Refah’a Saldırı ve Filistin’in Etnik Temizliği



Kaçacak yerleri kalmayan Filistinlilerin Refah’ta sığındıkları çadırlar vuruldu, çadır kentte çıkan yangın sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 45 kişi yanarak hayatını kaybetti, 249 Filistinlinin yaralandığı bildirildi.


İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği soykırım saldırıları, Refah kentinde yoğunlaşmış durumda. Uluslararası Adalet Divanı’nın geçen Cuma verdiği karara rağmen İsrail son iki gün içinde Refah’a 60’tan fazla hava saldırısı gerçekleştirdi. Bunların sonuncusunda, kaçacak yerleri kalmayan Filistinlilerin sığındıkları çadırlar vuruldu, çadır kentte çıkan yangın sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 45 kişi yanarak hayatını kaybetti, 249 Filistinlinin yaralandığı bildirildi.

Refah, üç haftadır aralıksız bombalanıyor ve İsrail tankları her gün sokak sokak ilerleyerek kente giriyor.

Katliam Sonrası İsrail Tankları Refah’a Girdi

İsrail tankları, Gazze Şeridi’nin güneyinde yer alan Birleşmiş Milletler’in “Güvenli Bölge” ilan ettiği Refah’a girdi. Reuters haber ajansının görgü tanıklarına dayandırdığı haberine göre, İsrail tankları Refah’ın merkezine ulaştı ve El Avde Camisi yakınlarında görüldü. İsrail Ordusu, operasyonla ilgili açıklama yapacağını duyururken, görgü tanıklarının ifadeleri hakkında yorum yapmadı.

Gazze’deki sağlık yetkilileri, saldırılarda ölenlerin çoğunluğunun kadın, çocuk ve yaşlı olduğunu belirtti. Ağır yanıklar nedeniyle ölü sayısının artabileceği ifade edildi. Siyonist İsrail Başbakanı Netanyahu, adeta dalga geçercesine saldırı sırasında savaşçı olmayanlara zarar vermemek için çaba gösterdiklerini, ancak trajik bir şekilde bir şeylerin yanlış gittiğini ifade etti.

Filistinlilerin Yerinden Edilmesi

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Refah’taki İsrail bombardımanının ardından son üç haftada 1 milyon kişinin bölgeyi terk ettiğini açıkladı. UNRWA, İsrail ordusunun yoğun bombardımanı ve kara saldırıları sonucunda 1 milyon Filistinlinin güvenli bir yer bulmak umuduyla Gazze’nin farklı bölgelerine göç ettiğini belirtti. Ancak, savaşın devam etmesiyle temel ihtiyaçların karşılanmasının giderek zorlaştığı, yiyecek ile su sıkıntısının arttığı vurgulandı.

20 Mayıs’taki UNRWA açıklamasında, İsrail Ordusu’nun saldırılarının başlamasından itibaren Refah’tan 2 haftada 810 binden fazla Filistinlinin yerinden edildiği belirtilmişti. İsrail ordusunun Mısır sınır kapısını ele geçirdiği ve Refah bölgesine yoğun bombardıman gerçekleştirdiği bildirilmişti.

Sahte Gözyaşları

BM İnsani Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze’de hiçbir yerin güvenli olmadığını belirterek, İsrail’in saldırılarını ‘hata’ olarak nitelendiremeyeceğini ifade etti. Griffiths, saldırıların sonuçlarının kabul edilemez olduğunu ve bu tür cezasızlığın devam edemeyeceğini söyledi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Refah’ta sivillerin yoğun olduğu bölgelerin vurulmasının öngörülebilir bir sonuç olduğunu belirterek İsrail’in inceleme başlatacağını duyurdu.

UNICEF Sözcüsü James Ender ise, Refah’taki çadır kamplarının hedef alınmasının felakete yol açacağını belirtti. Elder, Gazze’deki annelerin çocuklarını güvenli olmayan ortamlarda uyutmaya çalıştıklarını ve yaşanan hijyen eksikliğinin büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.

Tepkilerin Yetersizliği

İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve uluslararası toplumun tepkisi, Filistin halkının yaşadığı trajediyi gözler önüne seriyor. İrlanda, İspanya ve Norveç’in 22 Mayıs’ta Filistin devletini tanıma kararının ardından, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Gazze Şeridi ve Batı Şeria dahil Filistin devletini resmen tanıyacaklarını açıkladı. Sanchez, Filistin devletinin başkentinin Doğu Kudüs olması gerektiğini ve Batı Şeria ile Gazze’nin bir koridorla birleşmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Madrid’in 1967’den sonra Filistin sınırlarında yapılan herhangi bir değişikliği tanımayacağını belirtti.

Sanchez, Filistin devletinin tanınmasının İsrail ve Filistin arasında barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını ve bunun tarihi bir adalet meselesi olduğunu ifade etti. Filistin halkının meşru taleplerini karşılamak için bu tanınmanın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu belirtti.

İsrail’in Gazze’deki soykırım saldırıları ve uluslararası toplumun yaptırımdan yoksun tepkisi, Filistin halkının yaşadığı trajediyi ve emperyalist devletlerin, bölge gericiliklerinin bu durumu görmezden geldiğini gözler önüne seriyor.

Gazze’deki insanlık dramı, dünyanın çeşitli bölgelerinden yükselen seslere rağmen devam ediyor. Rafah’taki durum, Filistin halkının tarih boyunca karşılaştığı zorlukların ve trajedilerin bir devamı olarak karşımıza çıkıyor.