Pazar, 28 Haziran 2026

Almanya’dan bir müşahidin gözlemleri



Seçim aritmetiğinin karmaşıklığını gözlem ve tanıklıklarıyla yansıtmaya çalışan bir müşahidin anlatımları


Stuttgart’ta 13 günlük seçim sürecinde bir gün Yeşil Sol Parti adına müşahitlik yaptım. Ayrıca, İngiltere-Londra’daki seçim merkezini ziyarete gittim. Avrupa genelinde 200 Yeşil Sol Parti müşahidi olarak, 12 Mayıs’ta Ankara’ya geldik. Ertesi gün Kızılay merkezde bulunan otelimizde akşam 17:00’de yaklaşık bir buçuk saatlik bir bilgilendirme toplantısına katıldık. Bir saat sonra da ikinci grup seminere girdi. Hemen sonrasında ise, üçüncü seminer internet üzerinden herkese açık yapıldı.

Osmaniye ve seçim aritmetiği

Seçim aritmetiğinin ne kadar karmaşık olduğunu anlatabilmek için, önce 17 Mayıs’ta Boğaziçili bir müşahitle yaptığımız sohbetten bazı bilgiler aktarayım. Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olan kadın arkadaş, Adana Osmaniyeli. Osmaniye-Adnan Menderes Mahallesi’ndeki sandıkta müşahitlik yapmış. Bu sandıkta 319 kişi oy kullanmış. CHP 42, AKP 106- şimdi dikkat- Yeşil Sol Parti 53, MHP 41, İyi Parti 45 oy almış. Burada ilginç olan, Yeşil Sol Parti’nin MHP’yi bile sollayarak 53 oy alması, yani toplam oyun yaklaşık yüzde 16,6’si. Yine aynı sandıkta Erdoğan 152, Kılıçdaroğlu 137, Oğan 22, İnce 1 oy almış. Yani, cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP milletvekili seçimine oranla daha yüksek oy almış ve nerdeyse kafa kafaya sonuçlanmış.

Sonradan yaptığımız kısa bir araştırmada öğreniyoruz ki, Adana-Osmaniye çevresinde Kürt köyleri var. Genç arkadaşımız Yeşil Sol Parti’ye oy verecekken, CHP’nin milletvekili çıkarma olasılığı daha yüksek diye, CHP’ye oy vermiş. Öğrenci arkadaşımıza göre, “Sandık görevlileri doğudan hile yaptı“. Yine, Tuncay Özkan’ın tutanaklarla ilgili CHP yönetimine yanlış bilgi verdiğini ve seçim gecesi CHP’de ilk baştaki zafer havasının sonra suskunluğa dönüşmesinin bundan kaynaklı olduğunu söyledi.

Seçim akşamı

14 Mayıs günü öğlen 2 gibi ATO’nun (Ankara Ticaret Odası) önüne geldiğimizde, müthiş bir kuyrukla karşılaştık. Binanın önündeki alanda her parti kendi çadırını kurmuş, sandık görevlileri ve müşahitlerine görevli kartlarını veriyor ve yiyecek-içecek dağıtıyordu. CHP’lilerin bir bölümünün de bizim çadırın önüne gelmesiyle birlikte hem yemeğimizi paylaştık hem de birbirimizi tanımaya çalıştık. Muhasebeci bir anne ve spor akademisinde okuyan oğlu, Avrupa’ya gelmek istemediklerini söylediler. Ama yanlarındaki diğer iki genç Almanya üzerinde birçok soru sordular.

İki saat dışarıda bekledikten sonra, saat 16:30 gibi Stuttgart oylarının sayıldığı, giriş katındaki en büyük salondaki masalardan birine oturdum. Tek bir şeffaf sandıkta 3 çuval bulunuyordu. Toplamda 2 binden fazla oy pusulası saydık.

