Binlerce kadın Taksim’i isyanın rengine boyadı



8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde gelenekselleşen Feminist Gece Yürüyüşü’nün 22’incisi  “Kurtuluşumuz Feminist Mücadele”şiarıyla binlerce kadının katılımı ve bitmeyen coşkusuyla Taksim Sıraselviler’den başlayıp Cihangir’e kadar devam etti. Yürüyüş Cihangir Otoparkı önünde yapılan basın açıklamasıyla sonlandı


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün simgeleşen İstanbul Feminist Gece Yürüyüşü bu yıl da tüm engelleme ve baskılara rağmen binlerce kadının katılımıyla gerçekleştirildi. “Kurtuluşumuz Feminist Mücadelede” şiarıyla gerçekleşen yürüyüşe katılan kadınlar taşıdıkları rengarenk pankartlar, dövizler, hiç susmayan slogan ve zılgıtlarla Taksim Sıraselviler Caddesi’nden Cihangir’e doğru yürüdü. Yürüyüş, Cihangir Otoparkı önünde okunan basın açıklamasıyla sonlandı.

Dünden başlayarak Taksim’e polis barikatları kurulması, saat 14:00 itibariyle Taksim ve Şişhane’ye çıkan metro ve finiküler hatlarının iptal edilmesi, saat 17:30’dan sonra hemen her sokağa kurulan polis barikatlarıyla geçişlerin engellenmesi ve yağan yağmura rağmen ezici çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce kadın ne yapıp edip Sıraselviler olarak açıklanan yürüyüş alanına ulaştı. Sıraselviler’deki Carrefour önünde toplanan kadınların sayısı dakikalar ilerledikçe çoğaldı. Tel Sokak’taki Feminist Mekan’da toplanan kadınlar da buradan yürüyerek Sıraselviler’deki kadınlarla buluştu.

Birçok feminist, devrimci, sosyalist kadın örgütünün katıldığı yürüyüşte bireysel gelişlerin çokluğu ve genç kadın katılımının kitleselliği dikkat çekiciydi.

Kürt kadınları, “Jin, jiyan, azadi!” sloganını alanın bütününe yayan bir enerjiye dönüştürdükleri gibi özgürlük mücadelesinde ölümsüzleşen kadınların fotoğrafları, isimleri ve sloganlarıyla da varlıklarını hissettirdiler.

Bu yılki yürüyüşe Filistin’deki Siyonist soykırım saldırılarına ve göçmen kadınların uğradıkları baskı ve şiddete yönelik tepkiler de önemli bir yer tuttu.

Kadınlar taşıdıkları dövizlerde erkek egemen düzeni, kadına yönelik şiddeti, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve baskılarını dile getirip mücadele kararlılıklarını dillendirdiler. Eylemde sık sık “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!”, “Polis defol, bu sokaklar bizim!”, “Yüklen yüklen barikata yüklen!”, “Tayyip kaç kaç kadınlar geliyor!”, “Jin jiyan azadi!”, “Gelsin baba, gelsin koca inadına isyan!”, “Kadın yaşam özgürlük!” sloganlar haykırıldı. Ellerinde erbane ve farklı müzik aletleriyle ses çıkaran, zılgıt çeken kadınlar, “Jin jiyan azadi”, “Her çığlığın arkasındayız”, “Bize örgütlü delilik lazım”, “Bizden başka başaran olmayacak. Çünkü biz her biri uğruna kıyametler koparacak annelerden doğduk”, “Sizin nefesiniz bizim fısıltımızı bile bastıramaz”, “Kutsal aile bir yalan içinde şiddet barındıran”, “Bağrımızda yıkılası dünyaya yetecek ateşi beslediğimizi kim bilir, kim bilebilir!”, “Tek adama karşı çok kadın”, “Rojwelat Kızma’a ne oldu?”, “Hep kavgaydı yaşamımız”, “Soykırım feminist bir meseledir”, “Göçmen kadınlarla mücadelemiz ortak”, “Yasalar sokakta yazılır”, “Her yer Taksim her yer direniş”, “Hangi barikat aşılmaz biz istersek”, “Savaşım her kadın özgür olana dek”, “Sara ve Bişeng intikam sözümüz”, “Katilin üstünde ne varmış?”, “Berxwedan jiyan e”, gibi rengarenk dövizler taşındı. Eylemde 2013 yılında Paris’te katledilen Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ın fotoğraflarının yer aldığı ve üzerinde “Hep kavgaydı yaşamım” yazan döviz ile Kürtçe dövizler de yer aldı.

Polis barikatlarını aşarak Cihangir’e ulaşan kadınlar, Otopark önünde yapılan basın açıklamasıyla eylemi sonlandırdı.

Cihangir Otoparkı önünde platformun basın metninin Kürtçesini Derya Doğan, Türkçesini de Evrim Gürenin okundu.

Eylem biterken Gençlik Komiteleri ve Umut-Sen’li kadınlar, Taksim İstiklal Caddesi’nin kadınlara kapatılmasını protesto ederek barikata yüklendi.

‘Direnmenin gücünü dayanışmada bulduk!’

Okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

Bugün 8 Mart 2024. 22’nci Feminist Gece Yürüyüşü’ndeyiz. Sadece 22 yıldır değil, kendimizi bildiğimizden beri, yüzyıllardır mücadele vermiş, erkeklere direnmiş kadınlardan aldığımız güçle mücadele ediyoruz. Bu sene de başta patriyarkayla ve gücünü yine patriyarkadan alan siyasi baskılarla mücadele etmenin yolunu feminizmde, direnmenin gücünü feminist dayanışmada bulduk. Feminist mücadele bize sadece kadın ve lgbti+ düşmanlığıyla başa çıkma azmini değil, aynı zamanda her gün, her yerde dünyayı değiştirebileceğimize dair inancımızı verdi. Yalnızca bizler mücadele ettikçe, direndikçe artan iktidarın siyasi baskılarına karşı değil, hayatımızın her alanını ele geçirmeye, bedenlerimiz üstünde söz söylemeye, emeğimizi gasp etmeye, paramıza, malımıza, mülkümüze el koymaya, sırtımızdan geçinmeye, bizi sindirmeye, şiddetle kontrol edip cezalandırmaya çalışan erkeklere karşı her gün her an mücadele verdik.

‘Bu mücadelede yalnız olmadığımızı bilmek bize güç veriyor’

Bu erkekler kimi zaman sokakta tanımadığımız bir erkek, kimi zaman iş arkadaşımız, patronumuz, kimi zaman ve en çok da babamız, sevgilimiz kocamız oldular. Bizi sindirmek için, bizi bu eşitsiz sömürü düzenine mahkum etmek için yalnızca baskı ve şiddeti değil, aynı zamanda sevgi sözcüklerini kullanarak bizim için en iyisi olduğunu iddia ettikleri kendi kararlarına bizi iknaya çabaladılar. Şu yüzyılda, bugün burada bulunan on binlerce kadın, sırf geçtiğimiz 8 Mart’tan bu yana binlerce defa hayatındaki erkeklere eşit olduklarını anlatmaya, kendi kararları ile diledikleri yaşamı sürme hakları olduğunu anlatmaya çalıştı. Bizim mücadelemizden, feminizmden korkuyorlar çünkü feminist dayanışmamız, birlikte ördüğümüz bu mücadele bizlere yalnız olmadığımızı hatırlatıyor. Kendimizi en çaresiz, alternatifsiz hissettiğimiz anlarda, bu hayatı değiştirme gücümüz olduğunu bizlere hatırlatıyor. Erkeklere hayır deme, bu düzene başkaldırma gücü veriyor.

Şiddet depremde de sürdü

6 Şubat depremleri sonrasında bu düzenin nasıl işlediğini en ağır biçimde gördük. Evler, binalar yıkıldı, sokaklar, meydanlar yok oldu ama kadınların yaşamı yeniden kurma yükü ortadan kalkmadı. Ev yokken bile ev içi emek sömürüsü vardı. Günler, aylar boyunca kadınlardan yoklukta düzen yaratmaları, çocuklarına, kocalarına, hastalara, yaşlılara, engellilere bakmaları, su olmadan çamaşır, bulaşık yıkamaları beklendi. Şiddet uygulayan kocalarıyla, akrabalarıyla çadır ve konteyner paylaşmaya zorlandılar. Sağlığa, beslenmeye, güvenliğe, haklarına erişimleri olmadan bir seneyi doldurdular. ‘Bize oy vermezseniz işte böyle olur’ lafını işittiler siyasetin en tepesinden. Biz kadınlar bu tehdidi, ‘bana itaat etmezsen dayağı hak edersin” diyen erkeklerden, ‘o saatte sokaktaysan, öyle giyindiysen, içki içtiysen tecavüzü hak edersin’ diyen erkek medyadan, yargıdan, toplumdan iyi biliyoruz. 

