ve sunum yapan kadınlarla yaptığı röportajlar da son derece ilgi çekiciydi. Avrupalı kadınların kadın özgürlüğünden anladıkları şeye katılmadığını dile getiren konuşmacılardan biri kadınların Avrupa’da da özgürlükten gerçekte yoksun olduklarını, bireysel özgürlükleri her şey haline getirmenin kadınları kör edeceğini vurguladı.

Konferansın bugünkü programı şöyleydi:

10:15-13:00

I. Oturum Üçüncü Dünya Savaşı ve Devlet ile Erkek Egemenliğinin Dokunulmazlık Zırhının Parçalanması

Savaşların, işgallerin, ekolojik krizlerin ve salgın hastalıkların yaşandığı çağımızda devrimci kadın cephesinde neler yapılabilir? Egemen sistem, kadınlara ve kadın direnişine karşı ataerkillik savaşını sürdürürken çağımızın temel çelişkilerini gizlemek ve dikkatleri dağıtmak için yeni yöntemler ve politikalar geliştirmekte.

• Moderatör: Meghan Bodette (Kürt Barış Enstitüsü Araştırma Direktörü, ABD)

1. Toplum ve kadınlar üzerindeki devlet şiddeti- egemen erkek kırbacı

Ataerkil sistemin kadın mücadelesini sistem içileştirme politikalarına karşı alternatif bir mücadele hattını nasıl örebiliriz? Kadın mücadelesi sadece sistemi iyileştirmenin (yasal haklar, kürtaja erişini vb.) ötesine geçmeli ve devlet şiddetinden egemen erkek zihniyetine kadar toplumun her düzeyinde ataerkilliğe karşı mücadele etme kapasitesini geliştirmelidir.

• Nilüfer Koç (Kürdistan Ulusal Kongresi-KNK üyesi)

• Mariam Rawi (Afganistan Devrimci Kadınlar Derneği-RAWA Temsilcisi)

2. Eko-kırım: Doğal kaynakların acımasızca sömürüsüne dayanan egemenliği, mülkleştirmeyi ve baskıyı parçalamak

Kadınlar dünyanın farklı bölgelerinde çokuluslu şirketlerin yaşamı tehdit eden uygulamalarına ve sömürgeciliğin yeni biçimlerine nasıl direniyor? Ekolojik kriz, acil küresel kriz olarak insanlığın gündemine girmiş durumda ve bu kriz kadınlara yönelik sürekli olarak şiddet üretmekte. Eko-kırıma karşı mücadele ataerkil sisteme karşı mücadelenin temel bir ilkesi haline gelmelidir.
• Lolita Chavez (Feministas Abya Yala, Guatemala)

• Ariel Saleh (Sosyolog ve ekofeminist, Avustralya)

3. Görünmeyeni Görünür Kılmak: Kadınların ücretsiz ve düşük ücretli emeğine dayanan kapitalist sistemle mücadele

Kadınların özgürleştirilmesi ilkesine dayanan sınıf mücadelemizi kapitalist sömürünün temelleriyle mücadelede nasıl esas hale getirebiliriz? Sınıf mücadelesi veren kadınlar, sınıf hiyerarşisi ve devlet aygıtının, kadınların bedenlerinin ve yaratımlarının sömürülmesi üzerine inşa edildiğine dair bir bakış açısı geliştirmişlerdir. Mevcut kapitalist koşullar altında kadın emeği daha derinden sömürülmekte ve daha da görünmez kılınmaktadır.

• Genevieve Vaughan (Barış aktivisti, feminist, ABD/İtalya)

• Kavita Krishnan (Feminist aktivist, Tüm Hindistan ilerici Kadınlar Dernegi, Hindistan)