Yanıltıcı anonslar-ıslak imzalı tutanaklar

Yeşil Sol Parti müşahitlerine tutanak vermemek ve seçim hilelerine ortam hazırlamak için, yüksek sesle “Masaya sonradan gelen müşahitlere tutanak verilmesi zorunlu değildir“ anonsu geçildi. Yeşil Sol Parti’li ve CHP’li avukatların müdahalesi üzerine, yeniden bir duyuru yapılarak, tüm müşahitlere tutanak verilebileceği söylendi. Ama o kadar düşük bir sesle yapıldı ki, uğultunun içinde kayboldu gitti ve kimse duymadı. Dolayısıyla, bazı masalarda Yeşil Sol Parti müşahitleri tutanak alamamış oldu.

Almanya sevdalısı AKP’liler!

Sayım sırasında, herkes gibi sigara içmek için terasa çıkarken, üç AKP’li genç müşahitle karşılaştım. Biri ısrarla Almanya’yı soruyor, “Beni de götürsene” deyip duruyordu. Kaynakçı olan diğeri, Arap yarımadası ve Afrika’da çalışmıştı ve orada da yaşam koşullarının çok iyi olmadığını Almanya’ya gitmek isteyen arkadaşına anlatmaya çalışıyordu. Almanya’da asgari ücretin bin 200-bin 500 Euro arasında değiştiğini (asgari saat ücreti brüt 12 Euro), ev kiralarının yüksekliğini anlatarak, onu destekledim. Ama diğeri kafaya takmıştı, ayrılırken bile “Abla beni de götür” demekten vazgeçmedi. Almanya’da Göç Dairesi’nin ve çeviri bürolarının sürekli yeni çevirmen aramaları, çevirmen arkadaşların ‘Alman devleti depremden sonra Türkiye’den yine büyük bir göç dalgası bekliyor’ demeleri geldi aklıma. Depremin üstüne, seçim ekonomisi ve yeni bir kaçış dalgası eklenecekti.

Tekinsiz sükûnet

Masada görevlilerin daha çok kadınlardan oluşması, sayım sürecinin sorunsuz geçmesinde belirleyici oldu. Sandık başkanıyla birlikte iki kadın memur, AKP’li kadın ve MHP’li erkek sandık görevlileri, CHP’li erkek ve benimle birlikte Yeşil Sol Parti’li kadın müşahit vardı. CHP’nin sandık görevlisi gelmemişti. Gece yarısından sonra 2-3 arası bizim masanın sayım işlemi bitti. “Sandıkları terk etmeyin” çağrısına uyarak, sabah 5’e kadar bekledik.

Bu süre içerisinde, yüzlerce masanın bulunduğu ve Almanya oylarının sayıldığı en büyük salonda sadece 3 masada tartışma çıktı. Konu hep itirazlardı. Geçersiz oyları AKP’ye sayma girişimine karşı itiraz edildiğinde, bağırıp çağırarak bu engellenmeye çalışılıyordu. Tartışma anlarında, koridorlarda ve masa aralarında kalabalık gruplar halinde gövde gösterisi yapan AKP ve MHP’liler özellikle dikkat çekiyordu.

HDP’nin iki kadın avukatı üçüncü masaya müdahale ettiler. İki genç kadın avukatın erkekler sürüsünün karşısına dikilmesi, herkeste saygı uyandırdı ve kadın dinamiğinin HDP’deki belirleyici gücünü bir kez daha gösterdi.

Ankara Ticaret Odası’nın tüm katlarında yer yer kalkanlı polis yığınağına karşın, pek bir olay çıkmaması, aslında bu işte bir bit yeniği var diye düşündürdü. Daha sonra, AA ve Tele 1 gibi kanalların verdikleri rakamların taban tabana zıt olması, “Yine hile mi yapılıyor?” duygusuyla gerilimli bir bekleyişe yol açtı. Zaman ilerledikçe, yorgunluk arttı. CHP’ye yakın TV kanallarındaki belirsizlikler ve CHP yönetiminin suskunluğu hem CHP hem de Yeşil Sol Parti kitlesinde moral bozukluğuna yol açtı. Avrupa’nın farklı ülkelerine dönecek olan arkadaşlar, sabaha karşı havaalanına gitmek için yola çıktılar.

Sandıktan bir beklentisi olmayan ama halkın sandıkla kurduğu ilişkinin farkında olan bizler de durumu anlamak ve değerlendirme yapmak üzere Alınteri bürosuna gittik.