Her alanda saldırı

Bir de bu yıkımın sorumlusu olan belediye başkanları, bakanlar hiç utanmadan yerel seçimde aday oldular. Yaşadıklarımızı unutturma, bizi tehditle susturma çabalarını kabul edecek olsak, buna karşı susacak olsak çoktan sinmiştik, hayattan silinmiştik. Ama tam tersine bugün feminizm her yerde, çünkü kurtuluşumuz feminizmde. 2024’te giderek yoksullaşırken barınma krizinden işsizliğe, çocuk bakımından yaşlı bakımına, nitelikli eğitime erişmekten meslek seçebilmeye kendi ayaklarımız üzerinde durmamızın ne kadar zorlaştırıldığının farkındayız. Bize bunun karşısında tek bir yol sunuluyor: Aile. Bu siyasetin en üst mertebesinden Aile şuralarıyla, Medeni Kanunu ve Anayasa’yı değiştirme çabalarıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğinin tamamen silindiği eğitim sisteminin Diyanet’in etkisi altına girmesiyle örgütleniyor. Bize kapatılan bu sokaklar, “Büyük Aile Buluşmaları” adı altında LGBTI+ nefreti yayan tarikatlara açılıyor. Onların aile dedikleri, içinde istismara ve şiddete uğradığımız, emeğimizin, bedenizim, varlığımızın yok sayıldığı ve sömürüldüğü bir dayatma. 

2023’te 300’ün üzerinde kadın katledildi

Barınacak bir ev, geçinebilmek için eşitsizliğe razı gelmemiz bekleniyor. Başka türlüsünü yaşamak ise ‘ayıp’ ve ‘yasak’. Bununla beraber mevcut iktidar, esnek ve güvencesiz çalışma vaadiyle kadınları evden ve evin yükünden çıkışsız bırakmak, yılların emeğinin karşılığı olmayan nafaka ve tazminatı bile kısmak üzerine sürekli gündem üretiyor. Özetle, paramız olmadığı için erkeklere mecbur olalım istiyorlar. Yoksulluğu gizlemek için buldukları yöntem patriyarkayı pekiştirmek. Bu sırada o ailelerin içinde kadınlar öldürülüyor veya şiddetten kurtulmak için öldürmek zorunda kalıyor, sonra da hayatta kaldığı için en ağır şekilde cezalandırılıyor. 1980’lerden bu yana feminist hareket o kutsal addedilen ailelerde yaşanan şiddeti ifşa ediyor. Erkeklerin şiddetinin devletin uygulamalarıyla meşrulaştırıldığını anlatıyor. Resmi olmayan verilere göre 2023’te de 300’ün üzerinde kadın erkekler tarafından öldürüldü. Sadece iki gün içinde 9 kadın ya evlilik içinde ya boşanmaya çalışırken ya boşandıktan sonra uzaklaştırma kararına rağmen katledildi.

‘Soykırım sürüyor’

Biz erkek şiddetini, şiddetin engellenmeyişini, erkek egemenliğini bir toplumsal sistem olarak ele alıyoruz. Kolluğun görevini yapmadığını, 6284’ün etkin uygulanmadığını, hakimlerin cinsiyetçi yargılamalarını, devlet sığınaklarının yetersizliğini gündeme getiriyoruz. Mevcut siyaset ise kadınların güçlenmesini, eşitlenmesini ürkütücü buluyor ve aileyi güçlendirmede ortaklaşıyor. Ürksünler zaten, çünkü bize eşitlik, özgürlük yoksa onlara da huzur yok. Bu yıl yine her yanımız savaşla kuşatılmış halde. Gazze’de gözlerimizin önünde açık bir soykırım sürüyor. Bu soykırım Batı dünyasında feminizmle meşrulaştırılmaya çalışıyor. Halbuki işgalle, soykırımla feminizm olmaz. Türkiye bir yandan Filistin’e destek olduğunu söylerken öte yandan İsrail’le ticareti, sürdürüyor. İsrail’e betonu, çeliği, petrolü sağlamaktan geri durmuyor. İsrail’i kınadığını söylerken Rojava’da kadınların çocukların üzerine bombalar atıyor. Bunun üzerine mülteci ve yabancı düşmanlığı sürekli kışkırtılıyor. Göçmen kadınlar her zamankinden güvensiz. Ama tüm bunların karşısında bitiremedikleri feminist dayanışmamız var.

‘Hayal etmekten vazgeçmeyeceğiz’

Savaşın, patriyarkanın, transfobinin, homofobinin, kapitalist emek sömürüsünün, ırkçılığın olmadığı bir dünyayı hayal etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bunun için umudumuz, gücümüz, hayatımız ve kurtuluşumuz feminist mücadele.”