7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçim-darbe sürecinde halkı kazanmazlarsa “beyaz Toroslar devri(nin)” başlayacağıyla tehdit eden iktidar, aynı yaklaşımını yerel yönetim seçimleri için de sürdürüyor: Bize oy vermezseniz hizmet de yok!
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha Mayıs Genel seçimleri sürecinde “Bize bir yıl süre verin yıkılan tüm binaların yerine güvenli yeni binalar dikelim” diye söyleyen fakat bırakalım bina dikmeyi enkazı bile doğru dürüst kaldıramayan, halkın temiz su-elektrik ihtiyacı başta olmak için temel ihtiyaçlarının karşılanmasının yanından dahi geçemeyen iktidarın dümeninde oturan Erdoğan, şimdi halktan yeni bir kredi daha istiyor.
Hatay bu yüzden suya bile ulaşamıyor!
Ama sadece kredi istemiyor, kendisine oy vermeyenlerin hizmete de ulaşamayacağını Hatay üzerinden tane tane anlatıyor, sopa sallıyor, halka şantaj yapıyor: ”Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı“.
Zaten depremden sonra gündem hızla seçim sürecine doğru kaydırılmıştı. Erdoğan söylemlerinin merkezine halk su bile bulamazken rantçı politikaların ustası olarak “yıkılan tüm konutları yerine dikeceğiz”i koymuştu. Sonra bu vaat unutuldu ya da çıta düşürüldükçe düşürüldü. Halk halen bırakalım konutu, konteyner bile bulamıyor, başlarını soktukları derme çatma çadırları Erdoğan kente geliyor diye bir anda kaldırılıveriyor, yağmurda-karda onca yokluk içinde topladıkları birkaç eşya bile sular altında kalıyor, hastalık-beslenme yetersiziliği kol geziyor. Saymakla bitmez!..
Seçilmiş milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesine hiç girmiyoruz.
Şimdi Erdoğan’ın tehdit ve şantaj anlamına gelen sözlerinden anlıyoruz ki, deprem kentleri içinde en fazla “garip” ve “mahzun” kalan Hatay aslında merkezi iktidarca cezalandırılmış.
1 yılda asıl olarak rant ve talanın yasal altyapısı için mesai harcandı
O istediği 1 yıllık kredi sürecinde ne yaptı: Depremi de “Allah’ın lütfu” olarak kullanan bu tüccar kafa hızla ihaleler açtı, yandaş firmalara yağlı parçalar dağıttı ve yerleşim alanı olarak geçen yerleri bile yapılan düzenlemeyle “rezerv alan” ilan ederek kentlerin rant değeri yüksek yerlerine çökmenin yasal yollarını döşemekle uğraştı. Zeytinlikleri, tarım arazilerini maden patronlarına peşkeş çekmenin yollarını düzledi. Sonuçta “yıkılan tüm konutların yerine yenisini dikeceğiz” vaadinin sadece yedide birine denk düşen bir konut yapımı gerçekleşti. Onu da bugün Hatay’da olduğu gibi hem bir siyasi şova hem de tehdit ve şantajın aracına dönüştürme pervasızlığı gösterecek kadar pervasızlaştı.
Telaffuz edilen ve edilmeyen rakamlar!
Bugün Hatay’da tamamlanan konutların anahtar teslimi ve kura çekimi için boy gösterip tehditler sallayan Erdoğan aslında rakamlarla hava atmayı çok sevdiği halde şaşırtıcı olmayacak şekilde rakamları işin içine karıştırmadı. Oysaki Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının Maraş ve Hatay Depremleri Raporuna göre deprem bölgesinde acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkılmış konut sayısı 518 bin 9. İki ay sonunda teslim edileceği söylenen konut sayısı bu sayının yedide biri dahi etmeyen 75 bin!
Hatay’da acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkılmış konut sayısı 215 bin 255. Yani depremin birinci yılının sonunda şatafatlı şekilde teslim töreni yapılan 41 deprem konutu, 5 bin köy evi Hatay’da yıkılan konutların ancak beşte biri ediyor.
Erdoğan’ın rakamlarla konuştuğu nokta sanki babasının kesesinden çıkıyormuş ya da lütfediyormuş gibi deprem bölgesi için ayrılan bütçe konusunda oluyor. Buna göre temmuzda Meclis’ten geçen kararla deprem bölgesine 762 milyar liralık kaynak ayrılmış, bu yılki bütçede ise 1 trilyondan fazla. Çok büyük rakamlarmış gibi telaffuz edilen bu rakamlarda deprem vergisinin payı, toplanan yardımların oranı, akan uluslararası hibenin miktarı yok.Oysa daha yeni Avrupa Birliği (AB), sığınmacılar ve 6 Şubat depremlerinden etkilenenleri desteklemek için 26 milyon avro “insani yardım” sağlayacağını açıkladı. Yaklaşık 1 trilyon TL yani…
Alınteri Gazetesi 21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız!